Dindar İnsanlar Saf Mıydı? Ünlü Şarkıcı Haluk Levent'in Vurgun İddiaları Tartışmayı Alevlendirdi
Yıllarca dindar kesimi saf ve kolay kandırılabilir olarak nitelendiren bazı kesimler, son olaylarla birlikte kendi manipülasyona açıklıklarını gözler önüne serdi. Ünlü şarkıcı Haluk Levent hakkındaki 300 milyon dolarlık vurgun iddiaları, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Yıllardır bazı çevreler tarafından dindar insanların kolayca dolandırılabilen, saf ve akıl izan sahibi olmayan kişiler olarak lanse edilmesi, son günlerde yaşanan olaylarla birlikte yeniden gündeme geldi. Özellikle geçmişte “yeşil sermaye” adı altında hedef alınan şirketler ve son olarak şarkıcı Haluk Levent hakkındaki 300 milyon dolarlık vurgun iddiaları, bu konuyu farklı bir boyuta taşıdı.
Haberturk yazarı Zekeriya Say, kaleme aldığı yazısında, dindar kesimin zekasını ve aklını küçümseyenlerin, kendilerinin nasıl manipülasyona açık hale geldiğini çarpıcı örneklerle ortaya koydu. Say, yıllarca “temiz duygulu, hassas yürekli, gördükleri ve duyduklarının karşısında vicdanı sızlayan saf Anadolu insanlarının” akıllarını kullanmadığını iddia edenlerin, kendi safiyetlerini nasıl gözler önüne serdiğini belirtti.
'Yeşil Sermaye'den Günümüze Dolandırıcılık Örnekleri
Yazıda, geçmişte faizsiz kar payı ortaklığı modeliyle sermaye toplayan ve 28 Şubat sürecinde “yeşil sermaye” olarak yaftalanan şirketlerin iflasa sürüklendiği hatırlatıldı. Bu süreçte yatırım yapanların suçlandığı ancak asıl sorunun sistemdeki çarpıklıklar olduğu vurgulandı. Benzer şekilde, “Çiftlikbank” gibi internet üzerinden sanal inek satışı yapan dolandırıcılık girişimlerinin medyada yer bulmasına rağmen, faturanın yine halka kesildiği ifade edildi. Bu olaylar üzerinden Türk halkının dinini yeterince bilmediği ve bu nedenle kandırılmasının kolay olduğu gibi sonuçlara varıldığı belirtildi.
Say, özellikle “Milliyetçi ve muhafazakâr kitlelerin çok saf, aklını kullanmayan, aldatılmaya müsait kitleler oldukları” iddiasıyla sağ partilere oy verdiklerini savunan görüşlere de değindi. Ancak bu durumun, gerçekte manipülasyona açık olanların kimler olduğunu sorgulatması gerektiğini savundu.
Atatürk Sevgisi Rant Kapısı Mı Oldu?
Yazıda ayrıca, “Mustafa Kemal’in askeri” olmakla övünen bazı kesimlerin, “Atatürk sevgisini” adeta bir rant kapısı haline getirdiği iddialarına yer verildi. Kemalistlerin kitaplarından, televizyonlardaki “Mustafa Kemal baskılı” ürünlerden ve siyasetçilerin “Atatürk sömürüsüyle” milyonlar kazandığı öne sürüldü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kurban bağışı toplama talebi ve CHP'li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın kurban bağışlarını kesmediği iddiaları örnek gösterildi. Bu durumlar üzerinden bazı CHP'li belediye başkanlarının “Atatürk” ismi üzerinden halkın paralarını zimmetine geçirdiği iddiaları da gündeme getirildi.
Son olarak, geçmişi “karşılıksız çek davaları ve tefeci skandalları” ile dolu olan şarkıcı Haluk Levent'in, Ahbap derneği aracılığıyla topladığı bağışlar, aldığı borçlar, kripto paralar, borsada kaybettiği paralar ve devredilen taşınmazlarla birlikte toplamda 300 milyon dolar (yaklaşık 15 milyar TL) vurgun yaptığı iddialarına değinildi. Bu durumun, devletin kurumları yerine Ahbap derneğine güvenen laik ve çağdaş kesimin manipülasyona ne kadar açık olduğunu gösterdiği ifade edildi. Yazı, dindar insanların en azından Allah ismiyle aldatılırken, aydın geçinenlerin bir şarkıcının elinde nasıl kaz gibi yolunduğuna ibretle tanıklık edildiği yorumuyla son buldu.


