Orta Doğu'da Tansiyon Yükseliyor: Husiler Sahaya İndi, İran ABD'yi Pazarlık Masasına Çekiyor
İran ile İsrail arasındaki gerilim sürerken, Yemen'deki Husiler balistik füze fırlatarak ve Kızıldeniz'de İsrail gemilerine yönelik tam yasak kararı alarak bölgedeki tansiyonu daha da artırdı. Uzmanlar, bu hamlelerin İran'ın müzakere masasında elini güçlendirme stratejisinin bir parçası olduğunu belirtiyor.

Orta Doğu'da İran ile İsrail arasındaki gerilim tırmanırken, Yemen'deki İran destekli Husiler (Ensarullah Hareketi) bölgedeki dengeleri değiştirebilecek bir adım attı. İran'a yönelik saldırılara misilleme olarak İsrail'e balistik füze fırlatan Husiler, aynı zamanda Kızıldeniz'de İsrail gemilerine yönelik kapsamlı bir yasak kararı aldıklarını duyurdu. İsrail ordusu, ülkenin çeşitli bölgelerinde sirenlerin çaldığını ve füzelerin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini bildirdi.
Yaşanan bu gelişmeler, bölgedeki askeri ve siyasi dengeler açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. İran Araştırmaları Merkezi Uzmanı Oral Toğa, Haber7'ye özel açıklamalarda bulunarak, Husilerin eylemlerinin ve İran'ın genel stratejisinin perde arkasını araladı.
Kapasite Gösterisi ve Müzakere Kozu
Oral Toğa, Husilerin son eylemlerinin henüz tam kapsamlı bir savaşa dahil olma durumu taşımadığını belirtti. Toğa, bu adımların daha çok bir 'kapasite göstergesi' olduğunu ve İran'ın Amerika Birleşik Devletleri'ni (ABD) nükleer anlaşma müzakerelerinde masaya zorlamak ve elini güçlendirmek için kullandığı bir 'koz' olarak görülebileceğini ifade etti. İran'ın daha önce de olası bir gerilimde savaşı asimetrik yollarla bölgeye yayma niyetini beyan ettiğini hatırlatan Toğa, Lübnan ve Kuveyt gibi bölgelerdeki saldırıların da bu stratejinin bir parçası olabileceğini söyledi.
Babülmendep ve Hürmüz Boğazı'nın Stratejik Önemi
Husilerin eylemlerinin bir 'uyarı' niteliği taşıdığına dikkat çeken Toğa, Hürmüz Boğazı'nın statüsünün değiştiğini vurgulayarak, İran'ın Babülmendep Boğazı'nın statüsünün değişmesi veya istikrarsızlaşması durumunda maliyetleri artıracağı mesajını vermek istediğini belirtti. Toğa, “İki sene önceki gibi maliyeti çok daha yükseltiriz ve bu maliyetin altında kalırsınız mesajını vermek istiyor.” dedi. Bu gelişmelerin akıbetine göre çok daha farklı senaryoların ortaya çıkabileceğini ekledi.
Kızıldeniz Kapanırsa Küresel Ticaret Çöker
Kızıldeniz'deki hareketliliğin ve olası bir kapanma senaryosunun küresel ticaret üzerindeki etkilerine de değinen Toğa, Husilerin yaklaşık 1.5-2 yıl önce Babülmendep Boğazı'nı istikrarsız hale getirdiği ve bu süreçte ticaretin ciddi zarar gördüğü dönemi hatırlattı. Birçok ülkenin Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu'ndan dolaşmak zorunda kalmasının tedarik zincirlerine ağır darbeler vurduğunu belirten Toğa, “Avrupa ile Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlayabilecek tek alan orası. Hürmüz Boğazı'nın önemi ayrı, bu bölgenin önemi ayrı stratejik olarak.” ifadelerini kullandı. İki önemli su yolunun aynı anda kapanmasının küresel ekonomiler için büyük bir sıkıntı yaratacağını sözlerine ekledi.
Çatışma Körfez'e Yayılabilir Mi?
Geleceğe yönelik senaryoları da değerlendiren Toğa, ABD Başkanı'nın İran'ın sivil ve elektrik altyapılarına yönelik geçmişteki tehditlerinin gerçeğe dönüşmesi veya İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını kalıcı hale getirmesi gibi durumların çatışmanın seyrini değiştirebileceğini belirtti. İran'ın vereceği cevabın boyutlarının öngörülebileceğini ifade eden Toğa, olası senaryoları şöyle sıraladı:
“Bir ateşkes zemini sağlanır ya da saldırıların boyutu ilerlemez yani bir şekilde bu süreç daha fazla yayılmadan sona ererse konu burada kapatılabilir. Ancak bir diğer senaryoda yaşananlar sadece Yemen'le sınırlı kalmaz. Irak sahası, Körfez'deki diğer ülkeler, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere, Bahreyn, Kuveyt, Irak keza buralar ciddi anlamda istikrarsızlığa sevk edilebilir. Çatışma bu bölgelere sıçrayabilir.”



