Günümüz Siyasetinde 'Jön Türk' Profili: Proje Üretmeyen, Slogan Odaklı Figürler
Prof. Dr. Hakan Aydın, günümüz siyasetinde proje üretmek yerine sembolik kavramlar ve sloganlarla öne çıkan, 'artistik siyasetin eskimeyen figürleri' olarak tanımladığı 'jön Türk' profilini analiz etti.

Günümüz siyasetinde, geçmişteki Jön Türk hareketinden farklı olarak, bir siyasi karakter tipolojisi öne çıkıyor. Prof. Dr. Hakan Aydın, bu figürleri 'artistik siyasetin eskimeyenleri' olarak tanımlarken, onların ortak özelliklerini ve siyasi yaklaşımlarını değerlendirdi. Bu kişiler, somut proje üretmek yerine sembolik kavramlar ve anlık popülerlik üzerinden siyaset yapma eğiliminde bulunuyor.
Siyasi Jönlerin Ortak Özellikleri
Prof. Dr. Aydın'ın analizine göre, günümüzün 'siyasi jönleri' olarak adlandırılan bu figürlerin belirgin alametifarikaları bulunuyor. Bu özellikler, onların siyasi duruşlarını ve stratejilerini şekillendiriyor:
- Proje Yoksunluğu: Genellikle proje üretme gündemleri bulunmaz. Vaatleri; umut, değişim, bahar, bayram gibi sembolik ve soyut kavramlar üzerinden şekillenir.
- İstikamet Kaygısı: Kalabalık oluşturma konusunda başarılı olsalar da, bu kitlelere bir istikamet belirlemede zorlanırlar.
- Seçici Hafıza: Siyasi hafızaları oldukça seçicidir ve vefa duyguları kısa süreli olabilir.
- Medya İlişkileri: En işlevsel müttefikleri arasında, 'atıl kurt' tipi olarak nitelendirilebilecek gazeteciler yer alır.
- Eleştiri ve Savunma: Camdan evlerde oturmalarına rağmen sürekli dışarıya taş atma eğilimindedirler. Eleştirilere doğrudan cevap vermek yerine, dikkatleri başka noktalara çekme (cambaza bak) stratejisini kullanırlar.
- Duygu ve Sorun Yönetimi: Duygu yönetiminde başarılı olsalar da, sorunları çözme konusunda zayıf kalırlar.
- Taktisyenlik: Devlet adamlığı vasıflarından çok, siyasi bir taktisyen gibi hareket ederler. Neyi yıkacaklarını uzun uzun anlatırken, ne inşa edecekleri konusunu ise yüzeysel geçerler.
- Çıkar Odaklılık: Siyaseti, çözüm üretme sanatı olarak değil, çıkar yönetimi sanatı olarak görürler. Milletin kendilerine tanıdığı fırsatları, farklı ikilemlerle (Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi) kâbusa çevirebilirler.
- İlkesizlik ve Günü Kurtarma: Siyasi pusulaları ilkelere değil, kamuoyu yoklamalarındaki rüzgâra duyarlıdır. Bir meseleyi çözmek yerine, o mesele üzerinden pozisyon almayı tercih ederler. Sahnede kalmak, faydalı olmaktan daha önemli hale gelir.
Sloganlar ve Üretkenlik Dengesi
Bu siyasi figürlerin en belirgin özelliklerinden biri, sloganlarının programlarının önüne geçmesidir. Sürekli konuşma eğiliminde olan bu kişilerde, oyunculuk kabiliyetleri siyasi üretkenliklerinin ötesine geçmiştir. Fikirleri çoğu zaman ödünç alınmış, üslupları ise kendilerine özgü olabilir. Devlet yönetimini uzun soluklu bir maraton yerine, yüksek reytingli bir canlı yayın olarak görme eğilimindedirler. En zayıf yönleri tutarlılık olarak öne çıkar. Geleceğe dair kapsamlı bir tasavvurdan çok, günü kurtarmaya dönük siyasi reflekslerle hareket ederler. Siyasi sermayeleri başarı hikayelerinden değil, sürekli eleştiri ve reaksiyon üretiminden beslenir. Sorulara cevap vermek yerine, cevap gibi duran yeni sorular üretirler. Gerçeklikle ilişkileri zayıf olmasa da, gerçekliği anlama yerine kendi anlatılarına uyarlamaya çalışırlar. Bir fikrin doğruluğundan çok, getiri ve götürüsüyle ilgilenirler.
Cesur görünmeyi seven bu figürler, zor kararların maliyetini üstlenmekte isteksizdirler. Sürekli hareket hâlinde olsalar da, nereye gittikleri çoğu zaman belirsizdir. Toplumu yönlendirmek yerine, toplumdaki öfke ve beklentilerin üzerine oynamayı tercih ederler. Fikri derinlik gerektiren alanlarda slogan, teknik bilgi gerektiren alanlarda ise hamaset üretirler. Rakiplerinin hataları üzerine kariyer inşa etmeye çalışırken, gündemde kalmak için sürekli yeni çıkışlar ararlar. Kalıcı eserler yerine geçici heyecanlar üretirler. En büyük korkuları başarısız olmak değil, geride kalmaktır. Bir ülkenin nasıl yönetileceğinden çok, bir kitlenin nasıl etkileneceğine odaklanırlar. Çözüm üretenleri ise sıkıcı bulurlar. Kendilerini geleceğin liderleri olarak tanımlasalar da, geleceğin nasıl kurulacağına dair somut bir çerçeve sunmakta zorlanırlar.
Sonuç olarak, bu 'siyasi jönler'in, memleketi yönetme kapasiteleri sorgulanır bir tablo çizdiği Prof. Dr. Aydın tarafından ifade ediliyor.