Hürmüz Boğazı Gerilimi Petrol Fiyatlarını Ateşliyor: Uzmanlardan Kritik Uyarılar
ABD'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik geçiş ücreti planından vazgeçmesiyle enerji piyasalarındaki belirsizlik sürerken, jeopolitik risklerin petrol fiyatları üzerindeki etkisi uzmanlarca değerlendirildi. Olası senaryolar ve fiyat beklentileri masaya yatırıldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik geçiş ücreti planından vazgeçerek Körfez ülkeleriyle ticaret ve yatırım anlaşmalarına odaklanması, küresel enerji piyasalarındaki belirsizliği farklı bir boyuta taşıdı. Ancak ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını sürdüreceği mesajı, jeopolitik riskleri canlı tutarak petrol fiyatları üzerinde etkisini sürdürüyor. Küresel petrol ticaretinin kritik arterlerinden biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, enerji piyasalarının yönünü belirlemeye devam ediyor.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın ve Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin petrol piyasasına etkileri, olası fiyat beklentileri ve Rusya'ya yönelik yaptırımların rolü gibi konularda değerlendirmelerde bulundu.
Petrol Piyasasına Jeopolitik Risk Primi Eklendi
Prof. Dr. Levent Aydın, Brent petrolün varil fiyatındaki artışın, mevcut bir arz krizinden ziyade, küresel piyasalarda olası bir arz sıkıntısına dair risklerin önceden fiyatlanmasından kaynaklandığını belirtti. ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden devreye sokması, karşılıklı saldırıların yoğunlaşması, tankerlerin hedef alınması ve Hürmüz'den geçen tanker sayısındaki düşüş gibi faktörlerin, petrol fiyatları üzerine jeopolitik risk primi eklediğini ifade etti.
Aydın, petrol piyasasında fiyatı belirleyen unsurun sadece piyasaya gelen petrol miktarı olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
- Gelecekte petrolün piyasaya ulaşıp ulaşamayacağına dair beklentiler fiyatları etkiliyor.
- Hürmüz'de bir tankerin vurulması veya geçişlerin yavaşlaması, petrolün fiziksel olarak tamamen kesilmesinden önce bile sigorta ve taşıma maliyetlerini artırıyor.
- Rafineriler ve petrol ithalatçısı ülkeler, muhtemel arz kesintisine karşı stok yapmaya yöneliyor.
- Bu davranışlar fiyatları daha da yukarı taşıyor. Mevcut durumda 85-90 dolar bandı, piyasanın kontrollü fakat devam eden bir çatışma riskini fiyatladığı bölge olarak görülebilir.
- Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli ve etkili biçimde kapatılması veya büyük petrol tesisleri ile tankerlerin sistematik olarak hedef alınması durumunda, petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.
- Buna karşılık, diplomatik temasların yeniden başlaması, güvenli geçişin sağlanması ve tanker trafiğinin normale dönmesi halinde fiyatlarda hızlı bir geri çekilme de görülebilir.
Aydın, petrol fiyatlarının önümüzdeki günlerde düz bir çizgi halinde sürekli yükselmesini beklemediğini, aksine yüksek oynaklığın devam edeceğini öngördü. Diplomatik bir yumuşama ve tanker geçişlerinin normalleşmesi durumunda fiyatların 75-82 dolar bandına gerileyebileceğini belirtti. Ancak boğaz geçişlerinin ciddi biçimde aksaması, büyük tanker veya enerji tesislerinin hedef alınması ve Rus petrolüne yönelik yaptırımların eş zamanlı olarak sertleştirilmesiyle 100 doların üzerindeki seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini ekledi. Aydın'a göre, petrolün yönünü önümüzdeki dönemde üç temel unsur belirleyecek: Hürmüz'den geçen günlük tanker sayısı, ABD-İran çatışmasının seyri ve Rus petrolüne yönelik yaptırımların kapsamı.
Kritik Senaryolar ve Fiyat Beklentileri
Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, petrol fiyatının 87 dolar seviyesine çıkmasının, piyasada gerçek bir fiziksel arz kaybından ziyade jeopolitik risk priminin yükseldiğinin göstergesi olduğunu belirtti. Karataş, Hürmüz'den geçen gemi trafiğinin azalması, tankerlere yönelik saldırılar ve ABD-İran arasındaki karşılıklı operasyonların piyasadaki endişeyi büyüttüğünü söyledi. Hürmüz'den dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiğini hatırlatan Karataş, bir tanker vurulduğunda veya gemi trafiği yavaşladığında, kaybedilen petrol miktarından bağımsız olarak piyasanın hemen bir güvenlik primi oluşturduğunu anlattı.
Karataş, bundan sonraki sürece ilişkin üç kritik senaryo sıraladı:
- Birinci senaryo: Taraflar birkaç gün içerisinde yeniden diplomasiye döner ve gemi geçişleri normalleşirse, 87 dolar seviyesinin kalıcı olması zorlaşır ve fiyatlar yeniden 75-80 dolar bandına çekilebilir.
- İkinci senaryo: Çatışmalar sınırlı şekilde devam eder ancak boğaz tamamen kapanmazsa, petrolün 85-95 dolar bandında oldukça dalgalı hareket etmesi beklenebilir.
- Üçüncü ve en riskli senaryo: Hürmüz'de uzun süreli bir kapanma veya Körfez ülkelerinin petrol altyapılarına yönelik saldırılar gerçekleşirse, 100 doların aşılması şaşırtıcı olmaz. Kapanmanın uzaması halinde 120 dolar ve üzeri seviyeler yeniden gündeme gelebilir.
Karataş, kısa vadede yukarı yönlü risklerin güçlü olduğunu belirterek, piyasanın şu anda sadece mevcut petrol arzına değil, savaşın büyüme ihtimaline de fiyat biçtiğini ifade etti. Bu nedenle haber akışına bağlı sert yükselişler ve aynı gün içinde sert düşüşler görülebileceğini söyledi. Ancak petrol fiyatlarının sürekli ve kontrolsüz biçimde yükselmesini sınırlayabilecek unsurların da bulunduğunu ekledi. Çin'deki talebin zayıflaması, küresel ekonomik büyümeye yönelik endişeler, OPEC+ ülkelerinin üretim kapasitesi ve stratejik petrol rezervlerinin kullanılması gibi faktörlerin fiyat artışını frenleyebileceğini belirtti. Karataş'ın beklentisi, kesintisiz bir yükseliş yerine, yüksek fiyatların ve yüksek oynaklığın birlikte yaşandığı bir dönemdir.
Altuğ Karataş, petrol piyasasının şu anda aynı anda iki büyük arz riskiyle karşı karşıya kaldığını vurguladı: Bir tarafta Hürmüz ve İran, diğer tarafta ise Rusya'nın petrol ihracatına yönelik yeni yaptırım ihtimali. ABD'de üzerinde uzlaşıldığı belirtilen yeni yaptırım tasarısının, sadece Rus şirketlerini değil, Rusya ile ticaret yapan ve özellikle Rus enerji ürünlerini satın alan üçüncü ülkeleri de hedef alabileceğine dikkat çekti. Piyasanın, yaptırımların Rus petrolünü fiziksel olarak piyasadan çekme ihtimalini fiyatlamaya başladığını dile getirdi.

