Sinan Paşa Camii'nde restorasyon sonrası bakımsızlık endişesi
İstanbul Beşiktaş'ın simge yapılarından Sinan Paşa Camii'nde restorasyon sonrası yaşanan duvar dökülmeleri ve nem sorunları, tarihi mirasın korunmasında kurumsal koordinasyon ihtiyacını gündeme getirdi.

İstanbul’un Tarihi Mirasında Restorasyon ve Bakım Sorunu
İstanbul'un kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan tarihi yapılar, sadece mimari özellikleriyle değil, bulundukları semtlere kattıkları ruh ile de öne çıkıyor. Mimar Sinan tarafından 1548 yılında Kaptan-ı Derya Sinan Paşa adına inşa edilen Beşiktaş'taki Sinan Paşa Camii, bölgenin en eski ve kıymetli eserleri arasında yer alıyor. Ancak, bu tür kadim yapıların korunmasında yalnızca restorasyonun yeterli olmadığı, düzenli ve sürdürülebilir bakım süreçlerinin hayati önem taşıdığı belirtiliyor.
Kurumlar Arası Koordinasyon ve Bakımsızlık İddiaları
Yazar Kemal Kahraman, kaleme aldığı değerlendirmede, Sinan Paşa Camii'nde yaklaşık on yıl önce yapılan restorasyona rağmen iç mekanlarda nem ve drenaj kaynaklı ciddi sorunlar gözlemlediğini ifade etti. Kıble duvarlarındaki kalem işi süslemelerin dökülmesi ve duvarlarda oluşan derin çukurlar, eserin korunması konusundaki eksiklikleri gözler önüne seriyor. Kahraman, tarihi eserlerin yönetiminde Vakıflar Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki yetki paylaşımı ve koordinasyon problemlerinin, bakım süreçlerini olumsuz etkilediğini vurguladı.
- Tarihi yapıların restorasyon sonrası sürekli bakım anlaşmalarıyla desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor.
- Kurumlar arası bürokratik engellerin, acil onarım müdahalelerini zorlaştırdığı belirtiliyor.
- Cami envanterinde bulunan 19. yüzyıla ait tarihi saatlerin, müze standartlarında korunması gerektiği hatırlatılıyor.
Yetkililerle yaptığı görüşmelerde, mevcut prosedürlerin günlük veya küçük çaplı müdahalelere imkan tanımadığını aktaran Kahraman, yeni bir restorasyon projesi beklendiğini belirtti. Özellikle turistik ve kültürel açıdan vitrin niteliği taşıyan bu tür eserlerde, Milli Saraylar gibi donanımlı kurumların desteğiyle daha etkili bir koruma stratejisi izlenmesi öneriliyor. Osmanlı coğrafyasındaki birçok eseri ihya eden bir dönemde, İstanbul'un merkezindeki tarihi bir yapının bakımsızlığa terk edilmesinin üzüntü verici olduğu kaydediliyor.



