Israrlı Selektör Kullanımına Hapis Cezası Yolu Açıldı
Yargıtay'ın emsal kararıyla, trafikte öndeki aracı taciz amacıyla ısrarlı selektör kullanan sürücülere 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.

Trafik güvenliğini tehlikeye düşüren ve sürücüler üzerinde psikolojik baskı oluşturan eylemlere yönelik hukuki düzenlemeler sürüyor. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, öndeki aracı taciz edercesine peş peşe selektör yapmanın Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 123. maddesi kapsamında değerlendirilebileceğine hükmetti. Bu kararla, ısrarlı selektör kullanan sürücüler, 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilecek.
Bu yeni hukuki boyut, özellikle otoyollarda sol şeridi işgal ederek öndeki aracı sıkıştıran ve selektörle taciz eden sürücüler üzerinde caydırıcı bir etki yaratması bekleniyor. Karar, trafik kurallarının ihlaliyle ortaya çıkan stresli durumların önlenmesi ve trafikte genel güvenliğin artırılması amacını taşıyor.
Israrlı Selektörün Hukuki Boyutu
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Avukat Ceylan Öztürk, selektör yapmanın tek başına suç olmadığını belirtti. Karayolları Trafik Kanunu ve genel sürüş pratiğinde selektörün, sollama niyetini bildirmek veya bir tehlikeye dikkat çekmek gibi güvenlik amaçlı kullanımlarda meşru bir uyarı aracı olarak görüldüğünü ifade etti. Ancak, bu davranışın amacı, yoğunluğu ve sürücü üzerindeki etkisi ceza hukukunun kapsamına girdiğinde farklı bir boyut kazanıyor.
Öztürk, bu düzenlemeyle birlikte cezanın selektör kullanmanın kendisine değil, trafikte bir kişiyi sistematik olarak baskı altına alan davranışlara yönelik olduğunu vurguladı. Takip mesafesini tehlikeli bir şekilde azaltarak veya sürekli selektör yakıp söndürerek yapılan tacizin yasal sınırları aştığı durumlarda TCK'nın ilgili maddesinin uygulanabileceğini belirtti.
Delillerin Rolü ve Yargılama Süreci
Yargılamada somut delillerin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Avukat Öztürk, EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) kayıtları, araç içi kamera görüntüleri ve tanık beyanlarının kararda etkili olacağını söyledi. Her olayın kendi özel şartları, somut delilleriyle birlikte değerlendirilerek beraat veya mahkumiyet kararı verileceğini ifade etti.
Öztürk, ceza hukukunda esas olanın her dosyadaki gibi somut deliller olduğunu belirterek, sadece şikayet üzerine değil, elde edilen kanıtların detaylı bir şekilde incelenmesiyle bir sonuca varılacağını kaydetti. Mahkumiyet hükmü için, sanığın suçu işlediğine dair kesin bir kanaatin oluşması gerektiğini sözlerine ekledi. Bu bağlamda, kamera kayıtları, EDS görüntüleri ve tanık anlatımları gibi deliller, olayın aydınlatılmasında kritik rol oynayacak.


