AIPAC'tan ABD'ye İran Anlaşması Eleştirisi: 'Büyük Taviz Verildi'
Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), ABD yönetiminin İran ile vardığı mutabakatı sert dille eleştirdi. Kurum, Beyaz Saray'ın İran'a ekonomik tavizler verdiğini ve nükleer programına yönelik önemli şartlardan vazgeçtiğini savundu.

Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), Beyaz Saray'ın İran ile varılan mutabakata ilişkin sert bir açıklama yaptı. Kurum, ABD yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında Tahran yönetimine önemli ekonomik tavizler verdiğini ve nükleer programına yönelik bazı kritik şartlardan vazgeçtiğini belirtti.
AIPAC'ın yazılı açıklamasında, ABD yönetiminin bu adımlarla, İran üzerindeki askeri baskı unsurlarını erken kaybettiği, Kongre'nin denetim mekanizmalarını bypass ettiği ve Tahran'a milyarlarca dolar finansal kaynak sağladığı iddia edildi. Kurum, İran'ın nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) programlarının kalıcı olarak sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, nihai bir anlaşmaya varılması için Kongre'nin daha aktif rol alması gerektiğini savundu.
Anlaşmanın İçeriği ve AIPAC'ın Endişeleri
AIPAC'a göre, imzalanan mutabakat zaptı, zenginleştirilmiş uranyumun tamamının İran dışına çıkarılmasını zorunlu kılmıyor ve ülkedeki zenginleştirme altyapısının tasfiyesi konusunda net bir hüküm içermiyor. Ayrıca, Tahran'ın anlaşma şartlarına uyumunu denetleyecek sıkı bir kontrol mekanizmasının bulunmadığına dikkat çekildi. Bu durumun, anlaşmanın etkinliğini ve denetlenebilirliğini zayıflattığı endişesi dile getirildi.
Kurum, mutabakatın ABD ve İsrail'in İran'a karşı elde ettiği kazanımları tehlikeye attığını öne sürdü. AIPAC, anlaşmanın İsrail'in Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarını engelleyebileceğini ve daha önce ABD desteğiyle sağlanan İsrail-Lübnan ateşkesini sabote edebileceğini iddia etti. Bu gelişmelerin, hem Washington'ın hem de İsrail'in güvenliğini riske attığı savunuldu.
AIPAC ayrıca, ABD'nin bölgesel ortaklarıyla birlikte İran'ın yeniden inşası için en az 300 milyar dolarlık bir finansman planı geliştirmek zorunda kalabileceğine işaret etti. Bu devasa finansal desteğin, doğrudan Devrim Muhafızları Ordusu'nun kontrolüne geçerek Tahran yönetimi için büyük bir taviz anlamına geleceği ileri sürüldü.
Kongre'nin Rolü ve Mutabakatın Maddeleri
Açıklamada, mutabakatın 14. maddesinin, nihai anlaşmanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bağlayıcı bir kararıyla kabul edilmesini şart koştuğu hatırlatıldı. Ancak bu durumun, ABD Kongresi'nin uluslararası anlaşmaları onaylama konusundaki anayasal rolünün göz ardı edildiği şeklinde yorumlandı.
Daha önce, 16 Haziran'da yaptığı bir açıklamada AIPAC, ABD yönetiminden İran ile nihai anlaşma müzakerelerinde İsrail'in saldırı hakkının güvence altına alınmasını talep etmişti.
İran-ABD Mutabakatı Arka Planı
İran ve ABD, Pakistan aracılığıyla yürütülen diplomatik süreç sonucunda 14 Haziran'da 14 maddelik bir mutabakata varmıştı. "İslamabad Mutabakatı" olarak adlandırılan bu anlaşma, savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmeler yoluyla çözülmesini amaçlıyor. Mutabakat, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girdi. Anlaşma metninde, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeler yer alıyor.


