Hizbullah'tan İran-ABD Anlaşması Açıklaması: 'Büyük Zafer'
Hizbullah lideri Naim Kasım, ABD ve İran arasında imzalanması beklenen mutabakatı 'büyük zafer' olarak nitelendirerek, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının başarısız olduğunu belirtti. Kasım ayrıca, İsrail ile müzakerelerde Lübnan'ın egemenliğinin esas alınması gerektiğini vurguladı.

Hizbullah lideri Naim Kasım, ABD ve İran arasında imzalanması beklenen mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kasım, bu anlaşmayı İran halkı, liderliği ve özgürlüğü destekleyen herkes için 'büyük bir zafer' olarak nitelendirdi. İran halkını ve liderliğini bu başarılarından dolayı tebrik eden Kasım, anlaşmanın önemine vurgu yaptı.
İran'a Yönelik Saldırılar Başarısız Oldu
Kasım, 28 Şubat tarihinde İsrail ve ABD tarafından İran'a yönelik başlatılan ortak saldırılara da değindi. Bu saldırıların amacının İran rejimini yenilgiye uğratmak ve düşüşüne yol açmak olduğunu belirten Kasım, 'Bu amaç ve İran’a yönelik sömürgecilik planları başarısızlıkla sonuçlandı' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İran'ın uluslararası alanda karşılaştığı baskılara rağmen direncini koruduğuna işaret ediyor.
İsrail ile Müzakerelerde Lübnan'ın Egemenliği Öncelikli
Hizbullah lideri Naim Kasım, İsrail ile Lübnan arasındaki müzakerelere ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu. Kasım, bu müzakerelerin sadece 'karşılıklı güvenlik' çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Lübnan'ın temel talebinin egemenliğinin tam olarak tesis edilmesi olduğunu belirtti. Kasım, 'Düşman ile müzakerelerin sınırı, karşılıklı güvenliktir. Silahsızlanma başlığı altındaki herhangi bir teklif geçerli olmayacaktır çünkü bu, İsrail’in her şeyi ele geçirmek ve ülkeyi yerle bir etmek için kullandığı bir yöntemdir' dedi. Ayrıca, silah meselesi, ekonomi, ulusal güvenlik ve savunma stratejisi gibi iç işlerinin müzakerelerin tamamen dışında tutulması gerektiğini, bu konuların Lübnan tarafından kendi içinde görüşüleceğini sözlerine ekledi. Kasım, bu nedenle herhangi bir müzakerede öncelikli talebin Lübnan'ın egemenliği olması gerektiğini savundu.

