Son Dakika

DEİK Başkanı Olpak'tan İkinci Yarı Yorumu: İhracatta Artış Beklentisi ve Yatırım Fırsatları

DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel belirsizliklere ve iç ekonomideki etkilere rağmen yılın ikinci yarısı için umutlu konuştu. İhracatta artış beklediklerini belirten Olpak, Türkiye'nin yatırımcılar için sunduğu fırsatları ve stratejik önemini vurguladı.

Onur B.4 dakika okuma0 görüntülenme
DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair açıklamalarda bulunuyor.
DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair açıklamalarda bulunuyor.
Paylaş:

DEİK Başkanı Nail Olpak, yılın ilk yarısını küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin gölgesinde geçirdiklerini belirterek, bu dönemin hem uluslararası alandaki gelişmelere hem de yurt içindeki ekonomik programın sanayi ve ihracat üzerindeki etkilerine sahne olduğunu söyledi. Yılın ilk altı ayında ihracatta yüzde 3,6'lık bir artış yaşandığını ancak bu artışın büyüme katkısının ilk çeyrekte negatif seyrettiğini ifade eden Olpak, bu süreçte NATO Zirvesi'nin Türkiye'ye yönelik yatırımcı algısında olumlu bir etki yarattığını da sözlerine ekledi.

Ticaret savaşları ve jeopolitik risklerin yarattığı belirsizlik ortamında, ülkelerin ve firmaların stratejilerini bu doğrultuda yeniden şekillendirmesi gerektiğine dikkat çeken Olpak, iş dünyası olarak zorluklara rağmen yılın ikinci yarısı ve sonrası için daha olumlu bir bakış açısına sahip olduklarını dile getirdi. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların, yüksek faiz oranlarıyla birleştiğinde önemli bir sorun teşkil ettiğini belirten Olpak, enflasyonla mücadele kapsamında atılan para politikası adımlarının, sanayi ve ihracatçının rekabet gücüne olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi gerektiğini vurguladı.

Makroekonomik İstikrar ve Yatırım Ortamı İçin Yapısal Reformlar Şart

Nail Olpak, küresel yatırımların artık sadece mali teşviklerle değil, öngörülebilirlik, güven, nitelikli insan kaynağı ve rekabetçi üretim ekosistemleriyle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin stratejik konumu, güçlü sanayi altyapısı ve dinamik özel sektörü gibi avantajlarını daha güçlü bir yatırım hikayesine dönüştürmek için yapısal reformların kararlılıkla sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Makroekonomik istikrarın kalıcı hale getirilmesi, yatırım ortamını güçlendirecek öngörülebilirliğin artırılması, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi ve yatırım izin süreçlerinin hızlandırılması gibi adımların uluslararası yatırımcılar için kritik olduğunu söyledi.

Nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi, mesleki eğitim ile özel sektör arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve yeşil ile dijital dönüşümün hızlandırılması, uzun vadeli rekabet gücünün temel unsurları olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize süreçlerinin kolaylaştırılması ve yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarının yaygınlaştırılması da Türkiye'nin bölgesel bir üretim ve dağıtım üssü olarak değerlendirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır.

Küresel Değer Zincirlerinde Türk Şirketlerinin Rolü ve Yeni Stratejiler

Ticari diplomasiyi etkin bir araç olarak gördüklerini belirten Olpak, odaklarının sadece ticareti artırmak değil, doğrudan yatırımları teşvik etmek, ortak üretim modelleri geliştirmek ve Türk şirketlerini küresel değer zincirlerine daha güçlü entegre etmek olduğunu kaydetti. Yabancı yatırımcılarla kamu kurumları arasında köprü görevi üstlendiklerini ve yatırım fırsatlarını uluslararası platformlarda anlattıklarını ifade etti. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini önemli bir hedef olarak gördüklerini ve bu doğrultuda iş dünyası olarak adımlar atmaya devam ettiklerini belirtti. Dijital ve yeşil ekonomi, savunma sanayisi, enerji, lojistik ve dijital teknoloji üretimi gibi alanlar öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor.

