Son Dakika

BYD'nin Türkiye Yatırımı Askıya Alındı: 1 Milyar Dolarlık Fırsat Tehlikede

Çinli otomotiv devi BYD'nin Türkiye'de hayata geçirmeyi planladığı 1 milyar dolarlık yatırımın askıya alındığı iddiaları, ekonomi ve otomotiv sektöründe endişe yarattı. Yatırımın iptali halinde Türkiye'nin ciddi vergi avantajlarından vazgeçmiş olacağı belirtiliyor.

Yönetici3 dakika okuma0 görüntülenme
BYD'nin Türkiye'ye yapmayı planladığı fabrika yatırımının askıya alındığına dair haber görselleri
BYD'nin Türkiye'ye yapmayı planladığı fabrika yatırımının askıya alındığına dair haber görselleri
Paylaş:

Çinli elektrikli otomobil devi BYD'nin Türkiye'nin Manisa kentinde gerçekleştirmeyi planladığı yaklaşık 1 milyar dolarlık dev yatırımın askıya alındığına dair bilgiler, sektörde büyük yankı uyandırdı. Türkiye'nin otomotiv sanayisi için son yılların en önemli uluslararası projelerinden biri olarak görülen bu yatırımın akıbeti, ekonomi çevrelerinde stratejik bir kırılma olarak değerlendiriliyor.

Otomotiv yazarı Emre Özpeynirci, BYD'nin Türkiye planının son 30 yılın en önemli sanayi hamlelerinden biri olduğunu belirtti. Türkiye'de uzun süredir bu ölçekte yeni bir üretim yatırımı yapılmadığını hatırlatan Özpeynirci, en son büyük yatırımların 1990'larda Toyota ve Honda tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Özpeynirci, BYD'nin projesinin Türkiye için sadece bir fabrika değil, aynı zamanda yeni bir üretim dönemi başlangıcı anlamına geldiğini vurguladı.

Özpeynirci'nin aktardığı bilgilere göre, yatırım planı kapsamında ilk etapta 150 bin araç üretim kapasitesi hedefleniyordu. Türkiye'de üretim yapılması karşılığında sağlanacak gümrük ve vergi avantajlarıyla ülkenin bölgesel bir ihracat üssü haline gelmesi amaçlanıyordu. Ancak sürecin karmaşıklaştığı ve çok katmanlı izin mekanizmaları nedeniyle yavaşladığı belirtiliyor.

Yatırımın askıya alınmasında sadece ekonomik değil, jeopolitik ve stratejik faktörlerin de etkili olduğu düşünülüyor. Çin'deki karar alma süreçleri, Avrupa Birliği'nin yerli üretim politikaları ve Türkiye'nin mevzuat yapısının bu durumu şekillendirdiği ifade ediliyor.

Özpeynirci, BYD'nin Türkiye'deki yatırım taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda, devletin sağlanan vergi avantajlarını geri alabileceğine dikkat çekti. Yatırım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, araç satışları üzerinden sağlanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) muafiyetlerinin bir tür teminat mekanizması oluşturduğu ve devletin bu kapsamda vazgeçtiği vergi gelirlerini yeniden tahsil edebileceği belirtiliyor.

Bugüne kadar yaklaşık 61 bin BYD aracının satıldığı ve bunun karşılığında yaklaşık 600-650 milyon Euro seviyesinde bir vergi avantajı sağlandığı tahmin ediliyor. Bazı hesaplamalarda bu tutarın 1 milyar dolara kadar çıkabildiği öne sürülse de, genel beklenti 600-650 milyon Euro bandında yoğunlaşıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın açıklamalarına göre, yatırım gerçekleşmediği takdirde 2026 başı itibarıyla ek imtiyazların kaldırılacağı ve gerekli görülmesi halinde cezai mekanizmaların devreye alınabileceği belirtiliyor.

Bakanlık kaynaklarına göre, yatırımın durma noktasına gelmesiyle süreç yasal çerçevede yakından takip ediliyor. Yetkililer, taahhüt edilen yatırımların süresi içinde gerçekleşmemesi halinde firmaların yararlandığı tüm teşvik ve muafiyetleri yasal faiziyle birlikte geri ödemekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Yerli veya yabancı tüm şirketlere eşit uygulama yapıldığı ve kamu çıkarlarının yasal mekanizmalarla korunduğu vurgulandı.

Vergi Uzmanı İsmail Vefa Ak ise bu gelişmeyi Türkiye'nin yatırım iklimi açısından olumsuz bir sinyal olarak değerlendirdi. BYD ile yapılan anlaşmanın, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde önemli bir örnek teşkil ettiğini belirten Ak, sürecin askıya alınmasının bu çabalarla çelişkili bir görüntü oluşturduğunu söyledi. Ak, bu tür modellerin temelinde devletin kısa vadeli vergi gelirlerinden feragat ederek uzun vadede üretim, istihdam ve ihracat kazancı hedeflediği bir "kazan-kazan" yaklaşımı bulunduğunu vurguladı.

İsmail Vefa Ak'a göre yatırım, sadece finansal büyüklükten ibaret değildi. Proje, 150 bin araç üretim kapasitesi, yaklaşık 5 bin kişilik istihdam, Ar-Ge merkezi, teknoloji transferi ve ihracat potansiyeli ile önemli bir ekonomik ekosistem yaratma potansiyeline sahipti. Yatırımın ertelenmesinin hem vergi gelirleri hem de ekonomik öngörülebilirlik açısından belirsizlik yarattığını sözlerine ekledi.

BYD'nin Manisa yatırımına ilişkin gelişmeler, Türkiye'nin otomotiv sanayinde küresel yatırımları çekme kapasitesi açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Uzmanlar, sürecin tamamen kapanmış olmasa da, yatırımın zamanlaması, Avrupa stratejileri ve küresel rekabet koşullarının Türkiye'nin bu projedeki rolünü yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor.

Paylaş: