Son Dakika

CHP'nin Karanlık Geçmişi: Cami Satışları ve Din Eğitimine Engeller

CHP'nin geçmişteki din politikaları, özellikle camilerin satılması ve din eğitiminin engellenmesi, Hasip Yılanlıoğlu'nun anılarıyla yeniden gündeme geldi. Bu uygulamalar, Türkiye'nin kültürel ve dini mirasına yönelik önemli bir bakış sunuyor.

Sıla İ.2 dakika okuma0 görüntülenme
CHP döneminde satılan camiler ve din eğitimine getirilen kısıtlamalarla ilgili tarihsel bir görsel.
CHP döneminde satılan camiler ve din eğitimine getirilen kısıtlamalarla ilgili tarihsel bir görsel.
Paylaş:

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) geçmişte uyguladığı din politikaları ve din eğitimine yönelik kısıtlamalar, güncel tartışmalarla birlikte yeniden gündeme geldi. Gazeteci Hayreddin Karaman, köşe yazısında, 1925-1930'lu yıllara ait tanıklıklara yer vererek, o dönemin zorlu koşullarını ve CHP'nin İslam'a yönelik uygulamalarını gözler önüne serdi. Bu uygulamalar arasında camilerin satılması, el yazması eserlerin yok edilmesi ve din eğitiminin engellenmesi gibi konular öne çıkıyor.

Karaman, yazısında Kastamonu'da yaşamış din alimi Hasip Yılanlıoğlu'nun (1908-1998) anılarına atıfta bulunuyor. Yılanlıoğlu, o yılları "korkunç yıllar" olarak tanımlayarak, dönemin din karşıtı politikalarının umatımını dile getiriyor. Bu dönemde, tekkeler ve türbeler kapatılmış, din eğitimi için zeminler kurutulmaya çalışılmış ve dindarlar baskı altına alınmıştı.

Din Eğitimine Yönelik Engeller ve Baskılar

Hasip Yılanlıoğlu'nun aktarımlarına göre, 1925-1930 yılları arasında din eğitimi ciddi şekilde sekteye uğratıldı. Yılanlıoğlu, İstanbul'da Kelâmî Dergâhı'nda eğitim alırken, Şeyh Said ayaklanması sonrası dini eğitim için gerekli ortamın ortadan kalkacağını öngören hocası Erbilli Mehmed Esat Efendi tarafından Kastamonu'ya geri gönderildi. Bu öngörü, kısa süre sonra tekkelerin ve türbelerin kapatılması, Kur'an kurslarının yasaklanması ve dindarların göz hapsine alınmasıyla doğrulandı.

1928'deki Harf İnkılabı ile birlikte Arap alfabesiyle yazılmış kitapların toplanması ve imha edilmesi emredildi. Kastamonu'da, Hacı Kadı Camii'nin (Ferhat Paşa Camii) kütüphanesindeki binlerce el yazması eserin ve padişah fermanlarının çöp arabalarıyla toplanıp yakıldığına tanık olundu. Bu durum, kültürel mirasın yok edilmesine yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca, Kur'an okumak ve okutmak suç haline getirildi. İmamların, çocuklara Kur'an öğretirken yakalanıp kelepçelendiği olaylar yaşandığı aktarıldı.

Camilerin Satılması ve Yok Edilmesi

Yılanlıoğlu'nun anılarındaki bir diğer çarpıcı nokta ise vakıf eseri olan camilerin satılması süreci. 1930'lu yıllarda Kastamonu'daki 42-44 camiden 33'ünün satışa çıkarıldığı belirtiliyor. Yılanlıoğlu'nun ailesi tarafından vakfedilen Yılanlı Camii de bu satıştan kurtarılarak halkın ibadetine açık tutuldu. Ancak satılan diğer camilerin birçoğu yıkılarak yerlerine ev, dükkan veya bahçe yapıldığı ifade ediliyor.

Bu camileri satın alıp yıktıran kişilerin ise zamanla iflas ettikleri, amansız hastalıklara yakalandıkları, zürriyetsiz kaldıkları veya huzursuz bir yaşam sürdükleri şeklinde acı hatıralar aktarıldı. Bu durum, camilerin yok edilmesinin manevi sonuçlarına işaret ediyor.

O dönemde halkın korkudan Cuma namazlarına bile gelemediği, camilerde cemaat bulmanın zorlaştığı belirtildi. Hatta bir vakitler binlerce altın değerinde olan cami halılarının valilik makamına serildiği ve sonrasında çalındığı, ancak bu olayın da yeterince araştırılmadığı aktarıldı.

Bu anlatılar, CHP'nin geçmiş dönemdeki din ve vicdan özgürlüğüne yönelik uygulamalarının, Türkiye'nin toplumsal ve kültürel hafızasında derin izler bıraktığını gösteriyor.

Paylaş: