Borsa İstanbul'da Yükseliş Rüzgarı: Faiz, Enflasyon ve Küresel Gelişmelerin Etkisi
ABD ile İran arasındaki anlaşma ve petrol fiyatlarındaki düşüş, Borsa İstanbul'da yükselişi destekledi. Uzmanlar, yatırımcıların seçici olması gerektiğini belirtirken, savunma, yapay zeka, enerji ve bankacılık gibi sektörler öne çıkıyor. Yıl sonu hedefleri ve kritik destek/direnç seviyeleri de değerlendirildi.

Borsa İstanbul'da son dönemde gözlenen yükseliş trendi, ABD ile İran arasındaki olumlu gelişmeler ve küresel petrol fiyatlarındaki düşüşle ivme kazandı. Bu durum, piyasalarda faiz, enflasyon ve küresel ekonomik göstergelerin gelecekteki etkilerine yönelik beklentileri artırdı. Tera Yatırım Araştırma Direktörü Mehmet Bilal Bircan ve İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, Borsa İstanbul'daki mevcut görünümü, yıl sonu beklentilerini ve yatırımcıların dikkat etmesi gereken sektörleri değerlendirdi.
Öne Çıkan Sektörler ve Yatırım Stratejileri
Mehmet Bilal Bircan, 2026'nın ikinci yarısında Borsa İstanbul'da sektör ayrışmasının devam edeceğini öngörürken, yüksek faiz ortamı, dezenflasyon süreci ve küresel büyüme görünümünün piyasayı şekillendireceğini belirtti. Bircan'a göre, artan ihracat, güçlü sipariş birikimi ve jeopolitik gelişmelerle savunma sanayii öne çıkabilir. Yapay zeka, veri merkezleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarının etkisiyle elektrik altyapısı ve enerji ekipmanları sektöründe talep artışı bekleniyor. Yüksek faiz ortamında gıda perakendesi ve telekom sektörlerinin defansif yapısıyla dirençli kalabileceğini, turizm ve havacılık sektörlerinin ise güçlü yolcu talebiyle pozitif ayrışabileceğini ifade eden Bircan, bankacılık sektöründe ise olası faiz indirimlerinin önemli bir katalizör olacağını kaydetti.
Bircan, iç tüketime duyarlı beyaz eşya, dayanıklı tüketim, mobilya, otomotiv, inşaat ve GYO gibi sektörlerde zayıf kredi büyümesi ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle baskının sürebileceğini belirtti. Ancak bu alanlara tamamen uzak durmak yerine, döngüsel ve zamanlamaya bağlı fırsatlar olarak yaklaşmanın daha doğru olacağını ekledi. Genel piyasa görünümünde, büyümeyi sürdürebilen, döviz geliri yaratan, ihracat ağı güçlü, yapısal büyüme hikayesi olan ve sağlam bilançoya sahip şirketlerin yatırımcılar tarafından ödüllendirilmeye devam edeceği öngörüsünde bulundu.
Yatırımcıların sektör bazlı değil, şirket bazlı ve daha seçici bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurgulayan Bircan, portföylerin "defansif kalite + seçici büyüme + sınırlı döngüsel opsiyon" şeklinde kurulmasını önerdi. Bu stratejiyle, güçlü nakit akışı üreten büyük ve ihracatçı şirketler ile savunma ve enerji gibi yapısal büyüme temalarının çekirdeğe konulması, bankalar ve turizm gibi faiz ve talep döngüsüne bağlı alanların ise taktik ağırlıklarla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Küresel Gelişmeler ve Borsa İstanbul'a Etkileri
İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, BIST 100 endeksindeki yükselişin ABD-İran arasındaki olumlu haber akışıyla başladığını söyledi. Endeksin uzun süredir 13.600-14.200 puan aralığında denge oluşturduğunu belirten Altunsaray, barış beklentilerinin piyasaya yeni bir momentum kazandırdığını ifade etti. Savaş döneminde artan petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısının, barış beklentileriyle petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilmeyle azaldığını ve bunun piyasalar tarafından olumlu karşılandığını kaydetti. Petrol fiyatlarındaki düşüşün dezenflasyonist etki yarattığını ve bu nedenle savaş sürecinden olumsuz etkilenen şirket hisselerinde güçlü yükselişler görüldüğünü belirtti.
Altunsaray, yükseliş trendinin devamı için mevcut beklentilerin bozulmamasının kritik önemde olduğunu vurguladı. Önümüzdeki dönemde enflasyon verilerinde gerilemenin sürmesi halinde özellikle bankacılık ve holding hisselerinin öne çıkabileceğini dile getirdi. ABD ile İran arasında nihai bir anlaşmanın sağlanması durumunda ulaştırma sektöründe de beklenti alımlarının görülebileceğini ve bu gelişmelerin Borsa İstanbul'a destek vermeyi sürdürebileceğini kaydetti.
Teknik seviyeler açısından, haber akışının olumsuz yönde değişmemesi halinde 14.200 puan seviyesinin alım fırsatı olarak değerlendirilebileceğini belirten Altunsaray, daha olumsuz bir senaryoda ise 13.250 puanın önemli bir destek ve alım bölgesi olarak öne çıktığını söyledi. Olumlu beklentilerin korunması halinde yıl sonuna doğru 17.500 puan seviyelerinin konuşulabileceğini, ancak bu senaryonun dezenflasyon sürecinin hızlanması, Türkiye'nin risk priminin (CDS) gerilemesi, rezervlerde artış ve Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine yeniden başlaması gibi temel koşullara bağlı olduğunu ekledi. Bu unsurlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi durumunda yıl sonunun daha düşük seviyelerde tamamlanabileceği uyarısında bulundu.



