Gündem

Edirne Sarayı'nda Ortaya Çıkan Osmanlı Mühendisliği Hayran Bırakıyor

Sanat tarihçisi Prof. Dr. Engin Beksaç, Edirne Sarayı'ndaki kazı ve restorasyon çalışmalarını değerlendirdi. Sarayın, Osmanlı'nın ileri mühendislik ve mimarlık becerilerini sergilediğini belirtti.

Yönetici1 dakika okuma0 görüntülenme
Edirne Sarayı'nın tarihi dokusu ve mimari detayları
Edirne Sarayı'nın tarihi dokusu ve mimari detayları
Paylaş:

Sanat tarihçisi Prof. Dr. Engin Beksaç, Edirne Sarayı'nda devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sarayın, Osmanlı mühendisliği ve mimarisinin günümüze ulaşan en parlak örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Beksaç, Milli Saraylar Başkanlığı'nca yürütülen çalışmaların tarihi mirasın korunması adına büyük bir kazanım olduğunu ifade etti. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan altyapı sistemlerinin, Osmanlı'nın estetik kaygılarının yanı sıra ne denli gelişmiş bir mühendislik anlayışına sahip olduğunu gözler önüne serdiğini belirtti. Saray bünyesinde tespit edilen gelişmiş drenaj, havalandırma ve rutubet önleyici uygulamaların, dönemin teknik bilgi seviyesinin ne kadar ileri olduğunu kanıtladığını söyleyen Beksaç, bu yapıların ecdadın mühendislik dehasını gelecek nesillere taşıyan önemli belgeler olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Beksaç, Edirne Sarayı'nın uzun yıllar boyunca farklı ekiplerin çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılmaya çalışıldığını hatırlatarak, "Edirne Sarayı konusu, ecdat yadigârları arasında gerçekten ayrıcalıklı bir yapı olarak dikkat çekiyor. Milli Saraylar'ın bu çalışmalara dahil olması, saray için önemli bir dönüm noktası oldu" dedi.

Edirne Sarayı'nda yapılan kazı çalışmalarında rastlanan Osmanlı dönemine ait gelişmiş altyapı uygulamalarına dikkat çeken Beksaç, "Bu tür altyapı sistemlerini sadece Edirne Sarayı'nda değil, diğer bütün Osmanlı yapılarında ve büyük ecdat yadigârlarında da görmek mümkün" diye konuştu. Sarayda yürütülen kazılarda atık su kanalları, havalandırma sistemleri ve rutubeti önleyici uygulamaların tespit edildiğini vurgulayan Beksaç, "Bizim Edirne Sarayı'nda yapmış olduğumuz çalışmalarda sadece fosseptik çukurları değil, bunun dışındaki kirli suyu, atık suyu uzaklaştırmak için yapılmış olan çok çeşitli kanallara rastladık" ifadelerini kullandı.

Edirne Sarayı'nın sadece turistik bir mekan olarak değil, aynı zamanda milli ve manevi bir miras olarak görülmesi gerektiğini belirten Beksaç, "Edirne Sarayı esasında bir ecdat yadigârı. Yani onun turistik katkısından önce bizim için onun manevi ve ulusal, milli bir değeri var" değerlendirmesinde bulundu.

Paylaş: