ABD Başkanları Netanyahu'dan Bıktı: Lobi Kongre'yi Nasıl Ele Geçirdi?
ABD başkanlarının İsrail Başbakanı Netanyahu'dan duyduğu rahatsızlık yıllardır biliniyor. Ancak Amerikan siyasetinde İsrail'e destek, kurumsal bir yapıya dönüşmüş durumda. Peki, bu durumun arkasındaki nedenler neler?

ABD Başkanları Bill Clinton, Barack Obama ve Joe Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaşadığı gerginlikler ve bıkkınlıklar, Amerikan dış politikasının İsrail karşısındaki tutarsızlığının altını çiziyor. Ancak başkanların kişisel rahatsızlıklarına rağmen, Amerikan Kongresi'nin İsrail'e yönelik koşulsuz desteği devam ediyor. Bu durumun temelinde, Amerikan siyasi sisteminin yapısı ve özellikle seçim finansmanıyla şekillenen güçlü lobi faaliyetleri yatıyor.
Başkanlardan Netanyahu'ya Yıllardır Süren Tepki
Tarih 1996 yılı. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Benjamin Netanyahu ile yaptığı ilk görüşmede, Netanyahu'nun Amerikan dış politikasına kendi tercihlerini sıralaması üzerine şaşkınlığını gizleyememişti. Clinton, görüşme sonrası yardımcılarına, “Bu adam kendini ne sanıyor? Kim süper güç burada, ben mi o mu?” diye sormuştu. Bu gerginliğe rağmen Clinton döneminde İsrail'e yapılan yardımlar kesintisiz sürdü.
Yıl 2011. Fransa'nın Cannes kentinde düzenlenen G20 Zirvesi'nde, ABD Başkanı Barack Obama ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy arasındaki özel sohbet, açık mikrofonlar nedeniyle tüm dünyaya yayıldı. Sarkozy, Netanyahu için “O bir yalancı” derken, Obama ise “Ben her gün onunla uğraşmak zorundayım” yanıtını verdi. Obama, bu rahatsızlığına rağmen İsrail’e 10 yıllık yeni askeri yardım mutabakatına onay verdi.
Son olarak bu hafta yaşananlar, durumu daha da net ortaya koydu. ABD'nin, İsrail'in ısrarıyla İran'a yönelik bir operasyon planlaması ve Tahran yönetiminin müzakerelerde Lübnan ateşkesini şart koşması sırasında İsrail'in Lübnan’a saldırması, ABD Başkanı Joe Biden’ı çileden çıkardı. Edinilen bilgilere göre Biden, Netanyahu ile telefonda görüşerek sert tepki gösterdi ve küfürler savurdu.
Değişmeyen Destek: Kurumsal Yapının Gücü
Üç farklı başkan, üç farklı ideoloji ve otuz yıl boyunca değişmeyen bir tablo: Netanyahu ve İsrail’den duyulan bıkkınlık, öfke ve çaresizlik. Buna karşılık, kesintisiz devam eden silah yardımları, siyasi ve maddi destekler. Bu tutarsızlığın temelinde, ABD siyasi sisteminin yapısı yatıyor. Başkanların Netanyahu’ya yönelik öfkesi kişisel olsa da, Amerika’nın İsrail politikası kurumsal bir yapı içinde işliyor.
Amerikan Kongresi'nin 435 Temsilci ve 100 Senatörden oluşan yapısı, İsrail'e destek konusunda tam bir mutabakat içinde. Büyük silah satışlarını kesmek veya yardımı durdurmak için Kongre’nin onayı gerekiyor. Bir başkan, tek başına bu dengeyi değiştirmekte zorlanıyor. Ancak İsrail’in çıkarları söz konusu olduğunda Kongre, hatta mevcut hükümet, süreci bypass edebiliyor.
Kongre Neden İsrail Yanlısı? Seçim Finansmanının Rolü
Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, seçim finansmanında yatıyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında Kentucky'de yapılan bir Temsilciler Meclisi ön seçiminde, yedi dönemdir görev yapan Thomas Massie'ye karşı, Trump ve siyonist lobinin desteklediği Ed Gallrein yarıştı. Massie’nin “suçu”, İsrail’e koşulsuz askeri yardıma karşı çıkması ve İran savaşını sorgulamasıydı. 34 milyon doları aşan harcamasıyla ABD tarihinin en pahalı ön seçimi olan bu yarışta, lobi gruplarının ve İsrail lobisinin harcadığı para dikkat çekiciydi. Lobi, 15 milyon dolara ulaşan payıyla, yapay zeka üretimi videolar dahil olmak üzere Massie aleyhine yoğun bir kampanya yürüttü.
Bu seçim, İsrail lobisinin parayla Amerikan siyasetini nasıl şekillendirdiğinin somut bir örneği oldu. Massie’nin düşürülmesi, diğer potansiyel muhaliflere “bedeli var” mesajı veren sembolik bir güç gösterisiydi. Lobi, Miriam Adelson gibi tek bir donörün milyarlarca dolarlık servetiyle, harcadığı paranın karşılığını fazlasıyla alıyor.
Kamuoyunda Değişim: Demografik Dönüşüm ve Lobiye Tepki
Ancak kamuoyunda İsrail’e yönelik algı değişiyor. Pew Araştırması'na göre Amerikalıların yüzde 60'ı İsrail'i olumsuz değerlendiriyor. Gallup verileri de bu eğilimi destekliyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail’e sempati düşerken, 50 yaş altı Cumhuriyetçilerin bile yüzde 57'si İsrail'i olumsuz buluyor.
Bu demografik dönüşüm, nesiller arası yapısal bir kopuşu işaret ediyor. Hristiyan topluluklar arasında da İsrail'e verilen destek aşınıyor. İsrail güçlerinin Gazze'deki kiliselere yönelik saldırıları ve Kutsal Kabir Kilisesi'ne yönelik engellemeler, Hristiyan-Siyonist blok içindeki fayları derinleştiriyor.
Lobi, bu İsrail karşıtı eğilimi parayla yavaşlatsa da tersine çevirmesi zor görünüyor. AIPAC Tracker gibi platformlar, siyonist lobinin harcamalarını anlık olarak kamuoyuyla paylaşıyor. Bu şeffaflık, “Yabancı etkiye teslim olan Kongre” söylemini güçlendiriyor ve hem solda hem sağda taban buluyor. Lobi ne kadar açık harcama yaparsa, sistemin sorgulanması da o kadar güçleniyor.
Netanyahu'nun Oyunları ve Gelecek Perspektifi
Netanyahu, kendi yargı sürecinden kurtulmak ve İsrail’i sürekli savaşta tutarak politikalarını sürdürmek için hareket ediyor. Ancak ABD başkanlarının ve kamuoyunun artan tepkisi, uzun vadede bu denklemi değiştirebilir. Kamuoyu dönüşümünün hızı, genç seçmenlerin sandık başına gitmesi ve lobi faaliyetlerinin daha görünür hale gelmesi, İsrail lobisinin harcadığı her doların artık daha az meşruiyet satın almasına neden oluyor. Döngünün kırılacağı zaman belirsiz olsa da, bu yöndeki işaretler giderek belirginleşiyor.



