Son Dakika

Denizden Fırtınada Batan Tekne Kalıntıları ve Tonlarca Atık Çıkarıldı

Dünya Çevre Günü, Dünya Okyanus Günü ve Marmara Denizi Günü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen sualtı temizlik operasyonunda, ocak ayındaki fırtınada batan teknelerin parçaları ile büyük miktarda çöp denizden çıkarıldı.

Yönetici1 dakika okuma0 görüntülenme
Sualtı temizlik etkinliğinde denizden çıkarılan tekne kalıntıları ve atıklar.
Sualtı temizlik etkinliğinde denizden çıkarılan tekne kalıntıları ve atıklar.
Paylaş:

Dünya Çevre Günü, Dünya Okyanus Günü ve Marmara Denizi Günü kapsamında, denizlerin temizlenmesine yönelik önemli bir sualtı temizlik etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında, ocak ayında yaşanan şiddetli fırtınada batan teknelerin kalıntıları ile birlikte çevreye rastgele atılmış tonlarca çöp denizden çıkarılarak gün yüzüne çıkarıldı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, belediye ekipleri ve gönüllü dalgıçların katılımıyla gerçekleştirilen operasyonda, deniz dibindeki kirliliğe dikkat çekildi. Özellikle ocak ayında meydana gelen ve birçok tekneyi batıran fırtınanın ardından enkaz haline gelen teknelerin parçaları, deniz ekosistemine zarar vermeye devam ediyordu. Bu kapsamda, batan teknelere ait metal parçaları, halatlar ve diğer molozlar ekipler tarafından titizlikle toplandı.

Operasyonda sadece batan teknelerin kalıntıları değil, aynı zamanda plastik şişeler, poşetler, balık ağları ve diğer evsel atıklar da denizden çıkarıldı. Gönüllü dalgıçlar ve belediye ekipleri, zorlu hava koşullarına ve su altındaki görüş mesafesinin düşüklüğüne rağmen yoğun bir çalışma sergiledi. Çıkarılan atıklar, ayrıştırılmak ve geri dönüştürülmek üzere ilgili tesislere gönderildi.

Yetkililer, bu tür etkinliklerin deniz kirliliği konusunda farkındalığı artırmak ve gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakmak açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Vatandaşların denizlere çöp atmaması ve atıklarını doğru şekilde bertaraf etmesi gerektiği vurgulandı. Düzenlenen temizlik operasyonu, denizlerin sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda korunması gereken hassas ekosistemler olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Paylaş: