Son Dakika

Mizahın Sınırları: Toplumsal Kutsallara Karşı İkiyüzlülük Tartışması

Komedyen Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisinde dini değerleri hedef alması sonrası başlayan 'ifade özgürlüğü' tartışmaları, Türkiye'deki çifte standartları ve 'sınırsız mizah' söyleminin gerçekliğini mercek altına aldı.

Sinan Ö.2 dakika okuma0 görüntülenme
Mizahın sınırları ve toplumsal değerlere yönelik eleştirileri konu alan haber görseli.
Mizahın sınırları ve toplumsal değerlere yönelik eleştirileri konu alan haber görseli.
Paylaş:

Sözde komedyen Deniz Göktaş'ın bir stand-up gösterisinde dini değerlere ve Kur'an-ı Kerim'e yönelik yaptığı mizahi göndermeler, Türkiye'de 'ifade ve mizah özgürlüğü'nün sınırları üzerine yeniden hararetli bir tartışma başlattı. Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan, konuya dair kaleme aldığı yazısında, toplumun farklı kesimlerinin kendi kutsalları söz konusu olduğunda takındığı tutarsız tavrı eleştirdi. Özellikle tarihçi Emrah Safa Gürkan'ın 'mizahın görevi dokunulmazlara dokunmaktır' şeklindeki çıkışını değerlendiren Hakan, 'Sınırsız mizah özgürlüğü, bizim toplumumuzda kocaman bir masaldır' ifadesini kullanarak tartışmalara dikkat çekici bir boyut kazandırdı.

Kutsallara Göre Değişen Özgürlük Anlayışı

Ahmet Hakan, tarihçi Emrah Safa Gürkan'ın 'mizah özgür olmalı' temalı bir videosuna atıfta bulunarak, Gürkan'ın 'Mizahçının malzemesi dokunulmazlardır. Onun görevi dokunulmayana dokunmak, söylenmeyeni söylemek. Bu sayede de toplumlar bir ferahlama hissederler' şeklindeki sözlerini hatırlattı. Hakan, bu yaklaşımın Türkiye'de seçici bir şekilde uygulandığını savundu. Geçmişte Atatürk'e veya Alevi toplumuna yönelik mizahi sınırları aşan ifadeler kullanıldığında benzer bir özgürlük savunuculuğunun yapılmadığını belirtti. Ancak meselenin İslamiyet'e, Kur'an-ı Kerim'e ve dini değerlere dokunduğu noktada, aniden 'mizahın sınırları yoktur' söylemlerinin devreye girdiğini ifade etti.

Siyasetteki Çifte Standart ve Fıkra Krizi

Özellikle DEM Parti çevrelerinin takındığı ikiyüzlü tavrın, kısa süre önce yaşanan bir fıkra olayıyla gözler önüne serildiğini belirten Hakan, komedyen Deniz Göktaş'ın dini değerleri tiye alan şakalarına sınırsız destek verenlerin, Kürt kadınlarına yönelik bir fıkra anlatan 90 yaşını aşmış bir iş insanını nasıl hedef aldığını hatırlattı. Toplumda herkesin kendi hassasiyetini en üst düzeyde korumaya çalıştığını vurgulayan yazar, başkalarının kutsalları çiğnendiğinde ise 'sınırsız mizah' nutukları atılmasının büyük bir samimiyetsizlik olduğunu dile getirdi.

Türkiye'deki Temel Sorun: Sınırsız İkiyüzlülük

Türkiye'deki temel sorunun empati yoksunluğu ve çifte standart olduğunu vurgulayan Ahmet Hakan, toplumsal refleksleri iki temel noktada özetledi. Başkasının dokunulmaz kabul ettiği değerlere saldırıldığında hemen 'sınırsız mizah' söylemlerinin arkasına sığınıldığını, ancak sıra kendi kırmızı çizgilerine geldiğinde ise 'böyle mizah olmaz' diyerek sert tepkiler gösterildiğini yazdı. Hakan, bu durumun neticesinde ortaya çıkan tablonun 'sınırsız mizah özgürlüğü' değil, aksine 'sınırsız bir ikiyüzlülük' olduğunu ifade etti.

Küresel Gerçekler ve Berlin Örneği

Mizahın sınırları konusunun sadece Türkiye'ye özgü olmadığını, Batı dünyasında da benzer kırmızı çizgilerin bulunduğunu belirten Hakan, çarpıcı bir Berlin örneği verdi. Bir Türk komedyenin Almanya'nın başkentinde Hitler, toplama kampları veya Yahudi soykırımı hakkında şakalar yapması durumunda karşılaşacağı tepkileri hatırlattı. Hiçbir Alman aydınının, 'mizahçının görevi dokunulmazlara dokunmaktır' diyerek o komedyeni savunmayacağını, hatta bu konuda tek bir kelime bile yazmayacağını vurguladı. Hakan, sınırsız mizah iddiasının sadece Türkiye'de değil, dünyanın diğer toplumlarında da gerçekçi bir karşılığının olmadığını belirterek yazısını sonlandırdı.

Paylaş: