Son Dakika

Moody's Kararı Öncesi: Türkiye'nin Kredi Notu Gerçeği ve Beklentiler

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye yönelik kararları, ekonominin gerçek performansını ne ölçüde yansıttığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Fitch'in ardından gözler Moody's'in vereceği karara çevrildi. Uzmanlar, notların belirlenmesinde kullanılan kriterleri ve Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu değerlendirdi.

Burak Y.4 dakika okuma1 görüntülenme
Türkiye haritası üzerinde kredi notu sembolleri ve grafikler
Türkiye haritası üzerinde kredi notu sembolleri ve grafikler
Paylaş:

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisine yönelik kararları, her açıklandığında ülke ekonomisinin gerçek performansını ne ölçüde yansıttığı sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Fitch Ratings'in 17 Temmuz'da Türkiye'nin kredi notunu "BB-" ve görünümünü "durağan" olarak teyit etmesinin ardından, piyasaların gözü şimdi 24 Temmuz'da açıklanacak Moody's'in kararına çevrildi. Uzmanlar, bu kararlarda notun korunmasının en güçlü senaryo olduğunu belirtirken, görünümde olası bir değişikliğin piyasalar tarafından yakından izleneceğine dikkat çekiyor.

Ekonomistler, Türkiye ekonomisinin mevcut kredi notundan daha yüksek bir üretim ve büyüme potansiyeline sahip olduğunu ancak yüksek enflasyon ve dış finansman ihtiyacına ilişkin soru işaretlerinin not artışlarının önünde engel oluşturduğunu ifade ediyor. Haber7'ye konuşan ekonomistler, kredi derecelendirme kuruluşlarının notları belirlerken kullandığı kriterleri, Fitch'in son kararını ve Moody's'in beklentilerini değerlendirdi.

Kredi Derecelendirme Kuruluşları Hangi Kriterlere Bakıyor?

Ekonomist Şevket Sayılgan, kredi notunun bir ülkenin kalkınmışlık veya ekonomik başarı notu olmadığını, devletin borçlarını zamanında ve tam olarak ödeme kapasitesine ilişkin ileriye dönük bir risk değerlendirmesi olduğunu belirtti. Fitch, Moody's ve Standard & Poor's gibi kuruluşların değerlendirmelerinde benzer unsurları farklı metodolojilerle incelediğini anlattı. Bu unsurlar başlıca dört ana blokta toplanıyor:

  • Makroekonomik Performans: Ekonominin büyüklüğü, kişi başına gelir, büyüme potansiyeli, büyümedeki oynaklık ve enflasyon gibi göstergeler inceleniyor.
  • Kamu Maliyesi: Bütçe açığı, kamu borcunun milli gelire oranı, faiz giderlerinin bütçe gelirleri içindeki payı, borcun döviz ve vade yapısı, kamu borçlanma kapasitesi ve koşullu yükümlülükler değerlendiriliyor.
  • Dış Denge: Cari açık, ihracat kapasitesi, dış borç stoku, kısa vadeli dış borçlar, döviz rezervleri, rezervlerin ithalatı karşılama gücü ve küresel sermaye piyasalarına erişim gibi faktörler göz önünde bulunduruluyor.
  • Kurumsal ve Politik Faktörler: Merkez bankası bağımsızlığı, para politikasının etkinliği, finansal sistemin dayanıklılığı, kurumların kalitesi, hukuk güvenliği, siyasi istikrar ve jeopolitik riskler de değerlendirmeye dahil ediliyor.

Sayılgan, yalnızca kamu borcunun düşük olmasının yüksek not almaya yetmediğini, enflasyon, rezerv yeterliliği, dış finansman bağımlılığı ve politika güvenilirliğinin de en az borç oranı kadar belirleyici olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin Borç Ödeme Kapasitesi ve Not Algısı

