Son Dakika

Doğu Akdeniz'de Tansiyon Yükseldi: Fransa-GKRY Anlaşması Türkiye'yi Kızdırdı

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa arasında imzalanan askeri iş birliği anlaşması, Doğu Akdeniz'deki dengeleri değiştirdi. Anlaşmaya Türkiye'den sert tepki geldi.

Yönetici2 dakika okuma0 görüntülenme
Doğu Akdeniz haritası üzerinde Fransa ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bayrakları ile Türkiye bayrağının gergin duruşunu gösteren temsili görsel.
Doğu Akdeniz haritası üzerinde Fransa ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bayrakları ile Türkiye bayrağının gergin duruşunu gösteren temsili görsel.
Paylaş:

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Fransa arasında imzalanan ve Fransız birliklerin adanın güneyinde konuşlandırılmasını öngören Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA), Doğu Akdeniz'deki jeopolitik gerilimi artırdı. Türkiye, bu anlaşmaya sert tepki göstererek, ülkenin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) hak ve menfaatlerini hedef alan her türlü askeri ittifakın başarısız olacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyla ilgili yaptığı açıklamalara ek olarak, Milli Savunma Bakanlığı da anlaşmanın Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik konumunu hedef aldığına dair endişeleri dile getirdi. Bakanlık, Türkiye'nin bölgedeki haklarını koruma konusundaki kararlılığını yineledi.

Erdoğan'ın Sınırları Aşan Savunma Doktrini

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Furkan Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı ve Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Lübnan ve Suriye'yi kapsayan uyarılarının tarihi bir nitelik taşıdığını belirtti. Kaya, Türkiye'nin savunma hattının artık Anadolu topraklarıyla sınırlı kalmadığını, Şam, Halep, Bağdat, Kıbrıs ve hatta Libya'ya kadar uzandığını vurguladı. Bu yeni doktrinin, Türkiye'nin bölgesel güvenlik stratejisindeki önemli bir dönüşümü simgelediğini ifade etti.

Hukuk Dışı Anlaşma ve Türkiye'nin Garantörlük Statüsü

Doç. Dr. Kaya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bir mühimmat deposu haline getirilmeye çalışıldığını öne sürdü. 1959 tarihli Londra ve Zürih Antlaşmaları ile Garanti Antlaşması'na göre Türkiye'nin, İngiltere ve Yunanistan ile birlikte Kıbrıs'ta garantör devlet statüsüne sahip olduğunu hatırlatan Kaya, Türkiye'nin onayı alınmadan bölgede gerçekleştirilecek herhangi bir askeri adımın hukuki olmadığını belirtti. Fransa ile GKRY arasında imzalanan anlaşmanın da bu bağlamda bir hukuk dışı gelişme olduğunu söyledi.

Türkiye'yi Mavi Vatan'dan Dışlama Stratejisi

Fransa'nın attığı adımın ve GKRY'nin İsrail için bir radar ve mühimmat üssüne dönüştürülme çabasının, Türkiye'yi Mavi Vatan'dan dışlayarak ana karaya hapsetme stratejisinin bir parçası olduğunu ifade eden Kaya, bu durumun Türkiye'nin denizlerdeki hak iddialarını zayıflatmayı amaçladığını savundu. Kaya, bu üs bölgesinin Suriye, Irak ve İran'a kadar uzanan bir hattı kontrol etme potansiyeli taşıdığını ve hatta Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi küresel ticaret yollarını da etkileyebileceğini belirtti.

Ortak Korkular İttifakları Şekillendiriyor

Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasındaki görüşmelere de değinen Kaya, bu tür ittifakların arkasında sadece ortak çıkarların değil, aynı zamanda derin korkuların da yattığını söyledi. Türkiye'nin ilan ettiği Mavi Vatan Yasası ve 152 adacığın Türkiye'ye katılma planı gibi stratejik hamlelerinin Yunanistan'da endişe yarattığını belirten Kaya, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki terörle mücadeledeki rolünün ve Gazze'deki insan hakları ihlallerine karşı duruşunun da İsrail'i rahatsız ettiğini ifade etti.

Bölgesel Çatışma Riski ve Büyük İsrail Projesi

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in “Bizim için artık yeni İran Türkiye’dir” sözünü hatırlatan Kaya, İsrail'in bölgedeki nihai hedefinin Türkiye'yi zayıflatmak olduğunu iddia etti. Kaya, büyük İsrail projesinin hayata geçebilmesi için Türkiye ile İran arasında mezhepsel bir çatışma çıkarılmasının hedeflendiğini öne sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sünnilik veya Şiilik ayrımı yapmadan tüm İslam dünyasının bir ve bütün olması gerektiği yönündeki açıklamalarının bu oyunlara karşı bir duruş sergilediğini belirtti.

Doğu Akdeniz: Bir Kırılma Noktası

Doğu Akdeniz'in, bölgedeki güvenlik denklemi açısından bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Kaya, buradaki istikrarın sağlanmasının Türkiye'nin Basra Körfezi'nden Hint Pasifik rotasına kadar uzanan bir güvenlik şeridi oluşturması açısından hayati önem taşıdığını söyledi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın barışçıl yaklaşımını örnek gösteren Kaya, İsrail eksenli provokasyonların Türkiye'yi yeni sorunlarla karşı karşıya bırakmayı amaçladığını sözlerine ekledi.

Paylaş: