Son Dakika

Kadınlar Kriz Yönetiminde Sahada: 'Allies in Ankara' Paneli Sonuç Bildirgesi

Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı iş birliğiyle düzenlenen 'Allies in Ankara' programında KADEM'in ev sahipliği yaptığı panelde, kriz dönemlerinde kadınların toplumsal dayanıklılık ve insan güvenliğindeki rolü ele alındı.

Gül Ş.3 dakika okuma0 görüntülenme
KADEM tarafından düzenlenen 'Allies in Ankara' panelinden genel görünüm.
KADEM tarafından düzenlenen 'Allies in Ankara' panelinden genel görünüm.
Paylaş:

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı koordinasyonunda düzenlenen 'Allies in Ankara' programı kapsamında, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından 'Women at the Frontline of Societal Resilience: Civil Society, Recovery and Human Security in Times of Crisis' (Toplumsal Dayanıklılığın Ön Cephesinde Kadınlar: Kriz Zamanlarında Sivil Toplum, İyileşme ve İnsan Güvenliği) başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, kriz dönemlerinde kadınların toplumsal dayanıklılığı güçlendirmedeki rolü, sivil toplumun iyileşme süreçlerine katkısı ve insan güvenliğini merkeze alan yaklaşımlar değerlendirildi. SESRIC Genel Direktörü Zehra Zümrüt Selçuk'un moderatörlüğünü üstlendiği panelde, güvenlik anlayışının devletler arası çatışmaların ötesine geçtiği vurgulandı.

Güvenlik Anlayışı Toplumsal Dayanıklılığı Kapsıyor

KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Canan Sarı, günümüzdeki güvenlik kavramının sadece silahlı çatışmalarla sınırlı kalmadığını belirtti. Savaşlar, göçler, doğal afetler, salgın hastalıklar, ekonomik dalgalanmalar ve iklim krizi gibi faktörlerin toplumların yaşamını doğrudan etkilediğini söyleyen Sarı, bu nedenle güvenliğin artık toplumların krizlere hazırlık, dayanıklılık ve iyileşme kapasitesiyle ölçüldüğünü ifade etti. Toplumsal dayanıklılık ve insan güvenliği kavramlarının uluslararası güvenlik gündeminde giderek daha fazla yer edindiğini vurguladı. Sarı, kriz sonrası yeniden kurulması gereken ilk yapının günlük yaşamın devamlılığı olduğunu belirterek, çocukların eğitimi, aile hayatının sürdürülmesi, yaşlı ve engelli bireylerin bakımı gibi konularda kadınların üstlendiği görünmez ancak kritik rolün altını çizdi. Sivil toplum kuruluşlarının, özellikle de kadın odaklı STK'ların, kriz anlarında sahadaki ihtiyaçları hızla tespit ederek toplumsal güveni koruduğunu ve iyileşme süreçlerini desteklediğini belirtti.

KADEM'in 13 yıllık hak temelli çalışmalarıyla 58 ilde güçlü bir gönüllü ağı oluşturduğunu ve eğitimden savunuculuğa, projelerden uluslararası iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterdiğini kaydeden Sarı, KADEM Kadın Destek Merkezleri'nin bu çalışmaların önemli bir örneği olduğunu söyledi.

Kadın Destek Merkezleri İyileşme Süreçlerinde Örnek Model Sunuyor

İstanbul'da kurulan ilk Kadın Destek Merkezi'nin ardından, 6 Şubat depremlerinden sonra Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya'da benzer merkezlerin açılarak kadınlara psikososyal destek ve danışmanlık hizmeti verildiğini anlatan Sarı, deprem deneyiminin güçlü yerel örgütlenmenin ve afet öncesi kurumsal kapasitenin önemini bir kez daha gösterdiğini belirtti. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve KADEM Kadın Destek Merkezleri Danışmanı Doç. Dr. Aslıhan Nişancı da afet sonrası iyileşmenin sadece fiziksel yeniden yapılanmadan ibaret olmadığını vurguladı. KADEM Kadın Destek Merkezleri'nin kadınların ihtiyaçlarından yola çıkarak geliştirdiği güven temelli ve bütüncül vaka yönetimi modeliyle, kadınların güçlenmesine ve yaşam kalitelerinin artmasına önemli katkılar sağladığını belirtti.

UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, kadınların yaşamın her alanında haklara, sağlık hizmetlerine ve fırsatlara erişiminin toplumsal dayanıklılığın temel taşı olduğunu söyledi. Kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen aile dostu politikaların sosyal refahı ve demografik dayanıklılığı artırdığını ifade eden Khan, afet dönemlerinde kadınların sağlık hizmetlerine erişimi, güvenli doğum imkanları ve şiddetten korunmasının insan güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ise 6 Şubat depremlerinin yarattığı yıkımı hatırlatarak, afet ve kriz dönemlerinde yeniden yapılanma süreçlerinin kamu ve sivil toplum iş birliğiyle başarıya ulaşabileceğini belirtti. Tatar, gerçek toplumsal dayanıklılığın güçlü sosyal bağlar, etkin iş birliği ve kadınların öncü rolüyle mümkün olacağını ifade etti.

Kadın Liderliği ve Sivil Toplumun Rolü Vurgulandı

Human Rights International Corner Başkanı ve Women7 (W7) İtalya Eş Başkanı Martina Rogato, kadınların krizlerden etkilenen pasif gruplar olarak değil, çözüm üreten liderler olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Kadınların saha deneyimlerinin politika süreçlerine entegre edilmesinin önemine dikkat çeken Rogato, dayanıklı toplumların ancak kapsayıcı yönetişim ve kadınların karar alma mekanizmalarındaki etkin katılımıyla inşa edilebileceğini söyledi. Panelde yapılan yuvarlak masa oturumunda katılımcılar, afetler ve insani krizler karşısında kadınların liderliğini güçlendirecek uluslararası iş birlikleri, sivil toplumun politika üretimindeki rolü ve insan güvenliğini esas alan bütüncül yaklaşımlar üzerine görüşlerini paylaştı. Kadınların kriz yönetimi, afet sonrası iyileşme ve toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesindeki rolünü görünür kılmaya yönelik çalışmalarını sürdüren KADEM'in, ulusal ve uluslararası alandaki iş birliklerinin, insan güvenliğini merkeze alan ortak bir anlayışla güçlendirilmesinin önemi bir kez daha vurgulandı.

Paylaş: