Son Dakika

İstanbul'da Yeni Bir Siyaset Dili: Sahadan Gelen Sesler Yükseliyor

AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir öncülüğünde, kentte yeni bir siyaset anlayışı filizleniyor. 'Gönül alma' ve 'kentsel aidiyet' odaklı çalışmalar, İstanbul'un nabzını tutmayı hedefliyor.

Yönetici4 dakika okuma0 görüntülenme
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in teşkilat üyeleriyle sahadaki çalışmaları
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in teşkilat üyeleriyle sahadaki çalışmaları
Paylaş:

İstanbul gibi devasa metropollerde kentlilik bilinci ve aidiyet duygusu, günümüz dünyasında giderek daha fazla önem kazanıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Beş Şehir' ufkunun ötesine geçerek, milyonlarca insanın bir arada yaşadığı bu kadim coğrafyada, insanın insana ulaşması, birbirinin derdine omuz vermesi hayati bir değer taşıyor. Şehirler sadece beton yığınları değil, aynı zamanda nesiller boyu kurulan derin ilişkilerin, mekâna nakşedilen hatıraların toplamıdır. İstanbul ise bu nehrin en görkemli yatağı olarak, hem köklü bir tarihe hem de sürekli değişen bir geleceğe yaslanıyor.

Son dönemde siyaset arenasında, özellikle AK Parti İstanbul teşkilatında gözlemlenen dinamik ve sessiz çalışmalar, bu 'insana ve mekâna ulaşma arayışı'nın somut bir göstergesi olarak okunabilir. Siyaseti sadece bir yönetim aygıtı olarak görmekten ziyade, 'gönül alma' ve 'kentsel aidiyet' mekanizması olarak yeniden tanımlayan bu yaklaşım, kenti sadece bir rant alanı olarak görmeyen yeni bir felsefe inşa ediyor. AK Parti'nin yerel yönetim anlayışı, geçmişte metrolardan kültür merkezlerine kadar pek çok vizyon projeyle İstanbul'un omurgasını oluşturmuş, şehre modern bir kimlik kazandırmıştı. Ancak gelinen noktada, ulaşım tıkanıklıkları ve kentsel dönüşümdeki yavaşlama gibi sorunlar, kent sakinlerinin geleceğe dair umutlarını zedeleyebiliyor.

Bu tablo karşısında yeise kapılmak yerine, sorumluluk sahibi her bireye daha büyük bir misyon yükleniyor. İstanbul'u sevmek, sadece ihtişamına ortak olmak değil, zor zamanlarında da elini taşın altına koymayı gerektiriyor. İşte bu sorumluluk bilinciyle, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir öncülüğünde yürütülen çalışmalar, dikkat çekici bir paradigma değişimine işaret ediyor. Bu 'saha performansı', İstanbul'un haritasına uzaktan bakarak değil, doğrudan insanın kalbine ve sesine kulak vererek anlaşılıyor. Çünkü siyaset, mesafeleri yok etme sanatıdır.

Başkan Özdemir ve ekibinin uyguladığı 'sahanın yeni dili' olarak adlandırılabilecek projelere bakıldığında, hakikat ve kalp arasındaki mesafenin giderek daraldığı görülüyor. Her cuma günü il teşkilatının farklı kademelerinden isimlerin ve İstanbul milletvekillerinin üç ayrı ilçede eş zamanlı olarak sahaya inmesi, esnafı dinlemesi ve emekçilerle bir araya gelmesi, kentin gerçek sahipleriyle kurulan samimi köprünün bir kanıtı. Sanayi sitelerindeki üreticilerle yapılan istişareler, farklı meslek gruplarıyla gerçekleştirilen tematik toplantılar, mahallelerde, çarşılarda ve kahvehanelerde İstanbul'un nabzının tutulmasını sağlıyor. Bu yaklaşım, Başkan Özdemir ve ekibinin sahada büyük teveccüh görmesinin temel nedenlerinden biri.

