Müsavat Dervişoğlu'ndan Seçim Vurgusu: Sandık Tek Çözüm
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin sorunlarının çözüm adresi olarak milli iradeyi ve seçim sandığını işaret etti. Dervişoğlu, rekabetin demokratik yollarla sonlandırılması gerektiğini belirtti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik atmosferde çözümün milli iradeden geçtiğini vurguladı. Dervişoğlu, siyasi rekabetin ve toplumsal gerilimlerin ancak demokratik yollarla, yani seçim sandığı başında sonlandırılması gerektiğini ifade etti. Milletin vicdanında ve kararında tecelli edecek sonucun, her türlü tartışmayı aşan nihai karar olduğunu belirtti.
Dervişoğlu, yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin mevcut sorunlarına dikkati çekerek, bu sorunların aşılması için temel yolun milletin kendi geleceğine sahip çıkmasından geçtiğini dile getirdi. Bu sahiplenmenin en somut ve demokratik yolu olarak da seçimleri gösterdi. Siyasi partilerin ve liderlerin, millete hizmet yarışında olduğunu hatırlatan Dervişoğlu, bu yarışın nihai sonucunun mutlaka sandıkta belirlenmesi gerektiğini söyledi. Sandığın, milletin sesinin en net duyulduğu, iradesinin en güçlü şekilde tecelli ettiği yer olduğunu belirtti.
Parti olarak, ülkenin karşı karşıya olduğu meydan okumaların farkında olduklarını aktaran Dervişoğlu, bu meydan okumaların üstesinden gelmenin ancak birlik ve beraberlik içinde, demokratik ilkelerden taviz vermeden mümkün olacağını kaydetti. Milletin beklentilerine cevap verecek politikalar üretmenin önemine değinen Dervişoğlu, bu politikaların hayata geçirilmesinde de yine milletin onayının ve desteğinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Bu nedenle, her zaman olduğu gibi, yine seçimlerin ve milletin vereceği kararların merkezde olduğunu ifade etti.
İYİ Parti'nin siyasi duruşunun daima demokrasi, hukuk devleti ve milli irade ekseninde şekillendiğini belirten Dervişoğlu, bu değerlere bağlılıklarının devam edeceğini söyledi. Siyasi mücadelenin ve rekabetin her zaman var olacağını ancak bu mücadelenin sonunda kazananın her zaman millet olması gerektiğini savundu. Milletin, kendi iradesiyle seçeceği yöneticilerle ülkesinin geleceğini tayin etme hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın kutsal olduğunu sözlerine ekledi.


