İsrail'de 'Türkiye Panik'i: İran'dan Daha Büyük Tehdit Olarak Görülüyor
İsrail'de yapılan analizler, Türkiye'nin bölge için İran'dan daha büyük ve stratejik bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki gelişmelere yönelik sert çıkışları, Tel Aviv'de endişeye neden oldu.

Ortadoğu'daki jeopolitik dengelerin yeniden şekillendiği bu dönemde, İsrail'de Türkiye'nin artan gücü ve bölgedeki etkinliği üzerine yoğun tartışmalar yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki eylemlerinin Türkiye'yi tehdit eder boyuta ulaştığı yönündeki açıklamaları, İsrail güvenlik ve istihbarat çevrelerinde Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Batı yanlısı ülkeler için en önemli stratejik tehdit haline geldiği endişesini körükledi.
İsrail merkezli ekonomi gazetesi Globes'te yer alan bir analizde, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin, bölgedeki istikrarsızlığa neden olan İsrail için İran'dan çok daha büyük ve stratejik bir tehdit olduğu vurgulandı. Analize göre, İran'ın balistik füze ve insansız hava aracı gibi askeri yeteneklerine karşın, Türkiye'nin çok daha geniş bir askeri, siyasi ve ekonomik kapasiteye sahip olduğu belirtildi. SIPRI Enstitüsü verileri, Türkiye'nin uluslararası silah ticaretindeki payının İran'ın yaklaşık altı katı olduğunu ve savunma bütçesinin de İran'dan 5,5 kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ekonomik olarak ise Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'nin kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH), İran'ınkinin üç katına yaklaşarak 15 bin 892 dolara ulaştı. Siyasi alanda ise Tahran'ın devlet dışı aktörleri kullanmasına karşın, Ankara'nın Suriye, Libya ve Somali gibi ülkelerle doğrudan kurduğu ilişkiler İsrail'de endişe yaratıyor.
Uzmanlar, Türkiye'yi sadece gelecekteki bir tehdit olarak görmenin eksik bir yaklaşım olduğunu savunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu ay yasalaştırması beklenen 'Mavi Vatan' kanunu, bu endişeleri daha da artırıyor. Bu yasa, Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz'deki tüm alanları kontrol etme vizyonunu desteklerken, Yunanistan'ın deniz yetki alanları pahasına 12 deniz mili genişletme planlarını gündeme getiriyor. Bu durum, Yunanistan'ın balıkçılık, enerji ve deniz altı altyapı projeleri gibi alanlardaki haklarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.
Mavi Vatan vizyonunun, Kıbrıs üzerinden İsrail'e uzanan yaklaşık 1200 kilometrelik denizaltı elektrik kablosunu içeren 'Great Sea Interconnector' projesini de olumsuz etkilemesi bekleniyor. Bu proje, İsrail'i Avrupa elektrik şebekesine bağlayarak enerji güvenliğini artırmayı hedefliyor. Daha önce Ege Denizi'nde yaşanan bir gerilimde, Yunanistan'ın kablo döşeme gemisini bölgeye getirmesi üzerine Türkiye'nin bölgeye savaş gemileri göndermesi, diplomatik kanalların devreye girmesiyle çözülmüştü. Bu tür olaylar, Türkiye'nin bölgedeki kararlılığını ve 'Mavi Vatan' doktrini çerçevesindeki hassasiyetini gözler önüne seriyor.
Uluslararası krizlerin çözümünde barışçıl politikalarıyla öne çıkan Türkiye, aynı zamanda bölgede İsrail için ciddi bir ekonomik tehdit olarak görülüyor. NATO üyesi olmasına rağmen Şangay İşbirliği Örgütü'nde gözlemci statüsünü sürdüren Türkiye, Boğazlar'ı kontrol etmesi, Azerbaycan'dan Avrupa'ya enerji nakil hatlarını yönetmesi ve Çin'den Avrupa'ya demiryolu taşımacılığında önemli bir rol oynamasıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a önemli bir manevra alanı sağlıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin ulusal güvenliğinin Halep, Şam ve Beyrut'ta başladığı yönündeki açıklamaları, Türklerin egemenlik haklarından taviz vermeyeceği mesajını veriyor. Mevcut durumda Türkiye ve bölge halkları için İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan gibi aktörler tehdit olarak algılanırken, bu tehditlere karşı çözüm arayışının İsrail'den ziyade ABD nezdinde olması gerektiği düşünülüyor. Trump yönetiminin, Türkiye'ye yönelik yanlış algılamalardan vazgeçmemesi durumunda, İran tehdidinin yayılma biçimine benzer şekilde Türkiye ile daha agresif ve tehditkar bir sürecin yaşanabileceği yorumları yapılıyor.



