Öğretmene Saygısızlık ve Tüketim Odaklı Mezuniyet Törenleri: Eğitimde Alarm Zilleri
Eğitimci Prof. Dr. Vehbi Ünal, son yıllarda artan öğretmene yönelik saygısızlık vakalarına ve mezuniyet törenlerindeki aşırı harcamalara dikkat çekerek, bu durumun toplumsal çürümenin bir yansıması olduğunu belirtti.

Eğitimci Prof. Dr. Vehbi Ünal, bir milletin geleceğinin şekillendiği okullarda yaşanan iki önemli soruna dikkat çekti: öğretmene yönelik saygısızlık ve mezuniyet törenlerindeki aşırı tüketim kültürü. Ünal, bu durumların toplumsal değerlerdeki yozlaşmanın ve eğitim sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Öğretmene Yönelik Saygısızlık ve Değer Kaybı
Öğretmenlik mesleğinin, Nurettin Topçu'nun ifadesiyle "adanmışlık" gerektiren kutsal bir görev olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, son yıllarda bu mesleğe yönelik saygının ciddi şekilde azaldığını dile getirdi. Sosyal medyada yer alan ve genç öğretmenlere yönelik öğrenci alaylarını gösteren videoların kendisini derinden üzdüğünü ifade eden Ünal, "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" anlayışından, "öğretmene nasıl saygısızlık yaparım" anlayışına geçişin nedenlerini sorguladı.
Bu durumun sadece bireysel terbiye eksikliğinden kaynaklanmadığını, aileden eğitime, sosyal medyadan yasal düzenlemelere kadar uzanan sistemik bir çürümenin sonucu olduğunu belirtti. "Çocuk her zaman haklıdır" anlayışının hakim olduğu, sınırların ve kuralların belirsizleştiği aile ortamlarında yetişen çocukların kendilerini dokunulmaz hissettiğini, ailelerin ise "benim çocuğum yapmaz" sendromuyla hareket ettiğini söyledi. Bu durumun, öğretmenin sınıftaki otoritesini zedelediğini ve ders işleme kabiliyetini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Ünal, geçmişte yaşanan otoriter eğitim anlayışından, günümüzde öğretmene saygısızlıkta sınır tanımayan nesiller yetiştirme noktasına gelindiğini belirtti. "Çocuk merkezli eğitim"in zamanla "çocuk her zaman haklıdır" anlayışına dönüştüğünü, çocuğun korunması ile her yanlışının savunulması arasındaki farkın unutulduğunu ifade etti. Ayrıca, sosyal medyadaki "viral olma" arzusunun ve "beğeni toplama" isteğinin, gençleri olumsuz davranışlara sürüklediğini, sınıftaki otoritenin öğretmenden çok cep telefonuna geçtiğini söyledi.
Mevcut eğitim sisteminin yapısının da bu tabloyu beslediğini belirten Ünal, okuma isteği olmayan öğrencilerin zorunlu eğitim kıskacında tutulmasının, öğrencilerin kendilerini farklı yollarla ispatlama çabasına yol açtığını ve bunun da öğretmenleri çaresiz bıraktığını savundu. Yasal düzenlemelerin de "öğrencinin beyanı esastır" yaklaşımıyla öğretmenin elini kolunu bağladığını, hak arama süreçlerinde öğretmeni yalnızlaştırdığını ve mevcut yaptırımların caydırıcı olmaktan uzak olduğunu ekledi.
Tarihten Günümüze Saygı Köprüsü: İlme Hürmet
Prof. Dr. Ünal, öğretmene yönelik saygısızlığın ahlaki çürümenin bir göstergesi olduğunu belirterek, Osmanlı'dan çarpıcı bir örnek verdi. Yavuz Sultan Selim'in, hocası İbn-i Kemal'in atının ayağından sıçrayan çamuru kaftanına şeref olarak kabul ettiğini ve bu kaftanın türbesine örtülmesini vasiyet ettiğini hatırlattı. Bu durumun, ilme ve âlime gösterilen derin saygının bir nişanesi olduğunu belirterek, günümüzde bu hürmetin kaybolduğunu ve bir hükümdarın hocasının çamurunu şeref bildiği bir medeniyetten, öğretmenine el kaldıran bir nesle nasıl savrulunduğunu sordu. Bir toplumun öğretmenini harcadığında, kendi geleceğini de harcadığını vurguladı.
Mezuniyet Törenleri: Tüketim Yarışı ve Siyasi Şov Tehlikesi
Eğitimdeki yozlaşmanın sadece sınıflarda değil, mezuniyet törenlerinde de kendini gösterdiğini belirten Ünal, anasınıfından üniversiteye kadar her kademede düzenlenen törenlerin, anlamından koparak bir tüketim yarışına ve gösterişe dönüştüğünü ifade etti. İstanbul Erkek Lisesi'nde yaşananların, bu programların siyasi şova ve linç kampanyasına dönüşme tehlikesini gözler önüne serdiğini belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu duruma el atması gerektiğini söyledi.
Bir devlet ilkokulunda mezuniyet için velilere gönderilen "alınacaklar listesi"nin ciddi bir meblağ tuttuğunu ve bunun hem maddi külfet yarattığını hem de çocuklarda gösteriş ve tüketimi değerli kılan yanlış bir algı oluşturduğunu dile getirdi. Gazze'deki çocukların yaşadığı zorluklara dikkat çeken duyarlı bir velinin, gereksiz harcamalar yerine mevcut kıyafetlerin kullanılmasını önermesi örneğini paylaşarak, savurganlığın ve duyarsızlığın geldiği noktayı eleştirdi. Açlıktan kıvranan çocuklarla, savurganlığın zirvesini yaşayan aileler arasındaki acı tezatı vurguladı.
Son olarak, çocuklara tüketimi mi, vicdanı mı; gösterişi mi, hürmeti mi miras bıraktığımızı sorgulayan Ünal, bu çürümeyi durdurmanın ve "adanmış ruh"a sarılmanın mümkün olduğunu belirtti. Öğretmene değer veren, sadeliği erdem bilen, başkasının acısını hisseden bir nesil yetiştirmenin, geleceği yeniden inşa etmenin ilk adımı olduğunu hatırlattı. Öğretmene sahip çıkmanın, yarınlara sahip çıkmak anlamına geldiğini vurgulayarak, sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diledi.


