Goldman Sachs'tan Altın İçin Kritik Tahmin: 2026 Sonu 4900 Dolar
Goldman Sachs, merkez bankalarının güçlü altın alımlarının kısa vadeli baskıyı dengeleyerek ons altını 2026 sonu itibarıyla 4900 dolara taşıyabileceğini öngördü.

Goldman Sachs, merkez bankalarının, özellikle Çin'in öncülüğünde sürdürdüğü yoğun altın alımlarının, ABD Merkez Bankası'na (Fed) yönelik şahin beklentilerin yarattığı kısa vadeli fiyat baskısını dengeleyebileceğini bildirdi. Banka, 2026 yılı sonu için ons altın fiyatı tahminini 4 bin 900 dolar seviyesinde sabit tuttu.
Merkez bankalarının mayıs ayında yaklaşık 81 ton altın alması, bu yılın ortalama aylık alımını 67 tona yükseltti. Bu rakam, 2022 öncesi dönemdeki 17 tonluk ortalamanın oldukça üzerinde bir artışa işaret ediyor. Goldman Sachs analistleri, bu güçlü alım eğiliminin, Fed'in olası faiz artırımlarına dair beklentilerin neden olduğu geçici fiyat düşüşlerini sınırlayabileceğini değerlendirdi. Banka, merkez bankalarının 2026'da aylık ortalama 50 ton, 2027'de ise 40 ton altın alımına devam edeceği yönündeki mevcut tahminlerini korudu.
Merkez Bankalarının Altın Rezervlerini Artırma Stratejisi
Goldman Sachs'ın 2026 yılı sonu için ons başına 4 bin 900 dolar olan altın fiyatı tahmininin temelini, gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme stratejisi oluşturuyor. Bu strateji, Rusya'nın 2022'deki rezervlerinin dondurulmasının ardından daha da hız kazanmıştı. Merkez bankaları, portföylerini daha istikrarlı varlıklara yayarak olası jeopolitik ve ekonomik risklere karşı korunmayı hedefliyor.
Fed Beklentileri ve Altın Fiyatları Üzerindeki Etkisi
Banka tarafından yapılan değerlendirmede, piyasalarda Fed'in faiz artırımlarına dair fiyatlamaların kısa vadede altın üzerinde baskı yarattığı belirtildi. Ancak, Goldman Sachs ekonomistleri genel olarak faiz artırımı beklemiyor. Bu durum, orta vadede altın fiyatları üzerindeki aşağı yönlü risklerin sınırlı kalacağı ve hatta yukarı yönlü potansiyelin devam edeceği anlamına geliyor. Merkez bankalarının istikrarlı altın talebi, küresel ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, altının güvenli liman varlığı statüsünü desteklemeye devam ediyor.