Küresel rekabette mal ihraç eden değil, teknoloji üreten, sermaye çeken ve uluslararası ortaklıklar kurabilen ülkelerin öne çıktığını vurgulayan Olpak, Türkiye'nin bu alanda daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandıklarını söyledi. Bankacılık, finans, e-ticaret, savunma sanayisi ve lojistik gibi sektörlerdeki Türk şirketlerinin küresel standartlara ulaştığını, ancak imalat sektöründeki KOBİ'lerin yapay zeka entegrasyonunda daha kat etmeleri gereken yol olduğunu ekledi. Uluslararası rekabette öne çıkmak için sektörel ihtiyaçlara göre tasarlanmış yapay zeka uygulamalarının geliştirilmesinin önemine işaret etti.

Küresel ticaret düzeninin korumacılık, jeopolitik bloklaşmalar ve arz güvenliği ekseninde yeniden şekillendiğine dikkat çeken Olpak, ABD-Çin arasındaki teknoloji rekabeti ve AB'nin korumacı sanayi politikalarının küresel değer zincirlerini değiştirdiğini belirtti. AB'nin yeni sanayi hamlesinde Türk ürünlerinin "Made in EU" sayılmasının, Avrupalı dev üreticilerin tedarik zincirlerinde Türkiye'ye öncelik vermesini sağlayabileceği önemli bir fırsat olarak görülüyor. Türkiye'nin intermodal taşımacılık altyapısı, demir yolu ağları ve liman yatırımlarıyla Asya-Avrupa hattındaki en güvenli koridor alternatifi olarak öne çıktığını da sözlerine ekledi.

Riskler ve Fırsatlar: İkinci Yarı Beklentileri

Nail Olpak, NATO Zirvesi'nde gündeme gelen yaptırımların kaldırılması gibi konuların, özellikle savunma sanayisi sektörü için önemli bir fırsat olacağını ve ABD ile 100 milyar dolarlık ticaret hedefini olumlu etkileyeceğini dile getirdi. İş dünyası için en önemli riskin belirsizlik olduğunu vurgulayan Olpak, küresel ticaretin yeniden yazılan kuralları, jeopolitik gelişmeler ve sıcak savaşlar gibi faktörlerin belirsizliği beslediğini söyledi. AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SDKM) yeni bir ticari engel oluşturabileceğini, ABD ve AB'nin Çin'e karşı agresif tutumlarının yeni bir ticaret savaşı riskini beraberinde getirebileceğini belirtti.

Yılın ikinci yarısının, ilk yarısına göre daha olumlu geçmesini beklediklerini ifade eden Olpak, İran'daki savaşın ateşkes ve barışla sonuçlanmasının jeopolitik riskleri azaltacağını ve enerji fiyatlarındaki gerilemenin Türkiye ekonomisini destekleyeceğini öngördü. Yılın ilk altı ayında ihracatta elde edilen yüzde 3,6'lık artışın ikinci yarıda da devam etmesini beklediklerini söyledi. Yabancı yatırımcıların ülkeye girişlerinin devam ettiğini ve jeopolitik risklerin azalmasıyla bu sürecin artarak süreceğini tahmin ettiklerini belirtti.

Stratejik Ortaklık: Türkiye'nin Avrupa'nın Dayanıklılığındaki Rolü

DEİK Başkanı Olpak, AB'nin ekonomik güvenlik anlayışının Türkiye için önemli fırsatlar sunduğuna işaret ederek, AB'nin kritik ham maddelerden savunma sanayisine kadar birçok stratejik sektörde dönüşüm tasarladığını hatırlattı. Türkiye'nin AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının ticari sonuçlarına katlanırken karar alma süreçlerinde yer alamamasının, hem Türk hem de Avrupalı şirketlerin rekabet gücünü sınırladığını belirtti. Gelecekte Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin sadece ticaret hacmi üzerinden değil, ortak rekabetçilik ve birbirini tamamlama perspektifiyle şekilleneceğini söyledi.

Türkiye'nin Avrupa için öneminin sadece büyük bir pazar olmaktan kaynaklanmadığını, aynı zamanda tedarik zinciri güvenliği, enerji arzı, dijital dönüşüm, savunma sanayisi, kritik altyapılar ve yüksek teknoloji üretimi bakımından Avrupa'nın dayanıklılığını artırabilecek stratejik bir ortak olduğunu vurguladı. CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının, ABD ile Türkiye arasındaki diğer sektörlere de olumlu yansıyarak yeni işbirliği imkanlarının geliştirilmesine zemin hazırlayacağını sözlerine ekledi.

Paylaş: