Fahiş Fiyatla Mücadelede Kayyum Ataması Çözüm Olur Mu?
Deneyimli akademisyen Prof. Dr. Rauf Karasu, fahiş fiyatla mücadelede denetim kayyumu atanmasının etkinliğini ve alternatif çözüm önerilerini değerlendirdi. Karasu'ya göre kayyum ataması uzun vadede sorunları artırabilir.

Türkiye'de son dönemde artan fahiş fiyat uygulamalarına karşı alınan önlemler kapsamında, beyaz et ticareti yapan bazı firmalara denetim kayyumu atanması kararı tartışma yarattı. İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin aldığı bu karar, fahiş fiyatla mücadelede yeni bir adım olarak görülse de, uzmanlar bu tedbirin etkinliği ve olası sonuçları hakkında farklı görüşler belirtiyor.
Ekonomi yazarı Prof. Dr. Rauf Karasu, fahiş fiyatla mücadelede denetim kayyumu atanmasının kısa vadede etkili olabileceğini ancak orta ve uzun vadede sektöre ve piyasa işleyişine zarar verebileceğini savunuyor. Karasu'ya göre, kayyum atanması şirketlerin dinamik piyasa koşullarına uyumunu zorlaştırabilir, rekabet gücünü azaltabilir, nitelikli iş gücünün firmadan ayrılmasına neden olabilir ve şirketin kredi notunu düşürebilir. Ayrıca, kayyum yönetimindeki şirketlerin tedarik zincirlerinin bozulması ve ticari itibarlarının zarar görmesi gibi olumsuzluklar yaşanabileceği belirtiliyor.
Fahiş fiyatla mücadelede idari para cezalarının de tek başına yeterli olmadığına dikkat çeken Karasu, kayyum atanması yerine daha kalıcı ve etkili çözüm yolları öneriyor. Bu öneriler arasında tüketici boykotunun daha etkin hale getirilmesi, üretici ile tüketici arasındaki zincirin kısaltılması, idari para cezalarının artırılması ve işletmelere geçici kapatma cezası uygulanması ile zarar gören tüketicilerin zararlarının tazmini için topluluk davası gibi düzenlemeler yer alıyor.
Tüketici Boykotu ve Zincir Kısaltma Önerileri
Prof. Dr. Karasu, fahiş fiyatla mücadelede en etkili mekanizmalardan birinin tüketici boykotu olduğunu vurguluyor. Ancak bu boykotun sürdürülebilir ve sistemli bir şekilde uygulanabilmesi için tüketicilerin fiyat karşılaştırması yapabileceği dijital platformların kurulmasını öneriyor. Yapay zeka destekli bu sistemlerle tüketiciler, farklı işletmelerdeki ürün fiyatlarını kolayca görebilecek ve bilinçli tercihler yapabilecektir. Ayrıca, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu ve tüketici dernekleri tarafından fahiş fiyat uygulayan işletme isimlerinin ilan edilmesi de boykotun etkinliğini artıracaktır.
Diğer bir önemli çözüm önerisi ise üretici ile tüketici arasındaki zincirin mümkün olduğunca kısaltılmasıdır. Gıda ürünlerinin fiyatının önemli bir kısmının aracıların elinde oluştuğu belirtilirken, Hal Kanunu Taslağı'nda yer alan üretici örgütlerine yer tahsisi ve zincir marketlerin doğrudan üreticiden alım zorunluluğu gibi düzenlemelerin hızla yasalaşması gerektiği ifade ediliyor. Bu sayede hem gıda fiyatlarının düşmesi hem de üreticilerin emeğinin karşılığını alması hedefleniyor.
Alternatif Cezalar ve Tazminat Mekanizmaları
Karasu, fahiş fiyat uygulamalarına karşı mevcut idari para cezalarının caydırıcılıktan uzak olduğunu belirterek, cezaların artırılmasını ve işletmelere geçici kapatma gibi yaptırımlar uygulanmasını öneriyor. Bir yıl içinde üç kez fahiş fiyat uygulayan işletmelere, stokçuluk suçunda olduğu gibi 6 güne kadar iş yeri kapatma cezası verilmesi gerektiğini savunuyor. Bu tür bir cezanın, kayyum atanmasına kıyasla şirketin itibarına daha az zarar vereceğini ve çalışanların işsiz kalmasını engelleyeceğini belirtiyor.
Ayrıca, fahiş fiyat nedeniyle zarar gören tüketicilerin haklarını kolayca arayabilmeleri için topluluk davası (grup davası) gibi düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Küçük miktarlı zararlar nedeniyle bireysel dava açmanın zorluğuna dikkat çekerek, topluluk davaları sayesinde tüketicilerin topluca dava açarak haklarını arayabileceğini ve fahiş fiyat uygulayan firmaların elde ettiği haksız kazançların tazmin edilerek caydırıcı bir etki yaratılacağını vurguluyor.



