Son Dakika

İstanbul'da Topraksız Tarım Yaygınlaşıyor: Yıllık 950 Ton Üretim

İstanbul'da topraksız tarım uygulamaları hızla artıyor. 29 işletmede yıllık yaklaşık 950 ton domates, biber, çilek ve mantar ile 5 milyon adedin üzerinde yeşil yapraklı ürün elde ediliyor. Bu modern yöntem, verimlilik ve kaynakların verimli kullanımı açısından öne çıkıyor.

Zeynep A.3 dakika okuma0 görüntülenme
İstanbul'da topraksız tarım seraları
İstanbul'da topraksız tarım seraları
Paylaş:

İstanbul'da topraksız tarım uygulamaları, geleneksel yöntemlere kıyasla sağladığı yüksek verimlilik ve tarımsal kaynakların daha etkin kullanılmasına imkan tanımasıyla dikkat çekiyor. Kentte faaliyet gösteren 29 topraksız tarım işletmesinde, yıllık domates, biber, çilek ve mantar gibi ürünlerde 950 bin 712 kilogram, marul, kıvırcık, maydanoz ve roka gibi yeşil yapraklı ürünlerde ise 5 milyon 897 bin 25 adet üretim yapılıyor.

İstanbul İl Tarım Müdürlüğü verilerine göre, topraksız tarım ve modern örtü altı üretim teknikleri 2010'lu yıllardan itibaren İstanbul'da yaygınlaşmaya başladı. Özellikle hidroponik sistemler, modern sera yatırımları ve kontrollü üretim yöntemleri son 15 yılda önemli bir gelişim gösterdi.

İstanbul'da Topraksız Tarım İşletme Sayısı 29'a Ulaştı

Tam kontrollü kapalı alan yetiştiriciliği ve topraksız tarım uygulamaları, özellikle 2020 yılından sonra ivme kazandı. İstanbul'da bu alanda faaliyet gösteren işletme sayısı 29'a yükseldi. Bu işletmelerin üretimleri Çatalca, Pendik, Beykoz, Büyükçekmece, Sarıyer, Çekmeköy, Silivri, Ataşehir ve Kağıthane gibi ilçelerde yoğunlaşıyor. Kapalı Ortamda Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi'ne (KOBÜKS) kayıtlı bu işletmeler, toplamda 189,5 dekarlık alanda üretim gerçekleştiriyor.

Son yıllarda artan özel sektör yatırımları ve kamu kurumlarının yürüttüğü araştırma-geliştirme (AR-GE) çalışmaları, bu alana olan ilgiyi artırdı. Özellikle yapraklı sebzeler, aromatik bitkiler ve yüksek katma değerli ürünlerde topraksız tarım uygulamalarının yaygınlaşması öngörülüyor. Kent içinde veya kente yakın bölgelerde uygulanan bu üretim modeli, İstanbul'un artan gıda ihtiyacını karşılamak için alternatif ve yenilikçi bir çözüm sunuyor.

Topraksız Tarımın Avantajları ve Destek Mekanizmaları

Topraksız tarımın yaygınlaşmasında iklim değişikliği, kuraklık, kentleşme ve teknolojik gelişmeler gibi pek çok faktör rol oynuyor. İklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışları, düzensiz yağışlar ve kurak dönemlerin uzaması, geleneksel tarımsal üretimi daha riskli hale getiriyor. Üreticiler de bu riskleri azaltmak amacıyla kontrollü üretim sistemlerine yöneliyor. Artan kuraklık nedeniyle su kaynaklarının korunması zorunlu hale gelirken, topraksız tarım sistemlerinde suyun kontrollü ve geri dönüşümlü kullanılması, geleneksel üretime göre çok daha yüksek verimlilik sağlıyor.

İstanbul gibi büyük şehirlerde tarım arazilerinin azalması ve arazi maliyetlerinin yükselmesi, daha küçük alanlarda daha fazla üretim yapılabilen sistemleri cazip kılıyor. Ayrıca, üretimin tüketim merkezlerine yakın yapılması lojistik maliyetlerini düşürüyor, ürün kayıplarını azaltıyor ve tüketicilere daha taze ürünlerin ulaşmasını sağlıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, topraksız tarım ve kontrollü ortam üretim sistemlerine yönelik yatırımları Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yürütülen IPARD Programı gibi çeşitli destek programları kapsamında teşvik ediyor. Düşük faizli yatırım kredileri de bu destek mekanizmaları arasında yer alıyor. Bu desteklerden yararlanmak isteyen üreticilerin ilgili kayıt sistemlerine dahil olması ve teknik yeterlilik şartlarını sağlaması gerekiyor.

Genç girişimciler ve kadın üreticiler, birçok destek programında öncelikli gruplar arasında yer alıyor ve bu gruplara yönelik ilave puan avantajları sunulabiliyor. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hizmete açılan İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama ve Araştırma Merkezi de bu alanda önemli bir rol üstleniyor. Yerin yaklaşık 30 metre altında, 700 metrekarelik bir alanda faaliyet gösteren merkezde, dört katlı hidroponik üretim sistemiyle yılın 365 günü üretim yapılabiliyor.

Bu modern sistemlerde, geleneksel üretim yöntemlerine göre yüzde 95 ila 99 oranında su tasarrufu sağlanırken, birim alandan çok daha yüksek verim elde ediliyor. Topraksız tarımda bitkinin ihtiyaç duyduğu su, besin elementi ve oksijen kontrollü olarak verildiği için büyüme daha hızlı ve dengeli gerçekleşiyor. Bu durum, ürün kayıplarını düşürürken kalite standardını yükseltiyor. Geleneksel üretimde yılda bir veya iki hasat alınabilen bazı ürünlerde, topraksız üretim sistemlerinde yılda 6 ila 12 hasat yapmak mümkün oluyor.

Topraksız tarımın bir diğer önemli avantajı, toprak kaynaklı hastalık ve zararlıların büyük ölçüde kontrol altına alınabilmesi. Kontrollü üretim ortamı sayesinde ürünlerde kalite standardı yükseliyor ve üreticiler her hasatta benzer kalitede ürün elde edebiliyor. Ayrıca, gübre kullanımının kontrollü yapılması sayesinde geleneksel üretime göre önemli ölçüde tasarruf sağlanıyor.

İstanbul gibi nüfusu yoğun ve tarım arazileri üzerinde imar baskısının yüksek olduğu şehirlerde dikey tarım, önemli bir fırsat sunuyor. Bu sistemler sayesinde depo, atıl durumdaki yapılar ve kapalı alanlar tarımsal üretime kazandırılabiliyor. Üretimin tüketim merkezlerine yakın yapılması, nakliye maliyetlerini azaltıp ürün kayıplarını düşürürken karbon salımını da azaltıyor. Bu durum, kentin gıda arz güvenliğinin güçlenmesine katkı sağlıyor. Gelecekteki sürdürülebilir gıda sistemlerinde bu teknolojilerin daha fazla yer alacağı öngörülüyor.

Paylaş: