Küresel Piyasalar İki Ana Sorunla Sallanıyor: Çip Krizi ve Orta Doğu Gerilimi
Yapay zeka yatırımları ve jeopolitik riskler küresel piyasalarda belirsizliği artırıyor. Çip üreticisi hisselerindeki düşüş ve Orta Doğu'daki tansiyon, yatırımcıları endişelendiriyor.

Küresel piyasalar, yapay zeka (YZ) alanındaki devasa yatırımların geri dönüşüne dair endişeler ve Orta Doğu'daki artan jeopolitik tansiyon nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. Teknoloji devlerinin hisselerinde görülen satış baskısı ve bölgesel çatışmaların potansiyel etkileri, yatırımcıların risk algısını yükseltiyor.
Çip Sektöründe Satış Baskısı ve YZ Yatırımlarının Belirsizliği
Yapay zeka teknolojilerine yapılan trilyonlarca dolarlık yatırımların ne zaman somut karlılığa dönüşeceği konusundaki belirsizlik, çip üreten şirketlerin hisseleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Teknoloji hisselerinin aşırı değerlenip değerlenmediği tartışmaları sürerken, sektöre yönelik olumsuz hava küresel piyasalara yansıyor. Bu durum, özellikle yarı iletken üreticilerinin hisse değerlerinde belirgin düşüşlere neden oluyor. Örneğin, yarı iletken devi TSMC'nin sermaye harcaması tahminlerini artırması, hisselerinde düşüşe yol açtı. Benzer şekilde Intel, Micron Technology, Arm Holdings, Advanced Micro Devices (AMD) ve Broadcom gibi önemli çip üreticilerinin hisseleri de değer kaybetti. Alphabet'in yapay zeka modeli Gemini 3.5 Pro'nun piyasaya sürülmesini ertelemesi de teknoloji hisselerindeki düşüşe katkıda bulundu.
Orta Doğu Gerilimi ve Enflasyon Endişeleri
Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilim, küresel piyasalar için bir diğer önemli risk faktörü olarak öne çıkıyor. ABD'nin İran'a yönelik adımları ve İran'ın misilleme tehditleri, bölgedeki tansiyonu artırıyor. Bu durumun petrol fiyatlarını yükseltmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini olumsuz etkilemesi halinde, küresel enflasyonist baskıların yeniden artabileceği tahmin ediliyor. Analistler, ABD ve İran arasındaki diplomatik yolların giderek kapandığını belirtiyor. Yüksek petrol fiyatları, enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde kalma olasılığını artırarak ABD Merkez Bankası (Fed) politikalarına dair belirsizliği körüklüyor. Bu durum, faiz oranlarının uzun süre yüksek kalmasına, doların güçlenmesine ve altın gibi güvenli liman varlıklarının cazibesinin azalmasına neden olabiliyor. Nitekim analistler, Orta Doğu'daki gerilim sürdükçe dolara olan talebin artacağını ve altın fiyatlarındaki düşüş eğiliminin devam edebileceğini öngörüyor.
Fed'in Politikaları ve ABD Ekonomisinin Görünümü
Küresel piyasalardaki gelişmelerin yanı sıra, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları da yakından takip ediliyor. Fed yetkilileri, enflasyonun hedeflenen seviyelere inmemesi halinde ek politika sıkılaşmasına gidilebileceği sinyali veriyor. Makroekonomik veri tarafında ise ABD ekonomisinin gücünü koruduğuna işaret eden veriler geliyor. Haziran ayında perakende satışlar beklentilere paralel artış gösterirken, işsizlik maaşı başvurularındaki düşüş de ekonomideki toparlanmayı destekliyor. Ancak, enerji fiyatlarındaki artışın enflasyondaki yavaşlama eğilimini tersine çevirebileceği endişesi yatırımcılar arasında temkinli bir yaklaşımın sürmesine neden oluyor. Bu gelişmeler ışığında ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yatay seyrederken, dolar endeksi hafif artış gösterdi. Brent petrol fiyatları ise Orta Doğu'daki gerilimin etkisiyle yükselişini sürdürüyor.
Asya Borsalarında Negatif Seyir
Küresel piyasalardaki olumsuz hava, Asya borsalarına da yansıdı. Özellikle Japonya borsasındaki sert düşüş dikkat çekiyor. Yatırımcıların, bankacılık sektörünün güçlü bilançoları sonrası çip sektöründen bankacılık gibi daha istikrarlı görünen sektörlere yönelmesi, çip sektörüne bağımlı Asya piyasalarını satış baskısına karşı daha savunmasız hale getirdi. Bu durum, Japonya, Çin ve Hong Kong borsalarında belirgin düşüşlere yol açtı.



