Siyaset Bilimci Yayla: CHP, Devleti Kuran Değil, Devlet Gücüyle İnşa Edilen Bir Yapıdır
Siyaset bilimci Prof. Dr. Atilla Yayla, CHP'nin tarihsel kökenleri ve devletle olan ilişkisi üzerine ezber bozan tespitlerde bulundu. Yayla'ya göre CHP, devleti kuran değil, devlet gücüyle inşa edilen bir aygıttır.

Siyaset bilimci Prof. Dr. Atilla Yayla, Türkiye gazetesinde yayımlanan makalesinde, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) tarihsel kökenleri ve devletle olan ilişkisi üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yayla, CHP'nin kendisini 'devleti kuran parti' olarak konumlandırmasının yaygın bir kabul olduğunu ancak bu kabulün tarihi gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Yayla'ya göre CHP, devleti kuran bir iradenin değil, bizzat devlet gücünü elinde bulunduran elit kadroların, toplumu yukarıdan aşağıya şekillendirme amacı güderek inşa ettiği bir yapı.
CHP'nin Kuruluş Felsefesi ve Osmanlı Mirası
Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte adeta sıfırdan bir devlet kurulduğu yönündeki algının doğru olmadığını savunan Prof. Dr. Yayla, Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan köklü birikime işaret etti. Ordu, bürokrasi, maliye, hukuk sistemi ve idari tecrübe gibi pek çok unsurun yoktan var edilmediğini, doğrudan Osmanlı'dan miras alındığını vurguladı. Bu mirasa rağmen CHP'nin kendisini tek kurucu aktör olarak sunmasının, tarihi basitleştiren ve çarpıtan bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Yayla, CHP'nin toplumsal tabanını ve kuruluş felsefesini de analiz ederek, partinin demokratik ve çoğulcu bir siyasi rekabet ortamından doğmadığını belirtti. Partinin, devlet gücünü elinde tutan bir kadronun, topluma her alanda nüfuz etme amacıyla oluşturduğu bir yapılanma olduğunu savundu. Bu nedenle, CHP'nin diğer siyasi oluşumların varlığına izin vermeyerek siyasi rekabeti ortadan kaldırdığını ve muhalefet girişimlerini bastırdığını kaydetti.
'Devlet Halk Partisi' İddiası ve Siyasi Psikoloji
Partinin ilk kurulduğunda adında 'cumhuriyet' kelimesinin yer almadığına dikkat çeken Yayla, 'Halk Fırkası' isminin ve tek parti döneminin, toplumun homojenleştirilmesi ve kontrol altında tutulması arzusunu yansıttığını öne sürdü. Demokratik sistemlerde partilerin belirli kesimleri temsil ettiğini hatırlatan Yayla, Halk Fırkası'nın ise kendisini tüm milletin yegane temsilcisi olarak gördüğünü belirtti. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşuyla isme 'cumhuriyet' kelimesinin eklendiğini belirten Yayla, 'Cumhuriyet Halk Partisi' ifadesinin dil bilgisi ve siyasi terminoloji açısından aslında 'Devlet Halk Partisi' anlamına geldiği iddiasında bulundu.
Bu durumun, CHP'nin kendini bir siyasi parti olmanın ötesinde, ülkenin asli sahibi olarak görmesiyle sonuçlanan bir siyasi psikoloji yarattığını ifade eden Yayla, bu zihniyetin kendileri dışındaki tüm siyasi hareketleri ve toplumsal grupları 'ikincil' veya 'sistem dışı' olarak gördüğünü kaydetti. Bu dışlayıcı bakış açısının, Türkiye'de siyasi ve ideolojik çoğulculuğun yerleşmesini zorlaştırdığını vurguladı.
Yayla, makalesini, devletin millete ait olduğu ve siyasi partilerin yalnızca milletin belirli kesimlerinin geçici temsilcileri olduğu ilkesiyle noktaladı. Tek parti döneminde siyaset yapmak isteyenlerin CHP çatısı altında bulunmak zorunda kaldığını hatırlatan Yayla, Demokrat Parti'nin (DP) CHP'nin bir devamı olmadığını, aksine tek parti rejiminin baskısına karşı Anadolu insanından yükselen demokratik bir çığlığın siyasal temsili olduğunu belirtti.


