Son Dakika

Araştırma: Küresel Tüketimin Zirvesindeki Yüzde 10'luk Kesimin Çevreye Yıllık Maliyeti 5,7 Trilyon Doları Buluyor

Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'nin yeni araştırması, dünyanın en zengin yüzde 10'luk kesiminin tüketim alışkanlıklarının çevreye verdiği zararın ekonomik boyutunu ortaya koydu. Bu grubun yol açtığı tahribatın yıllık maliyetinin 1,7 ila 5,7 trilyon dolar arasında olduğu hesaplandı.

Nazlı F.2 dakika okuma0 görüntülenme
Çevre kirliliği ve ekonomik maliyetini gösteren bir grafik.
Çevre kirliliği ve ekonomik maliyetini gösteren bir grafik.
Paylaş:

Hollanda'da faaliyet gösteren Leiden Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, küresel tüketimin en üst diliminde yer alan yüzde 10'luk kesimin çevreye verdiği zararın ekonomik boyutunu çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu varlıklı grubun tüketim alışkanlıkları nedeniyle dünyaya verdiği zararın topluma yıllık maliyeti 1,7 trilyon dolar ile 5,7 trilyon dolar arasında değişiyor.

En Zenginlerin Çevresel Ayak İzi Ekonomik Boyutlarıyla Ölçüldü

Çevre bilimciler Inge Schrijver, Rutger Hoekstra ve Paul Behrens tarafından gerçekleştirilen çalışma, küresel ölçekte en zengin yüzde 10'luk dilimin tüketiminden kaynaklanan çevresel etkileri ekonomik terimlerle ifade etmeyi amaçladı. Bu kapsamda, söz konusu grubun karbon salımı, biyoçeşitlilik kaybı, su tüketimi ve azot ile fosfor gibi elementlerin salınımı gibi unsurları içeren tüketim ayak izleri detaylı bir şekilde incelendi. Çevre Fiyatları El Kitabı'ndan elde edilen verilerle harmanlanan araştırmada, en zengin tüketicilerin kişi başına yıllık 2.300 ila 7.500 dolar arasında bir çevre borcu oluşturduğu saptandı. Araştırmacılar, bu devasa ekonomik faturanın, iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı gibi alanlarda yaşanan küresel bütçe açıklarını kapatmak için önemli bir potansiyel sunduğunu belirtti.

Biyoçeşitlilik Kaybı ve İklim Değişikliği Faturanın Başını Çekiyor

Araştırma sonuçları, küresel çevre tahribatının maliyetinde en büyük payın, yüzde 47 ila 56 oranında biyoçeşitlilik kaybından kaynaklandığını gösterdi. İklim değişikliği ise yüzde 36 ila 45'lik oranla ikinci sırada yer aldı. Tüketim ve emisyonlardaki bölgesel eşitsizlikler nedeniyle bu maliyetler ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösteriyor. Örneğin, küresel lüks tüketimde önemli bir paya sahip olan ABD'deki en zengin yüzde 10'luk kesimin kişi başına düşen yıllık çevre borcu 19.000 ila 63.000 dolar arasında değişiyor. Bu rakam, söz konusu kişilerin yıllık gelirlerinin sadece yüzde 6 ila 20'sine ve toplam servetlerinin ise yüzde 3'ünden azına denk geliyor. Buna karşılık, Hindistan'daki en zengin yüzde 10'luk kesimin kişi başı çevre faturası 410 ila 1.400 dolar aralığında kalıyor.

Çevre Vergileriyle Sürdürülebilirliğe Geçiş Mümkün mü?

Bilim insanları, çevreye zarar verenin ödediği bir vergilendirme sisteminin tek başına küresel çevre felaketlerini önleyemeyeceğini ancak sürdürülebilir bir tüketim modeline geçişte kritik bir finansman kaynağı yaratacağını vurguluyor. Araştırmaya göre, sadece ABD ve Çin'deki en zengin kesimden alınacak makul oranlardaki çevre vergileriyle dahi, 2030 yılına kadar küresel biyoçeşitlilik koruma fonlarındaki yüz milyarlarca dolarlık açıkların kapatılabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu tür vergilerle elde edilecek gelirlerin, hem çevresel çöküşü engellemeye yönelik büyük ölçekli dönüşüm projelerini finanse etmek hem de düşük gelirli hanelerin yaşam standartlarını iyileştirmek için kullanılabileceğini ifade ediyor.

Paylaş: