Hürmüz Boğazı'nda normalleşme süreci başladı: Küresel ticarette yeni dönem
ABD ile İran arasındaki mutabakatla Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişleri yeniden hız kazandı. Uzmanlar, lojistik maliyetlerinde kademeli bir normalleşme bekliyor.

Hürmüz Boğazı'nda ticari trafik hareketlendi
ABD ile İran arasında 14 Haziran'da varılan ve 18 Haziran itibarıyla yürürlüğe giren mutabakat zaptı, küresel deniz taşımacılığı için kritik bir dönemeç oldu. Hürmüz Boğazı'nı ticari gemi trafiğine açma şartını da içeren bu anlaşma, Şubat ayından bu yana lojistik sektörünü durma noktasına getiren jeopolitik gerilimin azalmasına imkan tanıdı. Savaş öncesinde günlük ortalama 130 geminin geçiş yaptığı boğazda, normalleşme adımlarıyla birlikte belirgin bir hareketlilik gözlenmeye başlandı. Ancak veriler, geçişlerin henüz savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 70 altında seyrettiğini gösteriyor.
Lojistik sektöründe 'yeni denge' beklentisi
Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Engin, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, kriz döneminde tarihi zirveleri gören spot navlun fiyatları ve savaş riski sigorta primlerinde kademeli bir düşüş beklendiğini ifade etti. Engin, sürecin işleyişi hakkında şu detayları paylaştı:
- Sigorta maliyetleri hızla düşerken, navlun fiyatlarındaki gerileme yapısal maliyetler nedeniyle daha yavaş ilerliyor.
- Armatörler, yüksek fiyatlı uzun vadeli kontratlarını esnek yapılarla revize etmeye odaklanıyor.
- Piyasa, kısa vadeli düşüşlere rağmen kalıcı risk priminin dahil olduğu yeni bir fiyat dengesine doğru evriliyor.
- Ümit Burnu rotasının terk edilmesi, arz fazlası şokundan ziyade daha rekabetçi bir fiyatlama ortamı oluşturuyor.
Kriz sürecinde alternatif rotalara yönelen lojistik şirketlerinin, 'near-shoring' ve çok modlu taşımacılık gibi stratejik çeşitlendirme araçlarını kalıcı hale getirdiği belirtiliyor. Uzmanlar, Kızıldeniz hattındaki güvenlik algısının tam olarak silinmemesi nedeniyle toparlanmanın kademeli bir seyir izleyeceğini ve küresel tedarik zinciri yönetiminin artık maliyetin yanı sıra arz güvenliğine dayalı bir yapıya kavuştuğunu vurguluyor.