Son aylarda yoğunlaşan üye ziyaretleri, mahalle hamileri, sokak gönüllüleri ve 'Her Site Bir Teşkilat' düşüncesiyle yürütülen çalışmalar, bu insani dokunuş anlayışının kurumsallaşmış uzantıları olarak öne çıkıyor. Modern zamanların getirdiği site yaşamı insanları birbirinden yalıtırken, her siteyi küçük bir mahalle gibi gören, her sokağı bir iletişim koridoru olarak değerlendiren bu yeni teşkilat yaklaşımı, yabancılaşmaya karşı güçlü bir panzehir görevi görüyor. Bu yeni nesil saha felsefesinin merkezinde sığ bir oy hesabı değil, insan insana temas, riyasız bir samimiyet ve en önemlisi bu şehre ait olma bilinci yer alıyor. Bu çaba, İstanbul'un karmaşık hikâyesini, dışarıdan ithal edilen reçetelerle değil, bizzat kendi insanından dinleme ve anlama gayreti olarak görülebilir.

Büyük şehirler, zamanla insanı kalabalıkların içine saklasa da, kapısını çalanı, hâlini hatırını soranı hafızasına kazır. Abdullah Özdemir'in titizlikle kurmaya çalıştığı teşkilat dili, gücünü ve ilhamını toplumsal hafızadan ve vefadan besliyor. Kenti yönetmek için önce kenti ve kentliyi dinlemek gerektiğine inanan bu anlayış, şehrin merkezine betonu değil, 'eşref-i mahlûkat' olan insanı yerleştiriyor.

İstanbul'un önünde, polemiklerin ötesinde, ertelenemez ödevler bulunuyor. Bunların başında hiç şüphesiz depremle mücadele ve kentsel dirençlilik geliyor. AK Parti döneminde başlatılan kentsel dönüşüm vizyonu ve 'asrın felaketi' sonrası başlatılan güvenli konut hamleleri, bu şehrin geleceği için hayati önem taşıyor. Bu mücadele, hem teknik bir mühendislik işi hem de tarihi mirasımızı ve canlarımızı koruma sorumluluğudur. Aynı şekilde, kültür ve sanatın korunması, tarihi dokunun tahrip edilmekten kurtarılması da bu sorumluluğun ayrılmaz bir parçası. Sanayinin ve üretimin desteklenmesi de bütüncül kentlilik bilincinin yapı taşlarındandır. Başkan Abdullah Özdemir'in şehre bakışındaki ortak paydanın 'kentlilik bilinci' olması tesadüf değil. Tarih, kültür ve sanayi vizyonunun kentsel bir mutabakatla güçlendirilmesi gerektiğinin farkındalar.

Siyasetin en güçlü tarafı bazen bir kürsü konuşmasında, bazen devasa bir projede, bazen de bir pazar tezgâhının önünde samimiyetle sıkılan sıcak bir elde saklıdır. İstanbul, kendisini 'ama'sız, 'fakat'sız dinleyecek, yaralarını saracak güven veren, vefalı eli arıyor. İstanbullunun geleceğe dair ümidi, o elin sıcaklığında gizlidir.

Sonuç olarak, şehirlerin kaderi ile o şehirde yaşayan insanların iradesi birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. İstanbul, ruhunu anlayan, geçmişin mirasıyla geleceğin gerçeklerini harmanlayabilen bir vizyonu her zaman bağrına basmıştır. Bugün yaşanan duraklama, karamsarlığa değil, daha büyük bir azimle çalışmaya vesile olmalıdır. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir kaptanlığında il teşkilatının yürüttüğü 'yeni dinamizm', İstanbul'un sahipsiz kalmayacağının, her mahallenin, her sokağın ilmek ilmek yeniden dokunacağının müjdesidir. Kentlilik bilinci, sadece yaşamak değil, şehrin geleceği için sorumluluk hissetmektir. Bu sorumluluğu kuşanarak sahaya çıkanlar, İstanbul'un yarınlarını şekillendirecek mimarlardır. Adanmışlıkla atılan her adım, bu aziz şehrin hafızasında hak ettiği yeri bulacak ve İstanbul, kendi küllerinden ve köklerinden aldığı güçle geleceğe yürümeye devam edecektir.

Paylaş: