Son Dakika

Metroda Başörtülülere "İmha Edin" Diyen Kadına Tepki: Laikçi Faşizm Eleştirisi

Sosyal medyada başörtülü kadınlara yönelik nefret söylemi içeren bir video paylaşan Hatice Öncel'in gözaltına alınması, Türkiye'de laiklik ve özgürlükler tartışmasını yeniden alevlendirdi. Olay, bazı kesimlerin başörtüsüne yönelik olumsuz bakış açısını ve bunun kökenlerini gündeme getirdi.

Murat E.1 dakika okuma0 görüntülenme
Metroda başörtülü bir kadına yönelik olumsuz ifadeler kullanan bir kişinin sosyal medyada paylaştığı video sonrası yaşananlar.
Metroda başörtülü bir kadına yönelik olumsuz ifadeler kullanan bir kişinin sosyal medyada paylaştığı video sonrası yaşananlar.
Paylaş:

Sosyal medya üzerinden başörtülü kadınlara yönelik ayrımcı ve nefret dolu ifadeler kullanan Hatice Öncel isimli şahıs, İstanbul'da metroda yaşadığı bir olayı bahane ederek sarf ettiği sözler nedeniyle gözaltına alındı. Öncel, paylaştığı videoda başörtülü kadınların hedef alınarak "Kapalılar imha edilsin" gibi ifadeler kullanmış, bu durum kamuoyunda büyük tepki çekmişti.

Türk Ceza Kanunu'nun "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" maddesi uyarınca gözaltına alınan Öncel'in ifadesi alınırken, olayın ardından başlatılan tartışmalar sadece bireysel bir vaka olmanın ötesine geçti. Bu tür söylemlerin ardındaki zihniyetin kaynağı, beslendiği ortamlar ve bu zihniyetin geçmişte nasıl korunduğu soruları gündeme getirildi.

Nefret Söyleminin Kökenleri ve Toplumsal Yankıları

Hatice Öncel'in ifadeleri, bazı çevrelerin başörtüsüne yönelik olumsuz algısının ve bunun "gerilik", "yobazlık" gibi etiketlerle ilişkilendirilmesinin bir yansıması olarak değerlendirildi. Kaynak haberde, bu bakış açısının yıllardır medya, üniversiteler ve bürokraside belli kesimlerce desteklendiği iddia edildi. Başörtülü kadınların kamusal alanda dışlanması, okullara ve iş yerlerine alınmaması gibi geçmişte yaşanan yasakların, bugünkü "imha" çağrılarına giden yolu açtığı yorumları yapıldı. Bu durumun, bireysel bir akıl tutulması olmaktan çok, elitist ve jakoben olarak nitelendirilen bir zihniyetin tezahürü olduğu öne sürüldü.

Başörtüsü Özgürlüğü ve Değişen Türkiye

Türkiye'de uzun yıllar uygulanan başörtüsü yasaklarının ardından, millet iradesiyle kazanılan başörtüsü özgürlüğünün bazı kesimleri rahatsız ettiği belirtildi. Başörtülü kadınların artık doktor, öğretmen, mühendis, milletvekili ve bakan gibi çeşitli kamu görevlerinde yer alması ve toplumsal hayatta daha görünür hale gelmesi, bu tür nefret söylemlerinin ardındaki rahatsızlığın temel nedenlerinden biri olarak gösterildi. Kaynak, bu değişimin bazı zihniyetleri çıldırttığını ve içlerindeki ayrımcı anlayışı gün yüzüne çıkardığını ifade etti. "Laikçi faşizm" ve "elitist ırkçılık" olarak tanımlanan bu anlayıştan arınmanın, Türkiye'nin gerçek bir toplumsal ilerlemesi için önemli olduğu vurgulandı.

Paylaş: