Son Dakika

İletişim Başkanı Duran: 15 Temmuz, Millet İradesinin Namlular Karşısında Galip Geldiği Tarihi Bir Kırılma Anıdır

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, darbe girişiminin sadece anayasal düzene değil, Türkiye'yi işgal etmeye yönelik bir terör eylemi olduğunu belirtti. Duran, milletin direnişinin stratejik bağımsızlık mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı.

Ece M.3 dakika okuma0 görüntülenme
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile ilgili açıklama yaparken
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü ile ilgili açıklama yaparken
Paylaş:

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin yıldönümü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Duran, hain girişimin sadece Türkiye'nin anayasal düzenine yönelik bir saldırı olmadığını, aynı zamanda ülkeyi işgal etmeyi amaçlayan bir terör eylemi olduğunu belirtti. Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) devlet içine sızarak oluşturduğu illegal yapılanma aracılığıyla giriştiği bu kalkışmanın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği ve milletin meydanlardaki destansı direnişi sayesinde başarısızlığa uğratıldığını vurguladı.

Duran, 15 Temmuz'un sıradan bir darbe girişimi olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası sistemdeki stratejik bağımsızlık arayışının ve milli iradesine sahip çıkma mücadelesinin bir sembolü haline geldiğini kaydetti. O gece milletin sadece kendi geleceğini değil, bölgenin geleceğini de savunduğunu ifade etti.

15 Temmuz'da Milletin Destansı Direnişi

Yazısında, 15 Temmuz 2016 gecesinin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir kırılma noktası olduğunu belirten Duran, FETÖ'nün yıllarca devletin içine sızarak kurduğu illegal yapının deşifre edilip tasfiye edildiğini görünce anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve ülkeyi iç savaşa sürüklemek amacıyla bir darbe girişiminde bulunduğunu anlattı. Bu saldırının, terör yöntemleri kullanılarak ülkeyi işgal etme teşebbüsü olduğunu dile getirdi. Girişim sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hayatına kast edildiğini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bombalandığını ve milletin üzerine kurşunlar yağdırıldığını hatırlatan Duran, bu hain planın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı ve liderliğiyle, milletin gösterdiği olağanüstü direniş sayesinde akamete uğratıldığını belirtti.

Stratejik Bağımsızlık Mücadelesi ve Vesayet Anlayışının Yenilgisi

Darbe girişiminin arkasında sadece Türkiye'deki devlet kurumlarını ele geçirmek isteyenlerin değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye'nin küresel sistemdeki aktif konumundan rahatsızlık duyan dönemin güç odaklarının da bulunduğunu ifade eden Duran, 15 Temmuz direnişinin bir darbenin bastırılmasının ötesinde, Türkiye'nin uluslararası sistemde stratejik otonomi arayışını ve kendi sözünü söyleme mücadelesini de temsil ettiğini söyledi. O gece sokaklara dökülerek darbeye direnen milletin, sadece kendi kaderlerini değil, bölgenin geleceğini de savunduğunu vurguladı.

15 Temmuz'un, eski Türkiye'deki vesayet anlayışının yeni Türkiye siyasetine yenildiği bir gün olduğunu da belirten Duran, eski Türkiye'de siyasetin vesayet odaklarınca dizayn edildiğini, seçilmiş iktidarın iradesinin kısıtlandığını hatırlattı. FETÖ'nün de bu nedenle siyasi partiler yerine vesayet kurumlarına hâkim olmayı hedeflediğini, ancak milletin demokratik siyasete olan güvenini artırarak bu vesayetçi düzeni tasfiye ettiğini kaydetti. Bu değişimin gerisinde kalan FETÖ'nün, 15 Temmuz'da geçmiş darbelerin bir benzerini gerçekleştirebileceğini düşündüğünü, ancak Türkiye'nin değiştiğini ve millet iradesine sahip çıktığını belirtti.

Demokrasi Manifestosu ve Süregelen Mücadele

Aradan geçen on yılın, 15 Temmuz'un Türkiye'nin milli birlik ruhunu, demokratik olgunluğunu ve devletin yeniden yapılanma iradesini ortaya koyan tarihi bir dönüm noktası olduğunu gösterdiğini söyleyen Duran, bu yönüyle 15 Temmuz'un Türkiye'nin geleceğini şekillendiren güçlü bir demokrasi manifestosu olduğunu ifade etti. Darbe girişimi sırasında farklı görüşlerden milyonlarca vatandaşın ortak bir demokratik bilinç etrafında birleşerek devlete ve millete sahip çıktığını, bunun Türkiye'nin en önemli demokratik kazanımlarından biri olarak tarihe geçtiğini dile getirdi. Demokrasiye sahip çıkmanın anayasal düzeni tehdit eden her türlü girişim karşısında ortak bir sorumluluk olduğunu da ekledi.

15 Temmuz sonrasında yürütülen mücadelenin, örgütün devlet içindeki yapılanmasının tasfiyesiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda finansal kaynaklarının kurutulması, uluslararası faaliyetlerinin engellenmesi ve propaganda mekanizmalarının etkisiz hale getirilmesi gibi alanlarda da sürdürüldüğünü anlattı. Güvenlik, istihbarat ve yargı alanlarındaki çalışmalarla örgüte alan bırakılmadığını, uluslararası diplomasiyle FETÖ'nün hareket kabiliyetinin daraltıldığını belirtti. Ancak FETÖ benzeri örgütlerle mücadelenin süreklilik gerektiren çok boyutlu bir süreç olduğunu, terör faaliyetlerinin devam ettiğini hatırlattı. Özellikle genç kuşakların 15 Temmuz'un gerçek mahiyetini doğru kaynaklardan öğrenmesinin, örgütün tehditlerini kavramasının önemine dikkat çekti.

Türkiye Yüzyılı Vizyonu ve Milli İradenin Zaferi

İletişim Başkanlığı olarak FETÖ tehdidini toplumsal bellekte canlı tutmak ve şehit-gazileri anmak amacıyla yurt içi ve yurt dışında çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirten Duran, bu çabaları sadece geçmişi anma değil, geleceğe dönük demokratik dayanıklılığı güçlendirme sorumluluğu olarak gördüklerini ifade etti. 15 Temmuz'dan çıkarılan derslerin, Türkiye'nin devlet kapasitesini güçlendiren kapsamlı bir dönüşüm sürecine girmesini sağladığını söyledi. Bugün Türkiye'nin terörle mücadele ederken demokratik meşruiyeti esas alan, devlet kurumlarının dayanıklılığını pekiştiren, savunma sanayiinde atılımlar yapan, bölgesel ve küresel ölçekte inisiyatif alabilen bir ülke konumuna geldiğini vurguladı. Türkiye Yüzyılı vizyonunun, bu güçlü devlet kapasitesi ve toplumsal dayanıklılık üzerine inşa edildiğini ve bu vizyonun, on yıl önce milletin canı pahasına yazdığı destanın en somut neticesi olduğunu belirtti.

Son olarak Duran, on yılın ardından 15 Temmuz'u, millet iradesinin namlular karşısında galip geldiği tarihi bir kırılma anı olarak hatırladıklarını, Türkiye'nin güçlü, bağımsız ve demokratik geleceğinin, bu tarihi tecrübeden çıkarılan derslerin canlı tutulmasına ve milli irade etrafında oluşan ortak bilincin sürdürülmesine bağlı olduğunu sözlerine ekledi.

Paylaş: