130 Yıl Sonra Bulundu: Nesli Tükenmemiş 'Yitik Türk Lalesi' Amasya'da Ortaya Çıktı
Amasya'da doğa gezisi sırasında tesadüfen keşfedilen ve 130 yıldır doğada görülmeyen 'Tulipa Sprengeri' cinsi lale, bilim dünyasında heyecan yarattı. Uzmanlar, bitkinin korunması için bölgenin gizli tutulacağını belirtti.

Amasya'nın doğal güzellikleri arasında kaybolduğu düşünülen ve 130 yıldır bilim insanları ile doğa tutkunları tarafından aranan 'yitik Türk lalesi', emekli kapıcı Ercan Eftelioğlu'nun tesadüfi keşfiyle yeniden gün yüzüne çıktı. 1896 yılından beri doğada görülmeyen 'Tulipa Sprengeri' türü lale, Amasya'nın zirvesindeki dağlık arazide bulundu.
Daha önce 1892 yılında Alman bahçıvan Mühlendorff tarafından toplanıp 'Tulipa Sprengeri' adıyla bilim dünyasına tanıtılan ve en son 1896'da doğada rastlanan bu nadir lalenin Anadolu'daki varlığının sona erdiği kabul ediliyordu. Bitki, Avrupa'da ise sadece birkaç özel bahçede süs bitkisi olarak yaşamını sürdürebilmişti. Hatta Türkiye Bitkileri Listesi kitabının kapağında yer alan fotoğrafı, bu gizemli lalenin varlığına işaret ediyordu.
İl merkezindeki bir apartmanda kapıcılık yapan 51 yaşındaki Ercan Eftelioğlu, hafta sonu arkadaşlarıyla çıktığı doğa gezisinde, çiçeklere olan merakıyla bilinen bir isim. Eftelioğlu'nun gözüne çarpan ve daha önce fotoğraflarını gördüğü kayıp laleye benzeyen çiçekleri görüntülemesi, olayın bilim dünyasına duyurulmasını sağladı. Kendisine ulaşan fotoğrafları inceleyen Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Müdürü Salih Sercan Kanoğlu, durumu Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Eker ile paylaştı. İki uzman, vakit kaybetmeden Amasya'ya gelerek bitkinin bulunduğu alanı yerinde inceledi. Yapılan tespitler sonucunda, 130 yıl önce kaybolduğu sanılan 'yitik lale'nin aslında doğada yaşadığı doğrulandı.
Keşfi yapan Ercan Eftelioğlu, doğada vakit geçirmeyi sevdiğini belirterek, “Çok mutluyum. Aradan 130 yıl geçmiş, bitki ilk defa bana denk geldi” dedi. Bu keşfin kendisi için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu ifade etti.
Uzun yıllardır bu bitkiyi Anadolu'da arayan bilim insanlarından Prof. Dr. İsmail Eker, “Birçok yerli ve yabancı araştırmacı bu bitkiyi bulmak için bölgeye gelirdi, ancak bugüne kadar hiç izine rastlanmadı. Bu bitkinin kayıp olduğunu sanıyorduk. 130 yıl sonra aslında kaybolmadığını, yaşadığını görmekteyiz. Bundan sonraki süreçte bitkiyi koruma altına alıp yaşatmaya çalışacağız” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Eker, 'yitik lale'nin diğer lalelerden ayıran özelliklerine de değindi. Diğerlerine göre daha geç çiçek açtığını, uzun boylu ve huni şeklinde parlak kırmızı renklere sahip olduğunu belirtti. Çiçeğin içindeki anter adı verilen başlıkların ve ince iplikçiklerin kırmızı renkte olmasının, bu latenin yakın türlerden kolayca ayırt edilmesini sağladığını ekledi.
Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Müdürü Salih Sercan Kanoğlu ise, bitkinin bulunduğu alanın konumunun gizli tutulmasının önemine dikkat çekti. Kanoğlu, “Bu lale yüzde 100 yitik lale. Zamanında biz de aradık ama bulamamıştık. Hep yanlış yere bakıyormuşuz. Bitkiyi bulan Ercan beye madalya, ödül verilmeli. Çünkü birçok kişi buradan geçip gitmiştir. Ancak bitkinin yitik lale olduğunu Ercan bey fark etti” ifadelerini kullandı. Kanoğlu ayrıca, 'Amasya lalesi' olarak da anılan bu türün, 'Yitik Lale Gurbetten Sılaya Dönüyor Projesi' kapsamında İngiltere'den Türkiye'ye getirilen tohumlarından üretilip 2 yıl önce Amasya'da toprakla buluşturulduğunu hatırlattı. İstanbul'daki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde çoğaltılan 45 bin tohumun, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle farklı noktalara ekildiği projenin aynı hassasiyetle devam edeceğini sözlerine ekledi.


