Son Dakika

Gençlerin Yüzde 75'i İşe Alımda Torpil Diyor: Çözüm Çok Katmanlı Referans Sistemi mi?

Türkiye'de gençlerin büyük çoğunluğu işe alımlarda torpil ve kayırmacılığın etkili olduğunu düşünüyor. Prof. Dr. Faruk Taşçı, bu soruna çözüm olarak anaokulundan üniversiteye uzanan çok katmanlı bir referans sistemi öneriyor.

Yönetici3 dakika okuma0 görüntülenme
Gençlerin işe alımda torpil algısını gösteren bir grafik veya sembolik görsel.
Gençlerin işe alımda torpil algısını gösteren bir grafik veya sembolik görsel.
Paylaş:

Türkiye'de gençlerin iş hayatına atılırken karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri, liyakat yerine torpil ve kayırmacılığın ön planda olduğu algısı. Yapılan son araştırmalardan biri, gençlerin yüzde 74,7'sinin işe girişte torpilin belirleyici olduğuna inandığını ortaya koyuyor. Bu durum, toplumda hakkaniyet ve adalet beklentilerini de beraberinde getirirken, bu soruna yönelik çözüm arayışlarını da hızlandırıyor.

Pek çok kesim, işe alımlarda torpilin kesinlikle kabul edilemez olduğunu belirtse de, 'referans' kavramının sınırları ve istismar potansiyeli de tartışma konusu oluyor. 'Referansı olmayanlar ne olacak?' sorusu, kul hakkı endişeleriyle birlikte gündeme gelirken, bu hassasiyetler aslında bir referans sistemine duyulan ihtiyacı gözler önüne seriyor.

Eğitimden İşe Kadar Çok Katmanlı Bir Referans Sistemi

Prof. Dr. Faruk Taşçı, Türkiye'nin bu soruna çözüm olarak çok katmanlı bir referans sistemine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Böyle bir sistemin kurulması kolay olmasa da, merkezine şu üç temel soruyu alması gerektiğini belirtiyor: Adayın karakteri nasıl? İlgili işin ehli mi, bilgisi ve yetkinliği ne düzeyde? Çalışkanlığı ne kadar?

Bu soruların cevapları, bireylerin ahlaki, zihinsel ve fiziksel yönlerini kapsayan bir değerlendirme sistemini işaret ediyor. Taşçı'ya göre bu değerlendirmeler, erken yaşlarda, anaokulundan itibaren başlamalı. Atalarımızın dediği gibi, 'Horoz olacak civciv yumurtasından belli olur' atasözüyle de desteklenen bu yaklaşım, bireyin karakter ve yeteneklerinin küçük yaşlarda belirginleştiği fikrine dayanıyor.

Anaokulundan Üniversiteye Kapsamlı Bir Takip

Bu kapsamlı takip sisteminde, anaokulu öğretmenleri ve yetkilileri, çocukların karakter ve yeteneklerini gözlemleyerek referans sistemine ilk bilgi notlarını düşecek. İlkokul öğretmenleri, rehber öğretmenler ve okul yönetimleri de bu bilgi akışını devam ettirerek sisteme ilave notlar ekleyecek. Bu bilgiler ışığında sistem, ailelere çocuklarının yeteneklerine uygun ortaokul seçenekleri sunacak.

Eğitim süreci ilerledikçe, ortaokul ve lise kademelerinde de benzer bir takip mekanizması işleyecek. Öğretmenler, rehber öğretmenler ve okul yöneticileri tarafından girilen 'bilgi notları' ve 'ilave bilgi notları' sayesinde, sistem öğrencilere en uygun lise ve sonrasında üniversite bölümleri için otomatik önerilerde bulunacak. Bu sayede, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi hedefleniyor. Okuma merakı olmayan veya akademik başarı yerine mesleki becerilere daha yatkın olan öğrencilere, meslek okulları veya okul dışı meslek edinme seçenekleri sunulacak. Bu, gençlerin 'ne eğitimde ne istihdamda olan gençler' (NEET) kategorisine düşmesini engellemeye yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.

Eğitimcilerin Rolü ve Sistemin Güvenilirliği

Taşçı, bu sistemin en kritik noktasının eğitimcilerin kendisi olduğunu belirtiyor. Sisteme 'bilgi notu' düşecek olan eğitimcilerin öncelikle güzel ahlaklı, işinin ehli ve çalışkan olmaları şart. Eğer eğitimciler bu vasıflara sahip olmazsa, kurulan sistemin 'referans'tan 'torpil'e dönüşme riski taşıdığını ifade ediyor. Efendimiz'in (SAV) 'güzel ahlakı tamamlamak için yollandım' sözüne atıfta bulunan Taşçı, eğitimcilerin sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda ahlaki değerleri de öğreten bireyler olması gerektiğini vurguluyor.

Üniversiteye yerleşemeyen veya farklı bir alana yönelmek isteyenler için 'ikinci referans dışı değer' hamleleriyle iş edindirme formülleri sunulması da öneriler arasında yer alıyor. Ancak üniversite okuyan öğrencilerin anaokulundan beri gelen 'bilgi notları'nın, öğrencilerin rızası olmadan üniversite hocalarına açılmaması gerektiği de belirtiliyor. Rızası olan öğrencinin hocası ise sisteme ahlak, bilgi ve iş yapma yeteneği üzerine son notları girebilecek.

Bu şekilde oluşturulacak çok katmanlı referans sistemi, tanıdığı olan veya olmayan herkes için otomatik işleyecek bir mekanizma sunarak, işe alımlardaki torpil ve kayırmacılık algısını ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak bu sistemin başarılı olabilmesi için, 'ana kumandanın' ahlak, ilim ve amel yönünden güçlü eğitimcilerden oluşması gerektiği altı çiziliyor.

Paylaş: