15 Temmuz'da İstanbul'u İşgalden Kurtaran Şehit Albay Sait Ertürk'ün Kahramanlık Hikayesi
15 Temmuz hain darbe girişiminde İstanbul'un işgalini önlemek için canını hiçe sayan Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk'ün ailesi, o gece yaşananları ve bilinmeyen detayları ilk kez anlattı. Albay Ertürk, darbecilerin en kritik üslerinden birine müdahale ederek tankların çıkışını durdurmuştu.

15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin seyrini değiştiren olaylarda, İstanbul'un işgalini önlemek için canını feda eden Piyade Kurmay Albay Sait Ertürk'ün kahramanlık destanı, ailesi tarafından ilk kez gün yüzüne çıkarıldı. Kendi inisiyatifiyle darbecilerin önemli üslerinden olan 66. Mekanize Zırhlı Piyade Tugay Komutanlığı'na müdahale eden Albay Ertürk, vatanı için gösterdiği cesaretle tarihe geçti. O gece yaşananlar ve bilinmeyen detaylar, şehit albayın eşi Ceylan Ertürk tarafından anlatıldı.
Tatil Planı Yerine Şehadet Mevzisi
15 Temmuz gecesi, Albay Sait Ertürk, ailesiyle birlikte bayram tatili için plan yapıyordu. Eşi Ceylan Ertürk ve çocukları o dönemde Akçay'da ailesinin yanındaydı. Normalde pazar günü ailesinin yanına gelerek tatillerini birleştirmeyi planlayan Albay Ertürk, ülkenin içinde bulunduğu tehlikeyi televizyondan öğrendi. Zeytinburnu'ndaki lojmanında bulunan Albay Ertürk, durumu anında kavrayarak görev başına geçti.
Ceylan Ertürk, o gece yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: "Eşim İstanbul'daydı, biz Akçay'da bayram tatili için hazırlanıyorduk. Televizyonda birden bire askeri hareketliliği görünce büyük bir endişe yaşadık ve hemen onu aradık. O da durumu fark edip hemen harekete geçti."
Tankları Durdurma Görevi ve Tugay'a Müdahale
Lojmandan çıkışına ilk başta izin verilmese de vatan savunması için tereddüt etmeyen Albay Ertürk, silah arkadaşı Albay Davut Ala ile irtibata geçti. Çevredeki mülki amirler ve emniyet güçleriyle koordinasyon sağlayarak lojmandan çıkan iki komutan, darbe girişiminin Avrupa Yakası'ndaki kilit noktalarından biri olan 66. Mekanize Zırhlı Piyade Tugay Komutanlığı'na doğru yola çıktı. Bu tugay, stratejik önemi ve barındırdığı mühimmat nedeniyle darbeciler için büyük bir potansiyel taşıyordu.
Eşi Ceylan Ertürk, Albay Ertürk'ün tugaya gitme nedenini şöyle açıkladı: "Sait'in Albay Ala ile oraya gitmesinin sebebi tankları durdurmaktı. Daha önce orada görev yapmıştı ve tugayın gücünün farkındaydı. Oradaki yaklaşık 3 bin askerin kontrolsüz bir şekilde dışarı çıkarılmasını engellemek istiyordu."
Kahramanlık ve Şehadet Anı
Tugay merkezine ulaşan Albay Ertürk ve beraberindeki timler, tankların ve zırhlı araçların kışla dışına çıkışını engellemeyi başardı. Ancak ilerlerken darbeci bir grupla karşılaştılar. Teslim olmaları yönündeki çağrıya direnişle karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı. Bu çatışmada ilk olarak polis memuru Serdar Gökbayrak şehit düştü. Arkadaşına yardım etmek için hamle yapan Albay Sait Ertürk, hainlerin açtığı ateş sonucu sağ tarafından aldığı tek kurşunla şehit oldu. Aynı çatışmada Albay Davut Ala ise ağır yaralandı.
Albay Ala, o anları şöyle anlattı: "Silaha karşılık veriyordum. Silahım tutukluk yaptı zannettim ama parmağımın olmadığını fark ettim. Tetiği tutan parmağım kopmuştu."
Vasiyeti ve Bıraktığı Miras
Şehadet haberinin ardından Albay Ertürk'ün çantasından çıkan el yazısı notu, onun vatan sevgisinin ve devletine olan bağlılığının en çarpıcı kanıtı oldu. Notta şu ifadeler yer alıyordu: "Yüzümü yere baktıracak bir sebep olmadıkça devletimin cezası da ödülü de birdir benim için." Bu sözler, onun hayat felsefesini ve görev aşkını özetliyordu. Şehit Albay Sait Ertürk, geride onurlu bir isim ve vatanı için feda edilmiş bir ömür bırakarak milletimizin kalbinde ölümsüzleşti.

