Doç. Dr. Yüksel Okşak Haber7'de Köşe Yazarlığına Döndü: Faiz Tartışmaları ve Türkiye'nin Ekonomik Geleceği
Doç. Dr. Yüksel Okşak, Haber7'deki yeni köşe yazısıyla ekonomik değerlendirmelerine geri döndü. Okşak, Türkiye'nin temel meselesinin faiz mi yoksa üretimden kopukluk mu olduğunu sorgulayarak küresel ekonomik gelişmeleri ve altının sosyolojik boyutunu ele aldı. Merkez Bankası'nın faiz kararı öncesinde dikkat çeken tespitlerde bulundu.

Deneyimli ekonomist Doç. Dr. Yüksel Okşak, bir süre ara verdiği köşe yazarlığına Haber7 platformunda yeniden başlıyor. Okşak, yeniden okurlarıyla buluşurken Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu ve geleceğine dair temel soruları gündeme getirdi. Ekonomik gelişmelerin yanı sıra, küresel çalkantıların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine ve altının Türk toplumu için taşıdığı anlama dair özgün analizler sunmayı hedefliyor.
Yeniden yazılarına başlarken öncelikle kendi ekonomik duruşunu net bir şekilde ortaya koyan Okşak, faiz odaklı yaklaşımları eleştirdi. Yerli ve milli değerlere vurgu yapan Okşak, ekonomiyi milli güvenlik meselesi olarak gördüğünü belirtti. Bu bakış açısını, günümüzdeki küresel ekonomik gerçekleri okuyarak temellendirdi. Pandemi, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimlerin tedarik zincirleri, enerji maliyetleri ve jeopolitik riskler üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Bu karmaşık tabloda, Türkiye'ye yalnızca faiz artırımı yoluyla dış kaynak çekme ve kur istikrarı sağlama gibi kolaycı çözümlerin yeterli olmayacağını savundu. Bu tür yaklaşımların borç artışına, üretimin zayıflamasına ve gelir dağılımının bozulmasına yol açtığını ifade etti.
Küresel Krizler ve Türkiye'nin Ekonomik Stratejisi
Doç. Dr. Okşak, günümüz dünyasının 20. yüzyıldan farklı dinamiklere sahip olduğunu vurguladı. Dijital para, yapay zeka, enerji arzı ve jeopolitik bloklaşma gibi yeni unsurların küresel ekonomiyi şekillendirdiğini belirtti. Bu bağlamda, Türkiye'ye dayatılan ortodoks ekonomik reçeteleri sorgulayan Okşak, modernite veya küreselleşme adı altında ülkeye pranga vuracak ekonomik unsurlara karşı durdu. Dünya ile bağ kurmanın ve uluslararası finansal gelişmeleri takip etmenin önemini kabul etmekle birlikte, nihai kararların Türkiye'nin kendi üretim yapısı, genç nüfusu, sanayi kapasitesi, tasarruf alışkanlıkları ve milli menfaatleri doğrultusunda alınması gerektiğini savundu.
Yazısında, küresel piyasalardaki altın fiyatlarındaki hareketliliğe de değinen Okşak, son dönemdeki yükselişin arkasında ABD-İran arasındaki diplomatik yumuşama ihtimali ve petrol fiyatlarındaki toparlanma beklentisinin yattığını kaydetti. Ancak, yüksek faiz beklentilerinin bu yükselişi sınırladığına da işaret etti. Piyasanın hem rahatlamak isteyip hem de bundan korktuğu ikili ruh halinin önemli ipuçları verdiğini belirtti. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin altını bir yandan desteklerken, enerji ve faiz kanalıyla baskı oluşturduğunu anlattı. Altının Türk insanı için sadece finansal bir yatırım aracı olmadığını, aynı zamanda evlilik, peşinat, zor gün emaneti gibi derin sosyolojik anlamlar taşıdığını vurguladı.
Merkez Bankası Kararı ve Üretimin Önceliği
Yaklaşan Merkez Bankası faiz kararına da değinen Okşak, bu kararın alınmasının ne kadar zorlu bir süreç olduğunu dile getirdi. Bir yanda %32'nin üzerinde seyreden yıllık enflasyon, diğer yanda ise reel sektörün finansmana erişimdeki zorlukları ve yüksek maliyet baskısı bulunuyor. Sanayicinin, esnafın ve genç girişimcilerin üretime odaklanmak istediğini ancak yüksek faizlerin önlerinde engel teşkil ettiğini belirtti. Faizi artırarak ekonomiyi terbiye etme anlayışını eleştiren Okşak, bankada parası olan için yüksek faizin cazip olabileceğini ancak fabrika kuracak, istihdam yaratacak bir sanayici için bunun



