Küresel Otomotivde Dengeler Değişiyor: Çin Büyüyor, Türkiye Rekor Kırıyor
Allianz Trade'in raporuna göre, 2025'te küresel otomotiv pazarındaki büyüme Asya'dan, özellikle Çin'den geldi. Türkiye ise hem ihracatta hem de iç pazarda tarihi rekorlara imza attı.

Küresel otomotiv sektöründe 2025 yılı, alışılagelmiş dengelerin dışında bir tabloyu ortaya koydu. Allianz Trade'in yayımladığı son analiz, dünya otomotiv pazarının bu yıl yüzde 5'lik bir büyümeyle üst üste üçüncü kez yükselişini sürdürdüğünü gösterdi. Ancak bu büyümenin lokomotifi Avrupa ve ABD değil, Asya pazarı oldu. Avrupa'da satışlar sınırlı kalırken, ABD'de büyüme yalnızca yüzde 2 seviyesinde gerçekleşti. Küresel pazarın en güçlü itici gücü ise yüzde 9'luk büyüme oranıyla Çin olarak öne çıktı.
Asya Ağırlık Kazanıyor, Çin Pazar Payını Artırıyor
Rapora göre, küresel otomotiv sektörünün merkezi giderek Asya'ya, özellikle de Çin'e kayıyor. Çin, tek başına dünya otomobil satışlarının yüzde 37'sini gerçekleştirerek bu alandaki hakimiyetini pekiştirdi. Bu oran, bir önceki yıla göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puanlık önemli bir artışa işaret ediyor. Buna karşılık, Avrupa'nın küresel pazar payı yüzde 20'nin altına inerken, Kuzey Amerika'nın payı da yüzde 21'e gerileyerek her iki bölge için de tarihi düşük seviyeler kaydedildi. Gelişmekte olan pazarlar, Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer bölgeler küresel büyümeye katkı sağlarken, Çin dışındaki Asya-Pasifik bölgesi ve Japonya yüzde 3'lük daha mütevazı bir büyüme sergiledi.
Türkiye Otomotiv Sektöründen Tarihi Başarılar
Küresel pazardaki bu değişim rüzgarına rağmen, Türk otomotiv sektörü 2025 yılında dikkat çekici başarılara imza attı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye 2025'i 41,5 milyar dolarlık rekor bir ihracat rakamı ve iç pazarda 1,37 milyon adetlik zirve satışla tamamladı. Bu rakamlar, sektörün hem dış pazarlarda rekabetçi olduğunu hem de iç talebi karşılama gücünü gösteriyor.
İç Talep Sektöre Can Suyu Oldu
2025 yılında Türkiye'de toplam araç satışları, bir önceki yıla göre yüzde 10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaştı. Raporda, dış pazarlardaki belirsizliklerin ve küresel risklerin arttığı bir dönemde bu denli güçlü bir iç talebin, sektör için önemli bir denge unsuru ve tampon görevi gördüğü vurgulanıyor. Bu durum, sektörün sürdürülebilirliği açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
2026 İçin 'Made in Europe' Endişesi
Allianz Trade raporu, Türkiye otomotiv sektörünü 2026 yılında bekleyen en önemli risklerden birinin Avrupa Birliği'nin yeni "Made in Europe" çerçevesi olduğunu belirtiyor. Bir aracın "Made in Europe" statüsü kazanabilmesi için gereken yüzde 70 AB katma değer eşiği, Türkiye'de üretilen araçların bu kriterin dışında kalma riskini taşıyor. Türkiye'nin bu yeni çerçeveye dahil edilip edilmeyeceği konusundaki belirsizlik, sektörde soru işaretleri yaratıyor.
AB'nin Türkiye Endişesi ve Potansiyel Sonuçları
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta ise Avrupa Birliği'nin artan endişeleri. Türkiye'nin "Made in EU" statüsü kazanması durumunda, Çin menşeli bileşenlerin AB teşviklerinden dolaylı yoldan yararlanabileceği bir geçiş noktası (hub) haline gelmesinden çekiniliyor. Türkiye'deki elektrikli araç ve batarya yatırımlarının artması, bu tartışmaları alevlendiriyor. Eğer Türkiye AB menşe statüsünün dışında kalırsa, Türk malı araç ve parçalar en büyük pazarı olan AB'deki tercihli ticaret avantajlarını kaybedebilir. Bu durum, küresel otomotiv üreticilerinin Türkiye'ye yatırım motivasyonunu zayıflatabilir ve tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa içine kaymasına neden olabilir.
Avrupa Pazarına Bağımlılık ve Kayıp Riski
Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesi, Türkiye için ciddi bir senaryo olarak öne çıkıyor. Zira 2025 yılında Türkiye'nin otomotiv ihracatının yüzde 72,5'i, yani 30,11 milyar dolarlık kısmı AB ülkelerine yapıldı. Almanya, tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmi ve yüzde 36'lık yıllık artışla Türkiye'nin en büyük pazarı konumunu koruyor.
Allianz Trade'den Sektöre Güven Mesajı
Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz, Türkiye otomotiv sanayisinin ve tedarik zincirinin yanında olduklarını belirterek, sektörün finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ettiklerini ifade etti. Karagöz, "Sektörümüz 2026'nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %15 artırdık. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz." dedi.



