Gündem

Klinik Psikolog Mısri'den Kaygı Açıklaması: Baş Etmenin Yolu Şimdiki Anda Kalmak

Klinik Psikolog Buğra Mısri, kaygının biyolojik ve psikolojik etkenlerle ortaya çıktığını belirterek, çocukluk deneyimlerinin yetişkinlik üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Mısri, kaygıyla başa çıkmanın anahtarının şimdiki ana odaklanmak olduğunu vurguladı.

Elif K.1 dakika okuma0 görüntülenme
Klinik Psikolog Buğra Mısri, kaygı ve başa çıkma yöntemleri hakkında açıklama yapıyor.
Klinik Psikolog Buğra Mısri, kaygı ve başa çıkma yöntemleri hakkında açıklama yapıyor.
Paylaş:

Klinik Psikolog Buğra Mısri, kaygının nedenlerini ve bu durumla başa çıkma yollarını açıklayarak, bireylerin daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri için önemli bilgiler paylaştı. Katıldığı "İyilik İyileştirir" adlı programda Mısri, kaygının hem biyolojik hem de psikolojik faktörlerin birleşimiyle ortaya çıktığını belirtti.

Kaygının Kökenleri: Biyolojik ve Psikolojik Etkenler

Kaygı bozukluklarının temelinde yatan nedenlere değinen Klinik Psikolog Buğra Mısri, bu durumun yalnızca psikolojik bir rahatsızlık olmadığını, aynı zamanda vücudun biyolojik tepkileriyle de yakından ilişkili olduğunu ifade etti. Stres hormonlarının salgılanması, sinir sistemindeki değişimler gibi biyolojik süreçlerin kaygı ataklarını tetikleyebildiğini belirten Mısri, genetik yatkınlık gibi faktörlerin de bu süreçte rol oynayabileceğini ekledi. Psikolojik etkenler arasında ise travmatik çocukluk deneyimleri, erken yaşlarda yaşanan olumsuz olaylar ve öğrenilmiş çaresizlik gibi durumların yetişkinlikteki kaygı düzeyini artırabildiğini dile getirdi.

Çocukluk Deneyimlerinin Yetişkinliğe Etkisi ve Çözüm Yolları

Mısri, çocukluk döneminde yaşanan güven eksikliği, istismar veya ihmal gibi durumların bireyin ileriki yaşamında kaygı, güvensizlik ve depresyon gibi sorunlarla karşılaşmasına zemin hazırlayabileceğini vurguladı. Bu erken dönem deneyimlerinin, bireyin dünyaya bakış açısını ve ilişkilerini şekillendirmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Kaygıyla başa çıkma konusunda ise en etkili yöntemin, zihni geçmiş pişmanlıklar veya gelecek kaygılarından uzaklaştırıp tamamen "şimdiki ana" odaklamak olduğunu söyledi. Farkındalık (mindfulness) egzersizleri, meditasyon ve kontrollü nefes tekniklerinin, bireylerin anı yaşamasına ve kaygı verici düşünce döngülerini kırmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.

Klinik Psikolog Buğra Mısri, kaygının bir hastalık olarak ele alınması gerektiğini ve profesyonel destek almanın önemini vurguladı. Bireysel terapi, grup terapisi veya ilaç tedavisi gibi yöntemlerin, kaygı bozukluğu yaşayan kişiler için umut vadeden çözümler sunduğunu sözlerine ekledi.

Paylaş: