Son Dakika

NATO Zirvesi Sonrası Dünya Basını: Erdoğan Tek Kazanan Mı Oldu?

NATO Zirvesi'nin Ankara'daki ilk günü, dünya basınında geniş yankı buldu. Özellikle ABD Başkanı Trump'ın açıklamaları ve Türkiye'nin ev sahipliği dikkat çekerken, bazı yayın organları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı zirvenin 'tek kazananı' olarak nitelendirdi.

Ayşe N.3 dakika okuma0 görüntülenme
NATO Zirvesi'nin Ankara'daki ilk günü dünya basınında geniş yankı buldu.
NATO Zirvesi'nin Ankara'daki ilk günü dünya basınında geniş yankı buldu.
Paylaş:

NATO Zirvesi'nin Ankara'daki ilk günü, uluslararası basında farklı açılardan değerlendirildi. Zirveye ev sahipliği yapan Türkiye'nin stratejik rolü, ABD Başkanı Donald Trump'ın mesajları ve Avrupa'nın savunma politikalarındaki olası değişimler öne çıkan başlıklar oldu. Özellikle ABD merkezli Politico'nun "tek net kazanan" olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı işaret etmesi dikkat çekti.

Erdoğan'ın Stratejik Liderliği ve Savunma Sanayisi Vitrini

Politico, NATO Zirvesi'nin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "yerli savunma sanayisi alanında etkili bir müzakereci ve lider olarak öne çıkmayı başardığı" yorumunu yaptı. Zirve, Türkiye'nin gelişmiş savunma sanayisini ve üretim kapasitesini Avrupalı müttefiklere sergilemesi açısından "stratejik bir vitrin" olarak değerlendirildi. Defence24, Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu ve bu zirvenin savunma sanayisini tanıtmak için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Zirveye ev sahipliği yapan Ankara'daki yoğun güvenlik önlemleri ve diplomatik trafik de uluslararası basının gündemindeydi.

Handelsblatt, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump'a gösterişli bir karşılama hazırladığını ve bunun Ankara'nın diplomatik sahnedeki görünürlüğünü artırdığını yazdı. Tagesschau ise Türkiye'yi "vazgeçilmez ama tartışmalı ortak" olarak tanımlayarak, Karadeniz, Orta Doğu ve Kafkasya gibi bölgelerdeki stratejik önemine dikkat çekti. Ancak Ankara'nın bazı dış politika tercihleri nedeniyle Batılı müttefikleriyle zaman zaman gerilim yaşadığı da hatırlatıldı.

Trump'ın Açıklamaları ve Avrupa'nın Savunma Politikaları

Zirvenin ilk gününün en çok konuşulan ismi ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinden önce Türkiye'ye yönelik yaptırımların kaldırılacağını ve F-35 satışını değerlendireceğini açıkladı. Bu açıklamalar, Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemi alımı nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımları ve F-35 programından çıkarılması bağlamında önemliydi. Handelsblatt, Trump'ın bu açıklamasını "Trump F-35 satışına açık" başlığıyla duyurdu ve bunun Ankara-Washington ilişkilerinde yeni bir sayfa açabileceğini belirtti.

Trump'ın Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları konusundaki eleştirileri de Alman basınında geniş yer buldu. Özellikle Almanya'nın NATO'ya katkısını "gülünç" olarak nitelendirmesi üzerine, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa'nın daha güçlü bir NATO inşa etmesi gerektiği mesajını verdi. Merz'in zirveden bir "Ankara ruhu" çıkmasını umduğunu ifade etmesi, Avrupa'nın ABD'den tamamen kopmadan savunma alanında daha fazla sorumluluk alma isteği olarak yorumlandı.

Bu durum, Alman basınında Trump faktörüne karşı bir denge arayışı olarak görüldü. Avrupa ülkeleri bir yandan Washington'un güvenlik garantilerini korumak isterken, diğer yandan Trump'ın baskıları nedeniyle savunma bütçelerini artırma gerekliliğiyle karşı karşıya kaldı.

Ekonomik Boyut ve Savunma Sanayii Anlaşmaları

Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) ve Handelsblatt gibi ekonomi gazeteleri, zirvenin ilk gününü savunma sanayisi üzerinden de değerlendirdi. Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması, yeni silah sistemlerine yönelmesi ve ortak üretim projeleri ekonomi basınının ana gündemi oldu. Kanada'nın Alman denizaltı üreticisi TKMS ile yaptığı 62 milyar avroluk anlaşma, bu çerçevede öne çıkan somut gelişmelerden biriydi.

Almanya'nın 2026 yılı için NATO'ya 124,7 milyar avroluk savunma harcaması bildirmesi de rekor olarak kayıtlara geçti. Der Spiegel ve WELT, Avrupa'daki NATO müttefiklerinin ve Kanada'nın savunma harcamalarındaki artışı, Avrupa'nın savunma konusunda daha fazla sorumluluk almak zorunda kaldığı şeklinde yorumladı. Bu gelişmeler, NATO'nun güvenlik kaygılarının, Alman şirketleri için büyük siparişlere ve uzun vadeli üretim anlaşmalarına dönüştüğünü gösterdi.

Deutschlandfunk ve diğer kamu yayıncıları ise Türkiye'nin rolünü daha dengeli bir dille ele aldı. Türkiye'nin NATO için "zor ama vazgeçilmez bir ortak" olduğu kabul edilirken, S-400 alımı ve Batı ile yaşanan güven bunalımı gibi konular nedeniyle ittifak içinde kolay bir ortak olmadığı da belirtildi. Zirvenin ilk gününün ana güvenlik gündemlerinden biri olan Ukrayna'ya yönelik 140 milyar avroluk askeri destek hedefi de Alman basınında yer buldu.

Paylaş: