Muhsin Yazıcıoğlu Suikastı Soruşturmasında Kritik Gelişme: Dosya Ankara'ya Taşındı
Merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada önemli bir adım atıldı. Kahramanmaraş'taki dosya, delilleriyle birlikte Ankara'ya devredildi. Bu gelişme, FETÖ'nün suikastı örtbas etme girişimlerini yeniden gündeme getirdi.

Türk siyasi tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olan BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada kritik bir gelişme yaşandı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayla ilgili yetkisizlik kararı alarak tüm delilleriyle birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devretti. Bu karar, Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasının FETÖ'nün planlı bir suikast olduğu iddialarını ve örgütün bu olayı örtbas etmek için kurduğu kumpas ağını yeniden gündeme taşıdı.
Ankara'ya devredilen soruşturma dosyasında, kazanın yaşandığı gün Malatya'dan kalkan iki F-4 savaş uçağının olay mahalline 20 kilometre yaklaştığı bilgisi yer alıyor. Ancak bu jetlerin kaza bölgesine en yakın olduğu kritik 4 dakikaya ait radar kayıtlarının silindiği veya karartıldığı bilimsel raporlarla ortaya kondu. Elde edilen bilgilere göre, bu F-4 uçaklarından birindeki silah sistemlerini kontrol eden bir subayın, FETÖ'nün Hava Kuvvetleri imamı olduğu iddia edilen Adil Öksüz ile yoğun telefon trafiği gerçekleştirdiği belirlendi. Bu durum, radar kayıtlarının neden karartıldığı sorusuna yanıt arayanlar için önemli bir ipucu olarak değerlendiriliyor.
Soruşturma dosyasında yer alan bir diğer çarpıcı iddia ise, Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin olduğu öne sürülen görüntülerin akıbetiyle ilgili. Bu görüntülerin bir flash bellekte toplandığı, örgütün finans merkezi olduğu belirtilen Bank Asya'daki şifreli kasalarda saklandığı ve daha sonra Pensilvanya'ya götürülerek terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'e teslim edildiği iddia ediliyor. Görüntüleri izlemek isteyen diğer örgüt üyelerine ise “yetkiniz yok, içiniz kaldırmaz” gibi ifadelerle engel olunduğu öne sürüldü.
FETÖ'nün, suikastı kendi amaçları doğrultusunda kullanmak ve Ergenekon dosyasına dahil etmek için çaba gösterdiği de soruşturma kapsamında deşifre edildi. Örgüt üyesi savcıların, isimsiz ihbar mektupları ve sahte gizli tanık ifadeleriyle soruşturmayı farklı bir yöne çekmeye çalıştığı belirlendi. Bu kumpasın arkasındaki isimlerden birinin, MİT TIR'ları soruşturmasıyla tanınan ve FETÖ üyeliğinden mahkum edilen Özcan Şişman olduğu belirtiliyor. Şişman'ın, yetkisi olmadığı halde FETÖ ve PKK sabıkası olan bir kişiyi gizli tanık olarak kullanarak suikastı Ergenekon süreciyle ilişkilendirmeye çalıştığı saptandı. Hatta soruşturmayı sulandırmak amacıyla bir psikiyatri hastasının bile tetikçi olarak dosyaya dahil edilmeye çalışıldığı anlaşıldı.
Soruşturma sürecinde, FETÖ'cü savcıların dosyayı bir fişleme aracına dönüştürdüğü de ortaya çıktı. Sahte ihbar mektupları ve taklit imzalarla, aralarında generallerin de bulunduğu 114 kişi iki yıl boyunca usulsüz şekilde dinlendi. Bu listede dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a ait bir telefon numarasının da bulunduğu tespit edildi.
Öte yandan, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in odasında bulunan bir jet maketinin, Yazıcıoğlu'nun helikopterinden uçakları tespit etmeye yarayan cihazları söken askerlere moral verdiği ve onlara “aslansınız” diyerek takke hediye ettiği yönündeki itiraflar da dosyada yer alıyor. Bu detaylar, suikastın planlanmasında ve örtbas edilmesinde örgütün üst düzey yöneticilerinin de rol aldığına işaret ediyor.
Dosyanın Ankara'ya taşınmasının ardından Muhsin Yazıcıoğlu ailesi de bir açıklama yaptı. Aile adına yapılan açıklamada, bu gelişmenin gerçeğin ortaya çıkarılması mücadelesinde yeni bir aşama olduğu belirtilerek, adaletin tecellisi için kararlılıkla mücadeleye devam edecekleri vurgulandı.