Şevket Sayılgan, verilen kredi notlarının büyük ölçüde Türkiye'nin gerçekliğiyle uyumlu olduğunu ancak notların ülkenin tamamını değil, borç ödeme riskini yansıttığını belirtti. Türkiye'nin kamu borcunun milli gelire oranının birçok gelişmekte olan ülkenin altında olduğuna dikkat çeken Sayılgan, ülkenin geniş üretim tabanı, çeşitlendirilmiş ihracat pazarları ve likidite şoklarına karşı dayanıklı bankacılık sistemi gibi güçlü yönlerini sıraladı. Türkiye'nin geçmişteki ekonomik ve siyasi dalgalanmalara rağmen dış borçlarını ödemeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Buna karşılık, yüzde 30'un üzerinde seyreden enflasyon, yüksek dış finansman ihtiyacı, dolarizasyon eğilimi, para politikasındaki geçmiş yön değişiklikleri ve jeopolitik risklerin kredi notunu aşağıda tutan temel faktörler olduğunu dile getirdi. Sayılgan, kredi notlarının zaman zaman piyasanın gerisinden gelebildiğini de belirterek, Türkiye'nin beş yıllık CDS (Kredi Temerrüt Swapı) priminin hala piyasanın Türkiye riskini belirgin bir primle fiyatladığının göstergesi olduğuna işaret etti.

Fitch'in son kararını ne olumlu bir sıçrama ne de olumsuz bir uyarı olarak nitelendiren Sayılgan, kararın mesajının Türkiye'nin borç ödeme kapasitesinde bozulma olmadığı, ancak yeni bir not artışını haklı çıkaracak kalıcı bir iyileşmenin henüz oluşmadığı yönünde olduğunu söyledi. Fitch'in Türkiye ekonomisi için büyüme ve enflasyon tahminlerini de paylaşan Sayılgan, kuruluşun rezerv birikiminin kalıcılığını test etmeye devam ettiğini belirtti.

Moody's'ten Ne Beklenmeli?

Şevket Sayılgan, 24 Temmuz'da açıklanacak Moody's kararında ana senaryosunun, kredi notunun "Ba3" ve görünümün "durağan" olarak korunması olduğunu söyledi. Doğrudan not artışı ihtimalini zayıf gördüğünü, görünümün "pozitif"e yükseltilmesinin ise mevcut enflasyon ve jeopolitik ortam nedeniyle ikincil bir senaryo olduğunu belirtti.

Sayılgan, Moody's'in açıklamasında öne çıkabilecek dört başlığı şöyle sıraladı:

  • Uygulanan para politikasının sürekliliği ve enflasyondaki düşüşün hızı.
  • Rezerv birikiminin müdahalelerden arındırılmış ve kalıcı olup olmadığı.
  • Bütçe açığı ve faiz giderlerindeki gelişmeler.
  • Siyasi ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi politikalarında yön değişikliğine yol açıp açmayacağı.

Moody's'in ocak ayındaki değerlendirmesinde Türkiye'nin dinamik ekonomisi ve düşük kamu borcunu olumlu; yüksek enflasyon, politika aktarımındaki zayıflıklar ve dış kırılganlıkları sınırlayıcı unsurlar olarak gördüğünü hatırlatan Sayılgan, mevcut koşulların güçlü bir not artışından çok "bekle ve gör" yaklaşımını desteklediğini sözlerine ekledi.

Not Artışının Yatırımlara Etkisi

Sayılgan, kredi notu artışlarının öncelikle Hazine'nin yurt dışı borçlanma maliyetini ve ülke risk primini etkilediğini, ardından banka ve şirketlerin eurobond faizlerine yansıdığını belirtti. Daha yüksek bir notun, daha düşük maliyetli finansman, daha geniş yatırımcı tabanı ve doğrudan yatırımlar için daha olumlu bir algı yaratabileceğini ifade etti. Ancak Sayılgan, tek başına not artışının fabrika yatırımı getirmeyeceğini vurguladı. Doğrudan yabancı yatırımcıların hukuk güvenliği, kur istikrarı, vergi öngörülebilirliği, enerji maliyetleri, nitelikli iş gücü ve iç siyasi istikrar gibi faktörlere de baktığını söyledi. Kredi notunun yatırım için giriş kapısını açtığını, ancak yatırımın içeride kalmasını kurumların kalitesinin sağladığını belirtti. Türkiye açısından asıl kırılmanın, üç büyük kuruluşun en az ikisinden "yatırım yapılabilir" seviyede not alınmasıyla gerçekleşeceğini, mevcut notların bu eşiğin üç kademe altında bulunduğunu ekledi.

Türkiye ile benzer ülkelere kıyasla not farklılıklarını da değerlendiren Sayılgan, Brezilya, Güney Afrika, Meksika ve Endonezya gibi ülkelerle yapılan karşılaştırmada Türkiye'nin kamu borcu düşük olsa da enflasyon ve para politikası geçmişi gibi konularda dezavantajlı olduğunu belirtti.

Paylaş: