ABD-İran Mutabakatı İsrail'i Şoka Uğrattı: Netanyahu'nun En Büyük Hezimeti
ABD Başkanı Trump'ın İran ile Versay Sarayı'nda imzaladığı mutabakat zaptı, İsrail'de büyük yankı uyandırdı. Haaretz gazetesi yazarı Amos Harel'e göre anlaşma, İsrail'in bölgedeki stratejisini altüst ederek Netanyahu'nun siyasi kariyerindeki en büyük fiyaskolardan biri oldu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Fransa'daki Versay Sarayı'nda İran ile imzaladığı 14 maddelik mutabakat zaptı, Orta Doğu'daki dengeleri yeniden şekillendirirken İsrail siyasetinde ve askeri çevrelerinde şok etkisi yarattı. İsrail'in önde gelen muhalif gazetelerinden Haaretz'de yer alan analize göre, bu anlaşma ABD'nin bölgedeki askeri hedeflerinden önemli bir geri adımını temsil ediyor ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun siyasi kariyerindeki en büyük hezimetlerden biri olarak nitelendiriliyor.
ABD-İran Anlaşmasının Detayları ve İsrail'in Dışlanması
Uluslararası kamuoyunda Birinci Dünya Savaşı'nı bitiren Versay Antlaşması'na benzetilen anlaşma kapsamında, ABD ve İran arasında nükleer program ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik 60 günlük bir müzakere süreci başlatıldı. Ancak anlaşmanın içeriği, ABD'nin askeri yollarla elde edemediği hedeflerden vazgeçtiğini ve Tahran karşısında diplomatik bir geri çekilme yaşadığını gösteriyor. İsrail'e, anlaşmanın detayları imza töreninden sadece birkaç saat önce iletildi. Görüşmelerin tamamen dışında bırakılan Netanyahu, ABD ile olan yakın ilişkisini seçim kozu olarak kullanmayı planlarken, diplomatik bir yalnızlık ve dışlanma şoku yaşadı. Haaretz yazarı Amos Harel, bu durumu "Netanyahu'nun siyasi tarihindeki 7 Ekim'den sonraki en büyük ikinci fiyasko" olarak değerlendirdi.
Anlaşmanın Bölgesel Etkileri ve İsrail'in Konumu
Mutabakatın en kritik maddelerinden biri, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların durdurulmasını öngörüyor. Bu madde, İsrail ordusunun güney Lübnan'daki işgal ettiği bölgelerden tamamen çekilmesini zorunlu kılıyor. Anlaşma metninde İran'ın balistik füze programı, uranyum zenginleştirme programı veya Hizbullah gibi vekil güçlerine yönelik herhangi bir kısıtlama bulunmuyor. Ayrıca, anlaşma kapsamında ABD'nin İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmasının yanı sıra, İran'ın yeniden inşası için 300 milyar dolarlık bir fon kurulmasına yardımcı olacağı taahhüdü de İsrail'de büyük tepkiye neden oldu. Trump yönetimi bu adımı küresel ekonomik istikrarı korumak ve Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak için bir zafer olarak sunarken, Tahran anlaşmayı bölgesel güç konumunun resmiyet kazanması olarak görüyor.
Harel, Trump'ın sözlerine atıfta bulunarak, ABD'nin başka seçeneği olmadığını ve anlaşmayı imzalamak zorunda kaldığını belirtti. Bu gelişmenin, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana yürüttüğü askeri harekatları boşa çıkardığı ve ülkeyi Orta Doğu'da İran ve müttefikleri karşısında yalnız ve savunmasız bir konuma ittiği savunuluyor.



