Son Dakika

Muhalefetin 'Kendi Kalesine Gol' Sanatı: Siyasi Mizahın Kaynağı

Türkiye'deki muhalefet anlayışı, çoğu zaman politik bir duruştan çok 'performans sanatı' olarak nitelendiriliyor. Kurultay süreçlerinden bildirilerle çözüm bulma çabalarına, kendi içinde yarattığı absürt durumlar dikkat çekiyor.

Yönetici2 dakika okuma0 görüntülenme
Türkiye'de muhalefet yapma biçimini ele alan bir haber görseli
Türkiye'de muhalefet yapma biçimini ele alan bir haber görseli
Paylaş:

Türkiye'de siyasetin renkli ve zaman zaman da şaşırtıcı dünyasında, muhalefet yapma biçimi sıklıkla gündeme geliyor. Bazı yorumculara göre, Türkiye'deki muhalefet anlayışı, politik bir duruştan ziyade bir tür 'performans sanatı' olarak öne çıkıyor. Bu durum, zaman zaman kendi içinde öyle çelişkili ve öngörülemez döngülere yol açıyor ki, izleyenler için hem düşündürücü hem de mizahi bir zemin oluşturuyor.

Muhalefet partilerindeki kurultay süreçleri, bu durumun en belirgin örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Kimi zaman 'yenilenme' sloganıyla yola çıkılan bu organizasyonlarda, süreçlerin kendi içinde bir döngüye girdiği ve sonuçta büyük bir değişimin yaşanmadığı eleştirileri yapılıyor. Liderlik değişimlerinin beklendiği kurultaylarda, tüzük maddelerinin tartışıldığı uzun ve karmaşık süreçler yaşanabiliyor.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise, sorunlara karşı geliştirilen çözüm yöntemleri. Bir kriz anında veya olumsuz bir gelişme yaşandığında, ilk akla gelenin sert bir 'bildiri' yayımlamak olduğu ifade ediliyor. Bu bildirilerin dilinin oldukça ağdalı ve uzun olması, hatta içeriğinin tam olarak anlaşılmasının bile zorlaştığı durumlar yaşanabildiği belirtiliyor. Sosyal medyada paylaşılan uzun PDF'ler, adeta bir 'sıkıntıdan bayıltma' stratejisi olarak yorumlanıyor.

Muhalefetin en çok eleştirilen yönlerinden biri de, 'kendi kalesine gol atma' olarak tabir edilen durumlar. İktidarın zor durumda kaldığı veya kamuoyunun muhalefeti beklediği anlarda, partinin içinden gelen bir açıklama veya bir çıkış, tüm gündemi değiştirebiliyor. Bu durum, rakip kaleye hücum ederken topu kendi ağlarına göndermeye benzetiliyor. Ardından gelen 'biz öyle demek istemedik', 'arkadaşın şahsi fikriydi' gibi açıklamalarla bir döngü daha yaşanıyor.

Anket sonuçları da muhalefet için ayrı bir tartışma konusu. Oylar yükseldiğinde 'halk gerçeği görüyor' yorumları yapılırken, düştüğünde ise 'anket şirketi manipülasyon yapıyor' savunmasına geçildiği gözlemleniyor. Her anket sonucunun ardından partide yaşanan iç gerilimler de bu tablonun bir parçası olarak görülüyor.

Bu durumun absürtlüğü, 'uzaylılar istila ederse ne olur' gibi hayali senaryolarda bile kendini gösteriyor. Eğer bir gün uzaylılar dünyayı istila etse, Türkiye'deki muhalefet anlayışının öncelikle onların 'tüzüğe uygun gelip gelmediğini' tartışacağı, bir 'koordinasyon kurulu' oluşturacağı ve ilk seçimde uzaylıların oylarını nasıl böleceğini hesaplamaya başlayacağı esprili bir dille ifade ediliyor.

Sonuç olarak, Türkiye'deki muhalefet pratiği, kimi zaman siyasi bir neşe kaynağı, kimi zaman da pazar günlerinin çözülmesi güç bir bulmacası olarak görülüyor. Bu durum, siyasi tartışma programlarının vazgeçilmez bir unsuru olmaya devam ediyor.

Paylaş: