FETÖ'nün MİT'i Ele Geçirme Planı: Mason Locasına Sızma ve Dijital Fişleme Deşifre Oldu
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma, FETÖ'nün MİT'i ele geçirme planlarını gün yüzüne çıkardı. Örgütün Mason localarına sızma, özel yazılımlarla fişleme ve yasa dışı dinlemeler yaptığı ortaya çıktı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Milli İstihbarat Teşkilatı'nı (MİT) ele geçirme yönündeki akılalmaz planları deşifre edildi. Soruşturma dosyalarından elde edilen bilgiler, örgütün karmaşık ihanet ağını gözler önüne serdi. Elebaşı Fetullah Gülen'in talimatıyla başlayan süreçte, örgüt üyelerinin kendilerini gizlemek amacıyla ABD ve Türkiye'deki Mason localarına sızarak '32. derece' kabul aldıkları, 'Filemaker' adlı özel bir programla teşkilat mensuplarını özel hayatlarına kadar dijital olarak fişledikleri ve ODTÜ Vişnelik yakınlarındaki bir 'kozmik ofis'ten yasa dışı dinlemeler yaptıkları belirlendi.
Pensilvanya'dan "Takma Bıyık" Talimatı
Türkiye'nin yakın geçmişine damgasını vuran ihanetlerin merkezindeki FETÖ'nün, MİT'i bir operasyon merkezine dönüştürme planı, yargılanan MİT mahrem imamlarının dava dosyalarıyla belgelendi. İhanetin köklerinin 1990'lı yılların ortasına dayandığı anlaşıldı. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in, 1995'te ilk MİT mahrem imamı olarak atadığı Murat Karabulut'a (kod adları 'Doktor Sinan' ve 'Tahir') bizzat, "Artık istihbarat ile sen ilgileneceksin, kendine gözlük ve takma bıyık al" talimatını verdiği ortaya çıktı. Gülen'in, Karabulut'un kıyafetlerini ve kimlik değiştirmekte kullanacağı aksesuarları dahi bizzat seçtiği belirlendi. Örgütün, MİT mensubu militanlarının kimliklerini 'kutsama' adı altında okuyup üflediği, hatta kurum yerleşkeleri etrafında 'büyü ve koruma' inancıyla gizli 'dua turları' attığı tespit edildi.
MİT'e Sızmanın Yolu Mason Locasından mı Geçiyor?
Soruşturma dosyalarının en çarpıcı bölümlerinden birini, örgütün seküler dünyada kamufle olmak ve MİT'e sızmak için geliştirdiği "Mason Mahrem Yapılanması" oluşturdu. Ankara merkezli olarak İstanbul ve İzmir'de özel bir hücre kuran FETÖ, uluslararası locaları hedef aldı. Örgüt, yurt dışında yüksek lisans ve doktora yapan başarılı üyelerini özellikle ABD'deki Mason localarına yönlendirdi. Bu localarda '32. derece' kabul almaları için özel kulisler yapıldığı anlaşıldı. Türkiye'deki localara da sızmayı başaran ve buralardan 'olumlu referans' koparan FETÖ mensupları, kendilerini gizledikten sonra MİT Başkanlığı'na personel adayı olarak yerleştirilmeye çalışıldı. 2019 itibarıyla devletin kritik kurumlarında ve Mason yapılanmaları içinde aktif olan kripto FETÖ mensuplarının varlığı adli kayıtlara geçti.
"Filemaker" ile Dijital Fişleme ve Kozmik Ofis
Teşkilat içindeki sızma faaliyetlerini 'Alperen' (öğrenci) ve 'Alper' (öğretmen) hiyerarşisiyle yürüten örgüt, 2011'den itibaren ihaneti dijitalleştirdi. 'Filemaker' adlı özel bir veri tabanı programıyla tüm MİT çalışanları; etnik kökenlerinden harcamalarına, eşlerinin giyim tarzından zaaflarına kadar detaylı bir şekilde fişlendi. Kurum çalışanları 'Müspet, Menfi, Orta ve Vasat' olarak kategorize edilerek adeta bir av başlatıldı. 2013 yılında ise ODTÜ Vişnelik Tesisleri yakınında bir 'kozmik ofis' kiralayan örgüt, buradan Emniyet Genel Müdürlüğü sistemlerine sızarak yasa dışı dinlemeler ve istihbarat taramaları gerçekleştirdi.
Karlov Suikastı ve MİT TIR'ları Kumpasının Mutfak
MİT içindeki kripto hücreler, Türkiye'yi uluslararası alanda zor duruma düşürecek operasyonların merkezi oldu. Adana'da durdurulan MİT TIR'larının plaka, çıkış saati ve güzergah bilgileri, içerideki ajanlar tarafından anlık olarak mahrem imamlara aktarıldı. Rus Büyükelçi Andrey Karlov suikastı öncesinde, konuttan çıkış saatleri, koruma sayısı ve güzergah gibi hayati bilgiler, MİT'in Rusya masasında görevli bir FETÖ militanı tarafından suikast şebekesine sızdırıldı.
TSK'ya İftira Operasyonu
FETÖ'nün operasyonları sadece sızmakla kalmadı. Hedef aldığı kamu görevlilerini tasfiye etmek için akılalmaz yöntemlere başvurdu. Kamuoyunda 'Askeri Casusluk' olarak bilinen ve aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 sanıklı kumpas davasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri yıpratılmak istendi. Örgüt, kendi üyesi olmayan subayları uzaklaştırarak yerlerine kendi elemanlarını getirmeyi amaçladı. Dava dosyalarındaki bilgilere göre, MİT mahrem imamı Murat Karabulut'un, bir toplantıda alt imamlara gönderdiği listedeki subayların casusluk davasına dahil edileceğini, bu kişilerin eskort kızlarla birlikte olduklarına ve AIDS hastası olduklarına dair uydurma ihbarların mektup yoluyla kendi askeri birimlerine yapılacağını söylediği dehşet verici detaylar dosyalara yansıdı.
15 Temmuz Gecesi Çöken Hain Plan
Tüm bu sızma ve tasfiye operasyonlarına rağmen örgütün önündeki en büyük engel MİT yönetimiydi. 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında, darbenin başarısız olacağını anlayan mahrem imamların panikle gizli haberleşme ağlarından, "Hakan Fidan'ı öldürecek elemanınız yok mu?" şeklinde infaz emirleri yağdırdığı itirafçı beyanlarıyla ortaya çıktı. Darbe girişimi çökünce apar topar Pensilvanya'ya kaçan MİT imamı Bülent Bişer'in o gece attığı, "Dua et lehimize dönmek üzereymiş" mesajı ve firari Adil Öksüz'ü savunma çabaları, darbe ihanetinin bizzat itirafı olarak tarihe geçti.



