Naftali Bennett: Netanyahu hükümeti aşırı sağcıların esiri oldu
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı ortakları nedeniyle ülkeyi yönetme kabiliyetini kaybettiğini ifade etti.

Netanyahu hükümetinde kontrol kaybı
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich ile ultra-Ortodoks partilerin baskısı altında kaldığını ve ülkeyi yönetme yetisini yitirdiğini açıkladı. Amerikalı blogger Mario Nawfal'e verdiği röportajda iç siyaseti değerlendiren Bennett, Netanyahu'nun iktidarda kalabilmek adına bu isimlerin taleplerine boyun eğmek zorunda kaldığını belirtti.
Aşırı sağcı bakanlara yönelik sert eleştiriler
Hükümetin radikal unsurların etkisi altında olduğunu savunan Bennett, kendi başbakanlığı döneminde Ben-Gvir ve Smotrich gibi isimlere kabinede yer vermeyeceğini vurguladı. Bennett, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Bibi artık kendi kabinesine söz geçiremiyor. Ben-Gvir ve Smotrich onu farklı yönlere çekiyor. Eğer benim hükümetimde biri böyle saçma beyanatlarda bulunsaydı derhal müdahale ederdim, ancak Netanyahu varlığını onlara borçlu olduğu için bunu yapamıyor."
Askeri doktrin ve ekonomi uyarısı
İsrail'in mevcut askeri stratejisini de eleştiren Bennett, uzun süren çatışmaların ülkenin askeri doktrinine aykırı olduğunu savundu. Bennett, devam eden sürece dair şu değerlendirmelerde bulundu:
- Gazze, Lübnan ve İran ekseninde uzayan savaşlar ekonomiyi tüketiyor.
- Yedek askerler bu süreçte ciddi şekilde yıpranıyor.
- İsrail'in savaşı hızlı ve sonuç odaklı bitirebilecek basiretli bir yönetime ihtiyacı var.
- Mısır, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleriyle ilişkilerin yeniden tesis edilmesi gerekiyor.
İsrail'in yaşadığı uluslararası imaj krizinin sorumlusunun bizzat hükümetin politikaları olduğunu ifade eden Bennett, ülkenin içerideki aşırı uçların esiri haline geldiğini yineledi. Filistin Devleti'nin kurulmasına karşı duruşunu koruyan Bennett, İran'ı stratejik tehdit olarak görmeye devam ettiğini ancak mevcut yönetim anlayışının bu tehditlerle başa çıkmada yetersiz kaldığını kaydetti.



