Son Dakika

Miras Kalan Arsaya Yapılan Evler: Tapuda Kayıtlı Olmazsa Emekleriniz Ortaklara Dağılabilir

Aileden kalan veya hisseli arsalara kendi imkanlarıyla ev yapan vatandaşlar, tapuda kayıtlı olmayan yapılar nedeniyle hak kaybı riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Uzmanlar, 'muhtesadın aidiyeti davası' ile bu riskin önüne geçilebileceğini belirtiyor.

Pınar Z.2 dakika okuma0 görüntülenme
Bir evin tapu senedi ve anahtarının yakın çekimi.
Bir evin tapu senedi ve anahtarının yakın çekimi.
Paylaş:

Türkiye'de miras yoluyla veya aile içinde ortak mülkiyete konu olan arsa ve arazilere ev yapılması sıkça karşılaşılan bir durum. Ancak, bu yapıların tapu kayıtlarında resmi olarak yer almaması, ilerleyen süreçlerde ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Özellikle ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma gibi hukuki süreçlerde, kişinin kendi emeğiyle inşa ettiği evin bedelinin tamamını alamama riski bulunuyor. Hukukçular, bu tür durumlarda hak kaybı yaşanmaması için zamanında hukuki adımların atılmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Tapuda Kayıtlı Olmayan Yapıların Riskleri

Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, vatandaşların yıllarca süren emek ve birikimleriyle inşa ettikleri evlerin, tapu kayıtlarında sadece arsa veya tarla olarak göründüğünde hukuki açıdan sorunlar yaşayabildiğini ifade etti. Şimşek, “Vatandaşlarımızın büyük maliyetlerle inşa ettikleri evler, tapu kayıtlarında yer almadığında hukuki zeminde sorunlar yaşanabiliyor. Sadece fiili olarak ev yapmış olmak, mülkiyet hakkını tam olarak güvence altına almak için yeterli olmayabilir” dedi. Bu durumun, özellikle hisseli taşınmazlarda ortaya çıkan ortaklığın giderilmesi davalarında önemli bir risk faktörü oluşturduğunu belirtti.

Ortaklığın Giderilmesi ve Kamulaştırmada Hak Kaybı

Ortaklığın giderilmesi davalarında, hisseli taşınmazlar genellikle satışa çıkarılıyor. Bu satıştan elde edilen gelir ise paydaşlara hisseleri oranında dağıtılıyor. Eğer taşınmaz üzerindeki ev tapuda kayıtlı değilse, evi yapan kişi kendi parasını harcamış olsa bile, evin değeri tüm ortaklar arasında paylaştırılabiliyor. Avukat Şimşek, bu konuda şunları söyledi: “Kendi paranızla yaptığınız evin bedelinin tamamını alacağınızı düşünüyorsanız yanılabilirsiniz. Hukuki koruma sağlanmamışsa, satıştan elde edilen gelir sadece evi yapan kişiye değil, tüm paydaşlara hisseleri oranında dağıtılabilir. Yani yılların emeği ve yatırımı ortaklar arasında paylaşılabilir.”

Benzer risklerin kamulaştırma süreçlerinde de geçerli olduğunu belirten Şimşek, taşınmaz üzerindeki yapının hukuki statüsünün net olmaması durumunda, kamulaştırma bedelinin dağıtımında da hak kayıpları yaşanabileceğine dikkat çekti.

Çözüm: Muhtesadın Aidiyeti Davası

Bu tür mağduriyetlerin önüne geçmenin hukuki bir yolu olduğunu belirten Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, “muhtesadın aidiyeti davası”nın bu sorunu çözebileceğini açıkladı. Bu dava türüyle, taşınmaz üzerine inşa edilen yapının kim tarafından, hangi maliyetlerle ve ne zaman yapıldığı mahkeme kararıyla tespit edilebiliyor. Şimşek, “Yapının kendi imkanlarıyla yapıldığını belge, tanık beyanı ve diğer delillerle ispatlayan kişi, ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma sonrasında evin değerinin kendisine ait olduğunun tespitini sağlayabilir. Böylece satış bedeli içerisinde yer alan yapı değerinin tamamını alma imkanına kavuşabilir” diye konuştu.

Son olarak, vatandaşların aile içindeki güven ilişkisine dayanarak hukuki güvenceyi ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, “Bugün herhangi bir sorun görünmeyebilir. Ancak yıllar sonra açılacak bir ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi, ciddi maddi kayıplara neden olabilir. Bu nedenle hisseli taşınmaz üzerinde bulunan yapıların hukuki durumunun uzman desteğiyle değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin zamanında yapılması büyük önem taşıyor” uyarısında bulundu.

Paylaş: