Son Dakika

NATO Zirvesi'ne Mehter Damgası: Bulgar Yazar Sophia Proneikos'tan Tarihi Yorum

Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin en dikkat çekici anlarından biri, liderlerin mehter marşı eşliğinde karşılanması oldu. Bulgar yazar Sophia Proneikos, bu tarihi anı ve mehterin önemini kaleme aldı.

Murat E.2 dakika okuma0 görüntülenme
NATO Zirvesi'nde mehter marşı eşliğinde liderlerin karşılanması
NATO Zirvesi'nde mehter marşı eşliğinde liderlerin karşılanması
Paylaş:

Ankara'da ev sahipliği yapılan NATO Zirvesi, sadece siyasi ve askeri gündemiyle değil, aynı zamanda ev sahibi Türkiye'nin kültürel dokunuşlarıyla da öne çıktı. Yüzlerce yabancı basın mensubu ve diplomata kapılarını açan Türkiye'nin misafirperverliği, zirvenin en çok konuşulan konularından biri oldu. Almanya'dan Japonya'ya kadar birçok ülkeden gelen katılımcılar, Türk mutfağının ve zengin kültürel etkinliklerin hayranlığını sosyal medyada paylaştı.

Mehter Marşıyla Karşılanan Liderler

Zirvenin en dikkat çekici anlarından biri ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde verdiği akşam yemeği resepsiyonu öncesinde gerçekleşen karşılama töreniydi. NATO üyesi ülkelerin liderleri Külliye'ye geldiklerinde, her biri için özel olarak seçilmiş mehter marşlarıyla karşılandı. Türk savaş tarihinde önemli bir yere sahip olan mehter, bu tarihi buluşmaya farklı bir boyut kattı.

Tarihi Süreklilik Vurgusu

Bulgar yazar Sophia Proneikos, zirvedeki bu anı kendi perspektifiyle değerlendirdiği bir paylaşım yaptı. X (eski adıyla Twitter) platformunda viral olan paylaşımında Proneikos, tarihin hiç kaybolmadığını, sadece modern insanlara farklı şekillerde sunulduğunu belirtti. Proneikos'a göre, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en etkileyici sahnesi müzakere masasında değil, dünyanın en eski askeri müzik topluluklarından biri olan mehterin eşliğinde NATO liderlerinin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde karşılanmasıydı.

Yazar, savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan NATO'nun, kökleri 13. yüzyıla dayanan bir askeri geleneğin müziğiyle karşılanmasını olağanüstü bir tarihi süreklilik olarak nitelendirdi. Bu durumun, Türkiye'nin geçmişini bir yük olarak değil, bir dil olarak gördüğünü ve bu dili konuşmayı bilen milletlerin tarihlerini sadece sözlerle değil, güçlü sembollerle de anlattığını gösterdiğini ifade etti.

Mehter Bir Silah Olarak

Sophia Proneikos, mehterin sadece bir askeri bando olmadığını, aynı zamanda bir silah olduğunu vurguladı. Osmanlı ordularının ilerleyişinde mehterin, düşmanı savaş başlamadan önce yıldırıp caydıran bir rol üstlendiğini belirtti. Devasa kös davulları, zurnaların delici sesi, pirinç trompetler ve çınlayan zillerin sadece orduya eşlik etmekle kalmadığını, aynı zamanda düşman üzerinde psikolojik bir üstünlük kurduğunu dile getirdi.

Yazar, Avrupa ordularının Osmanlı mehterinden etkilenerek bu tarzı benimsemesinin ve bunun Mozart, Haydn, Beethoven gibi bestekarların eserlerine bile yansımasının tesadüf olmadığını söyledi. Tarihin bazen medeniyetleri kılıçla değil, bir ritimle fethettiğini belirten Proneikos, birkaç davul vuruşunun bile yeterli olabileceğini ifade etti.

Paylaş: